Alerji astım

postheadericon Alerji

Alerji
Allerji vucudumuzun bağışıklık sisteminin çevremizde bulunan ve zararlı olmayan bazı maddelere karşı, ki bunlara allerjen denir, aşırı  şeklide ve anormal bir reaksiyon vermesidir. Bu aşırı reaksiyonun neden vucud tarafından verildiği hala tam ve kesin olarak bilinmemektedir ve zaten alerji teriminin iatince de ki anlamı “tuhaf, anlaşılmaz, anormal” olarak kullanılmaktadır. Bağışıklık sistemimiz çevremizde bulunan ve vucudumuza burun, nefes yolları, barsaklar ve deriden giren yabancı ve zararlı maddelere karşı yaşamı devam ettirmek için engelleyici reaksiyonlar verir. Bu reaksiyonla bağışıklık sistemi hücreleri zararlı maddeleri ortadan kaldırır yada girmelerini engeller. Alerjide ise bağışıklık sistemi bundan bir miktar farklı bir yolla ve vucud için zararlı olmayan maddelere karşı ancak vucud için zararlı olan aşırı bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon allerjinin görüldüğü organda kronik bir yangı şeklinde devam eder ve bazen geriye dönüşümsüz değişikliklere yol açabilir.
Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir. Bu antijen, allerjik bir durum geliştirirse, o zaman antijene allerjen adı verilmektedir.
Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani “allerji gelişimine yatkın” bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar.
Polenler
Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.
Polenler, çayır-ot (grass) polenleri, ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.
Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır
Mantar sporları (küf)
Mantarların sporları allerjeniktir. Genellikle orta ısıda ve bol rutubetli yerlerde çoğalırlar.Ev dışında (bitkiler, hayvan artıkları ve toprak üzerinde) ve ev içinde (ıslak zeminler, duşlar, banyo örtüleri, klima ve nemlendirici cihazlar üzerinde) bulunabilirler.
Bunların kesin bir mevsimsel periyodu olmamakla birlikte ilkbaharda sıcakların artmasıyla çoğalırlar ve ilk soğuklarla kaybolurlar.
Ev tozu akarları (mite)
Akarlar gözle görülemeyen, çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen, ev tozu içinde yaşayan canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir. Akar allerjenleri yastık, yatak, halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması, hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır.Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır.
Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.Bir gram ev tozu içinde 100-500 adeti canlı olmak üzere, yaklaşık olarak 19.000 adet akar bulunmaktadır. Yetişkin akarlar ortalama 6 hafta yaşarlar. Dişi akarlar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası 4 hafta içinde yetişkin akara dönüşür.
Hayvan allerjenleri
Önceleri hayvanlara ait allerji vakaları daha çok kırsal kesimlerde görülürken, evde hayvan besleme alışkanlığında artış nedeniyle bugün şehirlerde yaşayan insanlarda da hayvan orijinli allerjenlere duyarlılık önemli ölçüde artmıştır. Kedi ve köpek allerjenleri en sık karşılaşılan allerjenlerdir.
Hayvan orijinli antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygındır. Kedi allerjenleri asıl olarak hayvanın salyasında bulunmakta ve tüyleri üzerinde taşınmaktadır. Bu allerjenler oldukça yapışkan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diğer yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler. Hayvanın uzaklaştırılmasından aylar sonra bile allerjenlerin etkileri devam etmektedir.Kuş tüyü allerjilerinin bir zaman çok önemli olduğu sanılıyordu. Ancak kuşlar daha çok tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamları sağladıkları için allerji gelişimine ve şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kuş tüylerine ait olan allerjenik vasıf tüyler eskidikçe kaybolmaktadır.
Önceleri at kılına allerji sıkça rastlanmaktaydı. Ancak günümüzde bu olay sadece at binenlerde veya at bakıcılarında gelişmektedir.
Rinit nedemektir: Burun içini döşeyen mukozanın her türlü iltihabına rinit denir, Eger bu iltihaba alerji neden olmuşsa alerjik rinit denmektedir.
Özellikle eski binalarda ve birden fazla ailenin yaşadığı apartman türü yapılarda hamamböceği allerjenlerinin bulunması kaçınılmaz bir gerçektir. Hamamböceklerinin tamamen ortadan kaldırılması da çoğu kez mümkün olmamaktadır.
Hamamböceği allerjenleri ile duyarlılaşmış bir kişi hamamböceklerinin yaşadığı bir ortama girdiğinde allerjik şikayetleri ortaya çıkmaktadır.
Bu haşarelerin yaşamlarını sürdürmelerinde iki temel gereksinim ortamda nem ve gıda artıklarının bulunmasıdır.
Her ne kadar alerji denilince akla deride kaşıntı, burun akıntısı ve hapşırma gelse de allerjenin etkilediği organa göre bir çok farklı alerjik hastalık vardır. Bunların başında allerjik bronş astımı, alerjik burun ve göz nezlesi (saman nezlesi, bahar nezlesi ve tibbı adıyla alerjik rinokonjoktivit), besin alerjisi, ilaç alerjisi, deri alerjisi (bebeklik egzeması, egzema ve tıbbi adıyla atopik dermatit), hayvan alerjisi,böcek alerjisi ve çalışılan ortamdaki maddelere karşı olan mesleki alerjiler gelmektedir. Buna neden olan çevrede bulunan allerjen genelde ev içi allerjenler ve ev dışı allerjen olarak ikiye ayrılır. Bu ayırımın nedeni allerjen tipine göre alerjik hastalığın tipinin ve bulgularının değişmesidir. Örneğin en sık ev içi allerjen olan ev tozunda bulunan ve akar denilen böcekciklerdir. Akarlar tüm yıl, dört mevsim boyunca alerjiye neden olurlar. Buna karşın ev dışı allerjenlere en iyi örnek ot, ağaç ve çiceklerin polenleri olup daha çok bahar mevsimlerinde alerjiye neden olur. Tabiki besin, ilaç ve böcek gibi bu sınıflamaya tam girmeyen allerjenlerle de karşılaşma değişik zamanlarda ve ortamlarda olabilir.
Yukarıda anlatıdığı gibi alerji vucudun bağışıklık sisteminin çevrede bulunan allerjen denilen maddelere karşı anormal ve aşırı bir şekilde reaksiyon vermesiydi. Bureaksiyon alerjik bünyeye sahip kişide allerjen ekarşı verilirken, aynı ortamda aynı amdde ile aynı miktarda karşılasa bile alerjik bünyeye sahip olmayan bir kişi bu reksiyonu vermemektedir. Bunu temel nedeni allerjen akrşı verilen reaksiyonda anne babadan gelen kalıtsal bir allerjik yatkınlığın olmasıdır. Bu yatkınlığın olması nedeniyle bebeklik döneminde itibaren çevredeki allerjenlere karşı vucud duyarlı ve reaktif hale gelmekte ve daha sonra yineleyen karşılaşmalar nedeniyle alerjik hastalık gelişimini tamamlamaktadır. Ayrıca tabiki hastalığın gelişmesi ve doğasını tamalaması için çevrede yeterli allerjen konsantrasyonu bulunmalıdır. Bu nedenle alerjik hastalıklara genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen kronik hastalıklardır. Bu nedenle insandan insana bulaşmazlar ve taşınmazlar. Ailesel yatkınlık için en önemli gösterge allerjik hastalığa sahip olan anne babanın çocujlarında allerjik hastalığın normal toplumdaki çocuklara göre daha yükseksıklklta görülmesidir. Örneğin genel olarak bir toplumdaki alerjik hastalık sıklığı ve riski toplam olarak (alerjik astım, saman nezlesi….) ortalama % 20 olarak gözlenirken, alerjik hastalığa sahip olan çocuğun riski % 45’ e, eğer hem anne hem de baba alerjik hastalığa sahip iken bu risk % 70’ e çıkmaktadır. Ayrıca bilinmesi gerekirki bir kişi ev tozu akarına karşı alerjik iken diğer bir kişinin niçin sadece polene karşı alerjik olduğunun nedeni de genetik yatkınlıktır.
Genetik yatkınlık ve çevredeki allerjenin bir araya gelmesi ile önce vucudda bebeklik döneminden ititbaren bir duyarlılaşma oluşur. Bu duyarlılık sonucu bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılmaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor kan dolaşımı ile vucudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır. Eğer allerjen vucuda bir daha ulaşırsa hemen onu tanır ve çok şiddetli bir reaksiyon verir. Bu reaksiyon esnasında bağışıklık hsisteminden salgılanan binlerce madde allerjenin etki yarattığı organda anormal şiddette bir alerjik yangı oluşturur ve hastalığın bulgularının çıkmasına neden olur. Bu eğer alerjik yangı burunda ise hapşırma, burun akıntısı, burun kaşıntısı, gözlerde yanma sulanma ile karakterli olan saman nezlesine, akciğerde bronşlarda ise hırıltılı nefes alıp verme, nefes darlığı ve koyu balgam çıkarma ile ortaya çıkan alerjik bronş astımına, deride ise kaşıntı, kızarıklık ve kuruluğa neden olan alerjik egzemaya, barsakda ise karın ağrısı, ishal, kusma ve barsaklar dışında bir çok bulguya neden olan besin alerjisine  vs neden olur alır. Alerjiye neden olan bağışıklık sistemimizin çevremizdeki allerjenlere olan anormal ve şiddetli reaksiyonu olduğu ve bağışıklık sistemi hücreleri vucudumuzda kan dolaşımı olan her yerde olduğu için alerji bulguları yalnızca o oarganda değil bir çok ayrı organda görülebilir. Örneğin sadece migren tipi başağrıları, göğüs ağrıları, hareketesiz yaşama isteği, inatçı öksürük, sık sık ve uzun süreli nezle olma, çocuklarda büyüme de gerilik gibi bulgular da alerji nedenli olabilir.

http://medikalsatisnoktasi.com/index.php?route=product/search&keyword=asp

Detayli bilgi almak veya siparis vermek icin tiklayiniz.







REKLAM
Firma Rehberi E-Sirket.com Sektörel Firma Rehberi Sağlık Güzellik Siteleri Firma Rehberi Firma Rehberi Gazeteler bulursun.com