Diyetisyenler

postheadericon Genetiğiyle Oynanmış Besinler ve Gıdalar (GDO)

Genetiğiyle Oynanmış Besinler ve Gıdalar

Genleriyle oynanmış yiyeceklerin büyük miktarlarda satılması kimya/ genetik
endüstrilerinin karlarını artırıyor. Genetik araştırmaları için harcadıkları
milyarlarca doları geri kazanmak istiyorlar. Stratejileri, genlerini değiştirdikleri
yiyecekleri en hızlı şekilde piyasaya sürmek.

ABD Tarım Bakanlığı, FDA, bunların varlıklı destekçileri, genetik mühendisliği
şirketleri dünyadaki açlık sorununu çözmeye çalıştıklarını iddia ediyorlar.
Ancak biraz daha dikkatli bakılınca gerçek hedefleri görülebiliyor. ABD hükümeti varlıklı ve fakat sorumsuz destekçilerinin en yüksek refah seviyesinde kalmasına çalışıyor. İkinci hedef de, biyoteknoloji şirketlerinin global yiyecek piyasasını deneysel üretimleriyle kontrol etmeleri. Devletlerin büyük şirketleri korumaya alışmalarını anlayabiliyoruz. Şirketlerin kar elde etmeye çalışmalarını da. Ama,biyoteknoloji şirketleri bu hedeflere ulaşırken ürünlerinin uzun vadedeki etkilerini görmezden geliyorlar.

Biyoteknoloji şirketlerinin yiyeceklerin genleriyle oynama sebepleri şunlar:
Ürünün raf ömrünü uzatarak karlarını artırmak, kimya endüstrisinin böcek ilaçlarıyla ve yabani ot ilaçlarıyla uyumlu bitkiler üreterek karlarını artırmak,
daha pahalı satılan (ama içinde kendi yabani ot ilacını barındırdığı için çiftçiye cazip gelen) tohumlar üreterek karlarını artırmak.

Gerçek bilim ve sahte bilim

Eğer bütün bu kurumları Dr. Frankeşgıda yönetiyor olsaydı, şeytani kumpaslarının ismi “bilim” olamazdı.
Çünkü hiçbir zaman, aile soframıza koyacağımız yiyeceklerin güvenliğini
test etmezdi. Gerçek bilim ise “bilimsel metot” ile çalışır.
Bilimsel metot teoriyle pratiğin uyup uymayacağını görmek için
testler yapar. Yeni bir teknolojinin insanlar için güvenilir
ve faydalı olduğu uzun bir zaman test edildikten sonra market raflarına konabilir. Gerçek bilim, insanları deney faresi gibi kullanmaz. Burada da, biyoteknoloji şirketlerinin aynı
Dr. Frankeşgıda gibi işler yaptığını görüyoruz. İnsana ne etki edeceği araştırılmamış deneysel yiyecekler, üzerinde hiçbir uyarı etiketi taşımadan bütün dünyaya satılıyor.

Biraz da genetik mühendisliği şirketlerinin geçmişine bakalım. Mesela, Monsanto. Geçmişte neler yaptığına bakarak bugünü ve geleceği hakkında da bir fikrimiz olabilir.

Monsanto, Vietnam Savaşı sırasında “Agent Orange” ismi verilen biyolojik bombanın bir parçasını 2,4,5-T’yi üretti. Bu bomba insanları öldürdü. Monsanto, kanser riski taşıdığı ve üreme sistemine zarar verdiği için
ABD’de 1976 yılında yasaklanan PCB (poly-chlorinated-
biphenyls)’nin de tek üreticisi idi. Bugün yapılan araştırmalar çok küçük dozlarda çocuklarda
gelişim bozukluklarına sebep olduğunu gösteriyor. Bütün insanlar şu anda vücutlarında bir
miktar PCB taşıyor çünkü bu madde “lipofilik” ve gıda zincirinde çoğalıyor.
Bunun anlamı şu: Dünyadaki bütün canlıların fizyolojilerine yavaş yavaş yayılıyor. Monsant
suni kimyasal tatlandırıcı Aspartam’ın da sahibi ve üreticisi. NutraSweet markasıyla pazarlanan
bu ürünü kanser riski ile ilişkilendirilen bir ilaç olmasına karşın kanundaki boşluklarla bir gıda
katkı maddesiymiş gibi satılıyor. Monsanto, ABD Tarım Bakanlığı ve FDA, tüketicilerin sütüne
rBGH (bovine growth hormone) hormonu katmak için işbirliği yaptı. Bu hormon inekleri hasta
etmekle ve kanser risklerini artırmakla ilişkilendiriliyor. Şimdi de,
Monsanto ve diğer biyoteknoloji şirketleri yiyeceklerimizin genlerini değiştirmek istiyor. Yiyeceklerimiz konusunda
bu şirketlere güvenebilir miyiz?

Bu şirketler şu ana kadar sadece patatesin genleriyle oynamadılar. Domates, mısır, soya, kabak,kanola, pamuk ve sütün genlerini de değiştirdiler. Biyoteknoloji şirketleri yaptıklarının uzun
zamandır uygulanan melezleme ve aşılama pratiğinin doğal, normal bir uzantısı olduğunu iddia ediyorlar. Aslında gerçeğe bakarsak, daha önce hiç görülmemiş garip bir teknolojiyi insan ırkı üzerinde deniyorlar. Dr. Frankeşgıda bu günleri görseydi çok memnun olurdu…

Bu yiyecekler bütün dünyaya pazarlanıyor. Birçok hükümet safiyane bir şekilde Amerikan
hükümetine, Tarım Bakanlığı’na, FDA’ya güvendiği için ABD ne derse onu yapıyor. Böylece,
bütün dünyadan insanlar deney faresi gibi, kendilerine ne etki edeceği bilinmeyen yiyeceklerle
besleniyor.

Nasıl korunabilirsiniz?

Bu konuda daha fazla bilgilenerek sevdiklerinizi koruyabilirsiniz. Genetik mühendisliği kullanan
ürünleri ve markaları öğrenerek bunların boykot edin. Hükümetinize, yöneticilerinize, bu
deneysel yiyecekleri yemek istemediğinizi söyleyin.
Medyaya, televizyonlara, gazetelere yazın.

Genetik mühendisliği kullanan ürünler:

Coca Cola (mısır şurubu (nişasta bazlı sıvı şeker) ve/ veya Aspartam)
Fritos (mısır)
McDonalds patates kızartması (patates)
Nestle çikolata (soya)
NutraSweet (Aspartam)
Kraft salata sosları (kanola yağı)
Similac bebek maması (soya)
Land o Lakes tereyağı (rBGH)

(Not: Bu kısa liste 1997 yılında yazarın yakalayabildikleri. Günümüzde bu listenin sayfalarca
olacağını söylemeye gerek bile yok.)

Genetiği değiştirilmiş yiyecekler:

Domates: Bakteriden elde edilmiş “kanamycin” direnç genleri, virüsler, dil balığı ve Kuzey Atlantik midyesi DNA’ları ile genetik mühendisliği ürünü.
Patates: Bir böceğin (wax moth) DNA’sı ile genetik müheldisliği ürünü.
Bacillus thuringiensis bakterisinin DNA’sı ile kendi böcek ilacını içinde üretiyor.

Mısır: Kimyasala böcek ilacı glufosinat’ın yüksek miktarlarına toleranslı olması için genleriyle oynandı. Bacillus thuringiensis bakterisinin ve bir virüsün DNA’sı ile birleştirildi.

Soya: Monsanto bir bakterinin genleriyle soyanın genlerini birleştirdi. Böylece Monsanto’nun ürettiği kimyasal böcek ilacı (glyphosate)’na dayanıklı hale geldi.

Kanola yağı: California şalgamı, değişik virüsler ve bakterilerin DNA’ları ile birleştirildi. Bu genetik mühendisliğinin sonucunda daha fazla laurik asit üretiyor.

Pamuk çekirdeği yağı: Arabidopsis bakterileri ve virüslerden DNA aktarıldı. Bromoxynil isimli
kimyasal böcek ilacına dayanıklı hale getirildi. Bromoxynil insanlarda doğum anomalilerine sebep oluyor.

Bu yiyeceklerin genetik mühendisliğiyle üretilmiş olanları, etiketlerinde hiçbir bilgi taşımayacağı için normal yiyeceklermiş gibi ABD’de marketlerde satılıyorlar. Eğer sizin ülkenize de ABD veya Kanada’dan bu ürünler geliyorsa bunları yemekten veya içinde bunların kullanıldığı paketli ürünleri yemekten kaçının. Mümkün olduğunca, organik yiyeceklerle beslenmeye çalışın. Kendiniz bir şeyler yetiştirmek isterseniz sadece organik tohum kullanın.

Mısır ve soyaya dikkat:

Mısır ve soyaya özellikle çok dikkat etmek lazım çünkü birçok paketli üründe kullanılıyorlar.
İçeceklerde, asitli meşrubatlarda, tatlı yiyeceklerde, şekerlemelerde ve aspirinde bulunan mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, fruktoz ve fruktoz mısır şurubundan kaçının. Mısır yağı, mısır nişastası, mısır unu, karbonat, kabartma tozu, glikoz şurubundan uzak durun. Soyadan uzak durun.
Soya unu kullanılan hamur işleri, pizza, kurabiye, kek, makarna, et ürünleri (mesela Big Mac), tofu, soya sütü, bebek maması, gofret, margarin, dondurma, kedi-köpek maması, hazır salata sosları, soya sosu, lesitin ve soya lesitini yemeyin. Bu liste toplam 30 bin üründen
uzak durun anlamına geliyor.

Süt ve peynir:

Monsanto’nun genetik mühendisliğiyle ürettiği rBGH hormonu ineklerin daha fazla süt vermesine sebep oluyor ve korkunç derecede mastit (meme iltihabı)’e sebep oluyor. Bu hasta ineklerin devamlı doktor gözetimi altında olması gerekiyor ve antibiyotiklerle tedavi ediliyorlar. Sütleri yüksek oranda cerahat içeriyor. İnsanlarda kanser riskini artıran rBGH içeriyor.

Peynir satın alırken organik mayayla yapılmış olanları satın alın.
Günümüzde çoğu peynir genetik mühendisliği ürünü “chymosin” isimli mayayla yapılıyor.

Hamur işleri:

Bazı ekmek ve hamur işlerinde genetik mühendisliği ürünü enzimler veya diğer maddeler kullanılıyor. “Dough conditioner”, “amylase”, “catalase” ve “lactase” gibi maddelerden uzak durun.

Et, tavuk, balık:

Modern çiftliklerde büyüyen çoğu hayvan genleri değiştirilmiş yemlerle besleniyor. Üstüne üstlük,
hastalıklı ve ölmüş hayvanlardan elde edilmiş korkunç karışımlar yediriliyor. Bugün yenebilecek en güvenilir et ve tavuk organik yemlerle beslenenler.
Çiftlik balıklarından da uzak durun.

Diyetisyen Perran Aydemir


SİPARİŞ VE BİLGİ HATTI
Medikal Blok Medikal
Medikal Kozmetik Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Adres : Osmanağa Mah Rıhtım Cad. Reşit Efendi Sok No : 45 /A Kadıköy – İSTANBUL
İletişim : 0216 405 28 28 – 0216 405 28 29
Fax : 0216 405 28 30
Mobil : 0530 286 53 43
Mail : omronmedikal.net@gmail.com