Astım

postheadericon Oksijen Konsantratörleri

PlusMed Oksijen Konsantratörü PlusCON 7F-5
Solunum zorluğu çeken hastlarımız için
Daha küçük ve kompakt dizayn.
Kullanıcı için kolay kullanım.
Sessiz çalışma özelliği.
Kolay taşıma için tutma kolu.
Ayarlanabilir oksijen akışı oranı.
Elektrik kesintisi, düşük/yüksek basınç durumlarında
devreye giren sesli ve görsel alarmlar.
Oksijen konsantrasyonu: % 90 (% ± 3.
Cihazın toplam çalışma süresini görüntüleme özelliği.
Sürekli kullanım için uygun.
Hava akış oranı: 1-5 l/dk.
Boyutlar: 71,1 x 35,6 x 40,6 cm.
Ağırlık: 26,3 kg.
2 yıl garanti ve Teknik servis
.
Ürün fiyatı : 1150 tl + % 8 KDV
plusmed_oksijen_konsantratoru
Galena Oksijen Konsantratörü 7F – 5
Oksijen tedavisinin üç genel yolu vardır.
Oksijen evinize, çeşitli boyutlardaki silindirik tüpler içerisinde,
gaz veya tanklar içerisinde sıvı olarak gelir.
Oksijen tedavi için üçüncü yol ise Oksijen Konsantratörü
(Oksijen Üretme Makinesi)kullanmaktadır.
İlk iki yolda oksijen içinde bulunduğu
kabın limitleri ile sınırlıdır ve genellikle pahalıdır.
Oksijen Üretme Makinesi, yüksek fiziksel oksijen üretme teorisini uygular.
Oksijen Üretme Makinesi havadaki oksijen ve nitrojeni,
normal hava sıcaklığında moleküler elekten geçirerek ayırır,
böylece tıbbi amaçla sürekli ve bedelsiz bir kullanım sağlar.
İstenen yere taşınabilir.
Oksijen Yoğunluğu : ≥ 90%
Oxygen Flux : 1 – 5 L/min
Output Pressure : 0.04 – 0.05 Mpa
Fazla basınç alarmı
Gürültü : ≤ 55 dB(A)
Kullanılabilecek Güç : AC220 + 22V, 50 + 1 Hz
.
Ürün fiyatı : 1350 tl + % 8 KDV
oksijen_konsantratoru_7F - 5
Galena Oksijen Konsantratörü Longfian Jay-05
5 litrelik oksijen çıkışı
Işıklı LCD ekran
Oksijen durum göstergesi
Arıza durum göstergesi
Enerji kesinti uyarısı
2 yıl garanti
Jay serisi medikal oksijen konsantratör modeli,
emme basınç değişim prensibiyle çalışmaktadır. 
Bu prensibi sabit sıcaklıkta oksijen ,nitrojen ve diğer gazları 
havadan ayırt edebilir.
Cihaz açılır açılmaz,medikal standart düzeyinde olan oksijeni 
havadan ayırt eder. 
Oksijen saf fiziki yöntemiyle ortaya çıkartılmaktadır. 
Konsantratör güvenli,düşük maliyetli ve kesintizsiz ayarlanabilir 
oksijen akışıyla iki hastaya aynı anda oksijen sağlayabiliyor.
.
Ürün fiyatı : 1350 tl + % 8 KDV 
galena-oksijen-cihazi
oksijen_konsantratoru_JAY-5_longfian
 

Oksijen tedavisinin üç genel yolu vardır. 

Oksijen evinize, çeşitli boyutlardaki silindirik tüpler içerisinde, 
gaz veya tanklar içerisinde sıvı olarak gelir.( Oksijen tüpleri ) 
Oksijen tedavi için üçüncü yol ise Oksijen Konsantratörü 
(Oksijen Üretme Makinesi) kullanmaktadır. 
İlk iki yolda oksijen içinde bulunduğu kabın limitleri ile sınırlıdır
Oksijen Üretme Makinesi, yüksek fiziksel oksijen üretme 
teorisini uygular.
Oksijen Üretme Makinesi soluduğumuz havadaki oksijen ve nitrojeni, 
standart hava sıcaklığında moleküler elekten geçirerek ayırır, 
böylece tıbbi amaçla sürekli ve bedelsiz bir kullanım sağlar. 
Mobil olarak ( Tekerleklidir ) İstenilen yere taşınabilir. 

Oksijen Konsantratörü Oxylive

Oksijen gaz formunda renksiz, sıvı ve katı halinde ise soluk mavi renktedir.
Kimyasal tepkimeye çok açıktır ve binlerce organik bileşimde yer alan
bir molekül olup, birçok elementle tepkimeye girer.
Tüm bitki ve hayvanların solunumunda gerekli ve birçok yanma
olayı için de ortamda olması zorunludur.
Atmosferik Hava
Soluduğumuz hava yaklaşık olarak 78% Azot, 21 % Oksijen, 0.9% Argon
ve geri kalanı iz gazlardan oluşur. Oksijen gazını ortam havasından
ayırmanın en ekonomik yolu PSA
(PSA, “Pressure Swing Adsorption” = Basınç Salınımıyla Emilme)
Teknolojisini kullanmakla mümkündür.
Bu teknolojinin kullanıldığı en yaygın uygulama
“Oksijen Konsantratörü”dür. Bu sistemde; atmosferden alınan hava,
filtrelerden geçirilerek moleküler eleğe gönderilir. Hava basınçlandırılmış
olarak moleküler eleğe girince, Azot tutulur ve Oksijenin geçmesine izin verilir.
Çıkan Oksijen flow metre üzerinden geçerek istenilen ayarda dışarıya verilir
(Nazal Kanül/Oksijen Maskesi ile hastaya).
Eleklerde tutulan Azot, egzost sistemi sayesinde belirli aralıklarla dışarı atılır.
Ürün Tankından uygun basınca getirilen,
%90-95 saflıktaki Oksijen, istenilen akış ayarı
Flowmetre üzerinden sağlanarak çıkışa ulaşır.
Nemlendiriciden geçirilen Oksijen Nazal Kanül veya
Oksijen Maskesi aracılığıyla hastaya verilmesi sağlanır.
Oxylive ve OxylivePLUS Oksijen Konsantratörleri
Bu cihazlar uzun dönem oksijen tedavisi için tasarlanmış olup,
kesintisiz ve ekonomik olmasından dolayı daha çok evde kullanılmaktadır.
Bu tip cihazların farklı kapasite ve
büyüklükte olanları ise endüstride kullanılmaktadır.
Bu cihazların en cazip özelliği dolum gerektirmemesidir.
OXYLIVE, atmosferdeki havayı moleküler eleklerden
geçirerek oksijeni diğer gazlardan
ayıran ve oksijen tedavisinde gerekli olan yüksek konsantrasyonda
oksijeni sürekli olarak sağlayan bir cihazdır.
Dolum gerektirmemesi nedeniyle oksijen tüpünün hastalara getirdiği
maddi ve manevi yük ortadan kaldırılmıştır.
0-5 It./dakika arası oksijen verebilmektedir.
İçerisinde bulunan mikroişlemci sayesinde tüm kontrollerini
otomatik olarak yapmakta olup elektrik kesintisi, basınç düşmesi,
hava kaçağı, elektronik arıza, mekanik aksamdaki arızalar,
aşırı ısınma ve basınç artması gibi durumlarda sesli ve ışıklı alarm vermektedir.
Yeni kompakt dizaynı ve tekerlekli yapısı sayesinde taşınması kolaydır.
Üzerinde bulunan nemlendirici sayesinde hastaya verilen oksijen nemlendirilir.
Bol yedek parça ve teknik servis imkanlarına sahiptir.
Oksijen Konsantratörü Teknik Özellikleri :
Elektrik İhtiyacı 230 Volt / 50 Hz
Güç Gereksinimi 370
Watt Çıkış Basıncı 8.50 psi (=0.57 Atm = 586 milibar)
Çıkış Akışı 0-5 Litre / Dakika (0.5 Litre / Dakikanın katları)
Ağırlık 22.3 Kg Net Gürültü Seviyesi -48 dBA
Tıbbi Cihaz Sınıfı IIa Ölçüler 675 X 600 X 230 mm (Yükseklik X Genişlik X Derinlik)
SGK Ödemesi Olup SGK Mensuplarından Fark Talep Edilmemektedir.

http://medikalsatisnoktasi.com/oksijen-konsantratoru

postheadericon Kompresörlü Nebülizatör

Kompresörlü Nebülizatör GALENA
Cihaz Etkin İlaç Tedavisi Sağlar.
Nebülizatör Tek Tuşla Çalışır.
Kolay Taşınabilir.
Tüm Yaşlardaki İnsanların Kullanımına Uygundur.
Tam Nebulizatör Kiti İçerir.
İki Saklama Bölmesi Bulunur.
Lateks İçermez.
Kolay Temizlenir.
Hafifdir rahat taşınır.

İstanbul içinde kapıya teslim : 65.00 tl dir.
galene-solunum

postheadericon Cpap Cihazı

Cpap nedir.
Cpap cihazı ve Cpap cihazı fiyatları 
Belirli bir düzeyde obstruktif uyku hastalığı olan ve operasyonun
yetersiz olacağı hastalarda hava yolunun gece sürekli açık
kalmasını sağlamak için CPAP cihazı kullanılmalıdır.
CPAP ( Continous Positive Airway Pressure )
cihazı havayı doktorunuz tarafından belirlenen basınçla
burun maskesi aracılığıyla hava yoluna ileterek,
kasların gece boyunca çökmesi engeller.
Hava yolunun açık kalmasının sonucunda oksijen düşmeleri
engellenmiş olacaktır. Üst solunum yollarındaki daralmanın
bu bölgedeki kas tonusunun azalması ile başladığı, nefes alma esnasında
oluşan intraluminal 8 lümen- kanal içi negatif basınç ile
hava yolu duvarlarının içe doğru çekilmesinin kolaylaştığı
ve böylece hava akımı direncinin ilerleyici olarak artmasıyla
bu bölgede bir kapanmanın olduğu anlaşıldıktan sonra
bu daralmayı ortadan kaldırabilecek alternatif
tedavi yöntemleri araştırılmıştır.
Üst solunum yollarına uygulanacak sürekli pozitif bir basıncın
bu kapanmayı ortadan kaldırabileceği düşüncesiyle
Sullivan ve arkadaşları, buruna takılan bir maske aracılığıyla nazal
( burun ) yoldan Üst Solunum Yoluna sürekli pozitif basınç vererek
farenks duvarındaki bu kapanmayı ve dolayısıyla
apneyi engellemeyi hedeflemişlerdir.
Bu düşüncenin başarıyla uygulanması sonucunda 1981 yılından itibaren
CPAP (Sürekli pozitif hava yolu basıncı) hastalarda kullanılmaya başlanmıştır.
CPAP Cihazın teknik özellikleri:
CPAP portatif bir cihazdır ve yüksek devirli bir jeneratör içerir.
Bu jeneratör sayesinde sıkıştırılmış haldeki oda havası pompalanarak hava akımı oluşturulur.
Bir çeşit körük sistemi oluşturan CPAP cihazı düşük dirençli
bir hortum ve hortumun ucundaki maske aracılığıyla hastanın
üst solunum yollarına sürekli pozitif basınçlı hava verir .
Bu basınç 2-20 cm H2O arasında değişecek şekilde ayarlanabilir ve dakikada 20 – 60 lt akım verebilir.
Tüm bir solunum siklusu boyunca basıncı sabit tutmak için alet,
soluk verme sırasında basınç arttığı ölçüde akımı azaltır,
nefes alma sırasında basınç düştüğü ölçüde akımı artırır
böylece üst solunum yollarında sürekli sabit basınç sağlanmış olur.
Maskenin burun çevresine, hava kaçağına izin vermeyecek
ama hastanın konforunu da bozmayacak şekilde yerleştirilmesi gerekir.
Bir çok gelişmiş CPAP ‘ cihazları genellikle nemlendirici veya
O2 ilavesine olanak tanıyan düzenekler içerir.
CPAP tedavisi sırasında gerek maske kenarlarından gerekse
hastanın ağzını açmasından kaynaklanan hava kaçağı söz konusu olabilir.
Hava kaçağı hem gerekli CPAP basıncının yetersiz kalmasına hem de hastanın
konforunun bozulmasına yol açar. Uygun boyutta maske seçimi ve
maskenin burun çevresine gerektiği gibi yerleştirilmesi ile kaçak engellenir.
Hastanın ağzını açması ise ya gereksiz yere verilen fazla yüksek basınca,
ya da çene kaslarının hipotonisi nedeniyle uyku sırasındaki istemsiz açılmaya bağlıdır.
Eğer çene kaslarının hipotonisi nedeniyle oluyorsa,
ağzı kapalı tutmaya yarayan çenelik denen kumaş
bantlarla çene sabit tutulabilir.
Ağız açıklığı önlenemiyorsa ağız ve burnu birlikte
kaplayan yüz maskesi kullanılabilir.
Burun ve yüz maskesine uyum gösteremeyen
klostrofobik hastalarda sadece burun deliklerine yerleşen ve
burun üzerinde hacim oluşturmayan nasal prongs” ya da “
nasal pillows” denen maske tipleri kullanılabilir.
CPAP Cihazının faydaları nelerdir:
Uykuda solunum normale döner ve horlama durur.
Kandaki oksijen seviyesi normale döner.
Rahat bir uyku geri gelir.
Yaşam kalitesi artar.
Kalp hastalıkları ve yüksek kan basıncı riski azalır.
OTOMATİK CPAP (APAP, AUTO CPAP, OTOCPAP) TERAPİSİ:
Otomatik pozitif havayolu basınç (APAP) terapisi, hastalara
en düşük basınç ile terapi
verirken hastanın ihtiyaçları doğrultusunda
basınç gücünü azaltıp / arttırabiliyor.
APAP’ın en büyük özelliklerinden biri ise, basınca bağlı birçok yan etkiyi minimalize etmesidir;
Burun kuruluğu, Sinüslerin dolması, Boğaz rahatsızlığı ve uyku bölünmeleri.
APAP ile standart CPAP karşılaştırıldığında, APAP yaklaşık %37 daha az basınç ile
CPAP ile aynı etkin tedaviyi sağlayabildiği gösterilmiştir. APAP cihazları,
nefes alıp vermeyi nefes başına monitör ederek hastanın ihtiyaç duyduğu
basıncı ihtiyaç duyduğu anda vererek sağlar. Bu cihazlar hastanın nefes durumunu, insparatuar
(nefes alma) akış  zaman eğrisine göre hesaplar. Düzleşmeye başlayan bir eğri (grafik)
üst solunum yollarında ki obstrüksiyonu belirtir. Akış zaman eğrisini takip edip, tepki vererek,
APAP’lar uyanmaları ve nefes almada rahatsız edici aşırı değişimleri azaltır ve daha
iyi kalitede uymayı sağlar. Çalışmalar, apne ve hipoapnelerde akış  zaman eğrisini kullanmanın
daha efektif olduğunu göstermişlerdir.
Ve bu çalışmalarda titrasyon yaparken de akış zaman eğrisini kullanmanın, optimal basıncı
bulmakta etkin olacağını savunmuşlardır.
PROPORSİYONEL PAP’LAR:
En sık duyulan CPAP kullanıcı şikâyetleri, hastanın CPAP basıncına karşı nefes vermeye çalışırken
karşılaştığı zorluktur. Bunun sonucu da sık sık uyanmalara bağlı uyku bölünmesi ve
tedaviyi yarıda bırakmak oluyor. Proporsiyonel pozitif havayolu basıncı – flex teknolojisi olarak da bilinen,
ekspirasyon anında basıncı düşürerek, komplians artırır. Proporsiyonel PAP’lar da
Standart CPAP gibi aynı şekilde titre edilir – fakat hastanın ekspirasyon da ki hava
akımını ölçerek ekspirasyon basıncını ona göre düşürür (ayarlar).
Bu azalan basınç hastanın nefes başına hava akımına bağlı olarak değişkenlik göstermekte.
Fakat hastanın en iyi nefes yolu desteğinden yararlanmasını sağlamak amaçlı, her nefes verişten sonar,
CPAP tekrar ayarlanan CPAP basınç ayarlarına geri döner. Lehigh Valley Hastanesi’de yapılan
bir 30 hastalık bir çalışmada, proporsiyonel PAP, standard CPAP ile karşılaştırıldığında,
uyku kalitesi üzerinde anlamlı üstünlükler göstermiştir.
Ayrıca, Chest dergisinde yayınlanan bir makalede, 3 aylık dönem içinde proporsiyonel
PAP kullanan obstruktif uyku apnesi hastalarında, standart CPAP ile karşılaştırıldığında,
gecede ortalama 1 saat 42 dk daha fazla kullanım gözlemlenmiştir. Ve proporsiyonel
PAP kullanan hastaların, 6 aylık süreç boyunca tedaviye devam etme olasılıkları, standart CPAP’dan 3.8 kat
daha fazla olduğu belirtilmiştir.
EKSPİRASYON BASINÇ AZALTMA:
CPAP terapisinde kompliansı arttırıcı en son yeniliklerden biriside ekspirasyon basınç azaltma –
böylelikle hastanın rahatı arttırılırken tedavi etkinliğinden taviz verilmiyor. ekspirasyon basınç azaltma modu,
hastanın ekspirasyonunu fark ettiğinde, cihaz motor hızını düşürerek hastanın rahat nefes vermesini sağlar.
Hastalar kendilerine en uygun ekspirasyon basıncını bulabilmek için
3 farklı basınç seçeneklerinden birini seçebiliyorlar: 1, 2 yada 3 cm H2O.
Cihazın gecikmeli rampa seçeneği ile hastalar uykuya dalmaya çalışırken ve uykunun
en hafif olduğu dönemde ve CPAP hava yolu basıncına karşı nefes vermenin
en zor olduğu dönemde bu fonksiyonu kullanabilirler. Rampa etkisi bittiğinde
cihaz ayarlanmasına bağlı olarak, ya ayarlanmış CPAP değerlerine geri döner ya
da bütün gece boyunca ekspirasyon basınç azaltma” sistemi çalışabilir.
ekspirasyon basınç azaltma sistemi ayrıca destek özelliği ile hasta uyku
etabını yada pozisyonunu değiştirdiğinde – farklı ve ani değişiklikler gerçekleşebilir
(horlama yada normal nefes akışı ile bağlantısı olmayan değişiklikler)
bu tür zamanlarda ekspirasyon basınç azaltma özeliği anında durur ve basınç CPAP ayarlarına döner
nefes alıp verme normale dönünce ekspirasyon basınç azaltma özeliği tekrar başlar.
En son özellik ise ekspirasyon basınç azaltma”nın hastanın 15 sn ve
daha fazla süren nefes vermeme durumlarında durması – burada cihaz uygun görülen
CPAP ayarlarına geri döner ve hastanın bir sonraki inspirasyonuna kadar da bu değerlerde kalır.
Bİ-LEVEL TERAPİSİ (BPAP):
CPAP’ın tersine, hasta inspirasyonunda (nefes almasında) bi-level PAP’ın basıncı artarak yükselir ve
ekspirasyonda azalarak düşer. Bu tedavinin amacı merkezi uyku apnesinde zayıf nefes alma modelini
desteklemektir ve tetiklemektir.
Bazı BPAP cihazları, hasta belli bir zaman nefes almadığında hastaya suni solunum sağlar
(bi nevi Ventilasyon cihazı görevi görür).
BPAP cihazları ekspirasyon basınç düşürme konusunda en fazla esnekliği gösterir.
BPAP’lar 2 farklı pozitif hava yolu basıncı sağlar: inspiratori pozitif havayolu basıncı
(IPAP) ve ekspiratori pozitif havayolu basıncı (EPAP) – bu iki basınç arasındaki fark çoğunlukla
basınç destek değeri olarak bilinir. BPAP’ın diğer proporsiyonel PAP ve ekspirasyon
basınç azaltma modelleri arasındaki en belirgin özelliği bu basınç destek değerinin
çok daha fazla olabilmesi. Sofistike BPAP modelleri spontane (S) ve zaman ayarlı (T) modelleridir
bu formatta, hasta belirlenen zaman dilimleri içinde nefes alıp vermezse, mekanik trigger
(tetikleme) etkisi ile suni solunum sağlanır. BPAP cihazları, CPAP kullanıcısının
dakikada minimum solunum sayısını gerçekleştirmesi sağlar.
Önemli uyarılar:
1. Geceyatağa gitmeden kısa süre önce TV izlerken veya kitap okurken takın.
2. Cihazınızın rampa ayarı varsa mutlaka kullanın, uykuya geçiş zamanınıza
göre ayarlayın ama rampayı gereksiz yere uzun tutmak da zarar verici olabilir.
3. CPAP’ı her gece ve her uyuduğunuzda (gündüz şekerlemeler de dahil)
kullanın. CPAP’ı kullanmak üst solunum yolunuzda ödemi gerileterek cihazı
daha rahat kullanmanızı sağlar. Cihaza ara vermek veya önerilenden
az kullanmak uyku apne sondromu komplikasyonlarının gelişme oranını artırır.
4. Yeni CPAP cihazları oldukça sessizdir ama yine de gürültüden rahatsız oluyorsanız
CPAP’ı yatağın altına koyabilirsiniz, bu ses sorununu azaltacaktır.
5. Maskeniz kaçak yapmayan en az sıkılıkta olmalıdır. Bunu da en iyi siz ayarlayabilirsiniz.
Özellikle burun sırtınıza yük binmesini önleyerek maskenin kafa bandlarını özenle
ayarlayarak maskenin cildinize tam oturmasını sağlayın.
6. Hafif bir burun tıkanıklığınız (konjesyon) varsa buruna salin solüsyonu (tuzlu su) kullanınız.
Bu amaçla eczaneden serum fizyolojik damla alabileceğiniz gibi okyanus suyu adı
altında satılan spreyleri de kullanabilirsiniz.
7. Burun tıkanıklığı daha ciddi ise burun veya sinüslerdeki konjesyon için bir dekonjestan kullanınız.
Burun tıkanıklığı dekonjestanlara rağmen düzelmiyor ise bir KBB hekimine başvurabilirsiniz, veya
konjesyon nezle gibi bir sebebe bağlı ise kendiliğinden düzelene kadar CPAP’a ara verebilirsiniz.
8. CPAP cihazınıza uygun bir ısıtıcı nemlendirici kullanınız. Bu solumanızı daha konforlu hale getirecektir.
9. Eğer geleneksel burun maskeleri ile sorun yaşıyorsanız burun yastıkçığı denilen maske tiplerini deneyebilirsiniz
10. Maskenizi, hortumu ve kafa bandını haftada
1 kez yıkayarak temizleyin, yıkarken bebe şampuanı tercih etmeniz önerilir.
11. CPAP filtrelerini önerilen zamanlarda kontrol ederek temizleyin
veya değiştirin.
12. Uyku doktorunuzla ve CPAP cihazını aldığınız firma ile yakın temasta olun.
Sizin için en iyi cihazı, maskeyi ve aksesuarları seçtiğinizden emin olun.

postheadericon Astım Hastalığı

Astım Hastalığı
Astım, hava yollarının (bronşlar ) mikrobik olmayan ve kronik iltihabıdır.
Vücut mikropları yenmek için gösterdiği reaksiyonun benzerini hava yollarında da gösterir.
Fakat şunu da belirtmekte fayda var, bu reaksiyon sürecinde mikrobik bir etken yoktur.
Ancak reaksiyon sonucunda hava yolları daralır ve aşırı duyarlı hale gelir.
Astım, çoğunlukla alerjik zeminde gelişen bir hastalıktır.
Alerji; bazı maddelere karşı aşırı bir duyarlılık durumudur.
Alerji semptomları, vücudun bağışıklık sisteminin yabancı bir maddeye (antijen )
yanıt vermesi ile başlar ve bağışıklık sistemi alerjenin vücuda giriş yaptığı yere antikor gönderir.
Astım Allerjik Bir Hastalık mıdır?
Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda allerjik zeminde gelişen bir hastalıktır.
Bilhassa çocuklukta başlayan astım için bu daha belirgindir. Ancak,
Kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım olmasından ayrı bir şeydir.
Diğer allerjik hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker)
astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım olmayabilir.
Aksine astımı olduğu halde allerjisi olmayabilir.
Astım Kimlerde Görülür?
Astım, erkek-kadın herkeste; çocuk-erişkin her yaşta ve dünyanın hemen her yerinde rastlanan bir hastalıktır.
Astım Sık Rastlanan Bir Hastalık mıdır?
Astımlı hastaların sıklığı coğrafi bölgelere, yaşam koşullarına ve sosyo-kültürel özelliklere
bağlı olarak toplumdan topluma farklılık göstermektedir.
Toplumda yaşayanların %10’dan daha fazlasında görüldüğü
bildirilen yöreler yanında %1’den az sıklıkla rastlanıldığı bölgeler söz konusudur.
Ülkemizde de durum aynıdır. Ortalama sıklığın %5-6 civarında olduğu tahmin edilmektedir ki,
ülkemiz koşullarında bu, her 3-4 evden birisinde bir astımlı hastanın yaşadığı anlamına gelmektedir.
Astım İrsi Bir Hastalık mıdır?
Bazı hastalıklar genetik geçişlidir. Anne veya babadan ilgili genetik kodu alan
kişilerde çevresel değişkenler ne olursa olsun hastalık mutlaka ortaya çıkar.
Bazı hastalıklar ise tamamen çevresel koşullara bağlı olarak gelişir.
Astım bu iki grup hastalıktan farklıdır. Hastalığın ortaya çıkmasında
hem genetik yatkınlık hem de çevresel faktörler birlikte rol oynar.
Her iki belirleyici de hastalığın ortaya çıkmasında tek başına yeterli değildir.
Astımlı Anne veya Babanın Çocukları Astımlı Olarak mı Doğar?
Anne ve babası yada bunlardan birisi astımlı olan çocuklarda astım görülme olasılığı
toplunda görülen astım sıklığından biraz daha fazla olmakla birlikte,
böyle bir çocuğun mutlaka astımlı olacağı söylenemez.
Ailede astım vb allerjik hastalıklar varsa doğacak çocukların korunması amacıyla
uygun çevresel koşulların sağlanması yararlı olacaktır.
Hangi Çevresel Faktörler Astıma yol açmaktadır?
Astıma neden olan, astım gelişimine katkıda bulunan veya astımlı kişilerde
nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır.
Bunlardan bazıları kaçınılabilir, düzeltilebilir durumlardır.
Tüm dünyada, ev tozu akarları ile evde beslenen kedi gibi hayvanlar;
hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşereler ve küf mantarları en sık rastlanan astım nedenleridir.
Polenler (ağaç, ot,çimen), aspirin gibi ilaçlar ve bazı iş yerlerinde maruz
kalınan mesleki uyarıcılar da astımla sonuçlanan allerjik duyarlılığın gelişimine yol açarlar.
Ayrıca sigara dumanıyla temas, solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği,
bazı gıdalar ile bunlara ilave edilen katkı maddeleri de bilhassa erken çocukluk döneminde
astım gelişimine katkıda bulunurlar. Bu nedensel ilişki gösteren
faktörlerin tümüne ilveten iklim değişiklikleri (sisli, yağışlı, kapalı havalar),
psikojenik stresler, egzersiz gibi değişkenlerin ise astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir
iken astımı olmayanlarda bu yönde etkileri yoktur. Yine sinüzit, burunda polipler,
yemek borusuna mide asidinin geri kaçak yapması gibi bazı durumlar astımlılarda
sık görülmekte ve hastalığın tedavi ve kontrolünü güçleştirmektedirler.
Meslek İle Astım Arasında Bir İlişki Var mı?
Evet. Astım bazen bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkabilir.
En sıklıkla fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler, kereste ve mobilya işinde,
gıda sektöründe çalışanlar olmak üzere bir çok iş kolunda işyeri ortamında
karşılaşılan bazı maddelere bağlı olarak astım gelişir.
Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanlarında veya işyerinden
uzakta geçirilen günlerde azalması, aynı işyerinde birden çok kişide benzer yakınmaların
görülmesi meslek astımını düşündürmelidir. Böyle hastaların meslek değiştirmesi
veya aynı işte başka bir alanda çalışması, maske kullanması gerekebilir.
Astımın Mevsimlerle İlişkisi
Bazı allerjenlerin mevsimle ilişkili olarak ortaya çıktığı veya yoğunluğunun arttığı bilinmektedir.
Diğer bazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Mevsimsel allerjenler daha çok polenlerdir.
Ancak değişen nem ve ısı gibi iklim koşullarından etkilendikleri için ev tozu ve küf mantarı gibi
diğer allerjenlerin yoğunluğu da mevsimlere göre dalgalanmalar gösterir.
Buna bağlı olarak allerjik astımlıların bazılarında belirli mevsimlerde yakınmalar artabilir,
hatta sadece bu dönemde hastalık ortaya çıkıp daha sonra tamamen normale dönebilir.
Tetik Faktör Ne Demektir?
Astımlı kişiler çoğu zaman kendilerini tamamen normal hissederler ve hiçbir şikayetleri yoktur.
Oysa bazen durup dururken aniden tıkanabilirler ve çok zor dakikalar, saatler, günler geçirebilirler.
Şikayetlerin ortaya çıktığı bu dönemlere astım nöbeti, atağı, krizi diyoruz.
Bazı hastalarda nöbeti başlatan faktörler belli iken diğer bazılarında ise bilinemez.
Örneğin çoğu astımlı koşma, merdiven çıkma gibi eforlar sırasında tıkanmaktadır.
Sigara, çeşitli toz kimyasal dumanlar, kokuların solunması,
kalp-tansiyon ve romatizma ilaçlarından bazılarının kullanılması,
grip vb viral hastalıklara yakalanmak, ağlama-gülme gibi emosyonel davranışlar,
yağışlı şimşekli iklim koşulları gibi bir çok durum astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir.
Oysa bunların astımı olmayanlarda hatta diğer bazı astımlılarda ise aynı yönde bir etkileri olmaz.
Astımı olanların kendileri için geçerli olan tetik faktörleri tespit edip bunlardan
kaçınmaları hastalıklarının tedavisinde çok önemlidir.
Bölgemiz Astım Açısından Fazla Risk Taşımakta mıdır?
Nemli, bol yağışlı ve ılıman iklimi, zengin bitki örtüsü nedeniyle yukarıda
bahsedilen ve en sıklıkla astım nedeni olan ev tozu akarları, polenler ve küf mantarları gibi
havayla taşınan allerjenler bakımından çok elverişli koşullar taşıması ve sigara içme oranlarının
yüksek olması nedeniyle Doğu Karadeniz Bölgesi astım için riski fazla bir yöre olarak görünmektedir.
Astımın Belirtileri Nelerdir?
Astım çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Göğüste tıkanma, öksürük, hırıltılı solunum diğer rastlanan şikayetlerdir.
Her hastada bunların hepsi bir arada olmayabilir ve bazen sadece öksürükle veya nefes alıp verirken
hırıltı, hışırtı şeklinde bir ses şeklinde belirti verebilir.
Bu Şikayetler Mutlaka Astım Hastalığına mı Bağlıdır?
Hayır. Astım dışında da bir çok hastalığın seyri sırasında benzer yakınmalar olabilir.
Şikayetlerin zaman zaman nöbetler şeklinde ortaya çıkması ve bir müddet sonra kendiliğinden
veya tedaviyle tamamen düzelmesi çok tipiktir. Geceleyin, bilhassa sabaha doğru uykudan
uyandıracak şekilde bu yakınmaların görülmesi astımın karakteristik özelliğidir.
Yukarıda bahsedilen tetik faktörlerle nöbetlerin başladığının öğrenilmesi teşhise çok yardımcı olur.
Yukarıda sayılan şikayetlerden bir yada birkaçına sahip olan ve yakınmaları
uzun sürüp tekrarlayan kişilerin mutlaka astım yönünden bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Astımım Olduğundan Şüpheleniyorum Ne Yapmalıyım?
Astım tanısı çok zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uzman bir hekime başvurursanız size astımınız olup olmadığını söyleyecektir. Ancak, bazı durumlarda astım teşhisi koymak biraz zaman alabilir ve bir süre hekim takibinde kalmanız gerekebilir.
Teşhis İçin Biyopsi, Kan Vermek, Endoskopi Yaptırmak Gibi Can Yakıcı İşlemler Gerekli mi?
Hayır. Astım teşhisi için canınızı yakacak hiçbir işleme gerek yoktur. Hekiminiz sizinle konuşarak, sizi muayene ederek, solunum fonksiyon testleri yaparak tanı koyabilir.
Solunum Fonksiyon Testleri Zor bir test midir?
Asla. Kişinin yapması gereken; bir ağızlık içerisinden bir derin nefes alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde üflemesinden ibarettir. Anında sonuç veren, hasta için hiçbir zarar veya risk taşımayan, hemen her yerde uygulanabilir bir işlemdir.
Pefmetre Cihazı Ne İşe Yarar?
Pefmetre astım teşhisi, astımın ağırlığının tespiti ve tedaviye cevabın değerlendirilmesi, astım nöbetlerinin şiddetinin ölçülmesi için kullanılan basit bir cihazdır. Her astımlı hastanın bir pefmetresi olmalı ve kullanımasını hekiminden öğrenmelidir.
Bu, hipertansiyonu olan hastanın evinde tansiyon aleti bulundurup
kendi tansiyonun kontrol edebilmesi gibi; astımlı hastanın da kendi hastalığını izleyebilmesine imkan verir.
Allerjik Deri Testleri Yaptırmalı mıyım?
Astım her zaman allerjik bir hastalık değildir. Deri testleri ise astım tanısında değil, sadece allerjik bir deri cevabının varlığı durumunda yararlıdır. Astımı olan kişilerin testleri negatif bulunabildiği gibi, deri testleri pozitif bulunan kişilerde de astım olmayabilir. Bu nedenle bu testlerin astım tanısında yeri yoktur.
Sadece tedaviye cevap vermeyen, atakları kontrol altına alınamayan astımlılarda tetik faktörlerin tespiti açısından gerek duyulduğunda yapılabilir. Yoksa gereksizdir.
Erken Teşhisin Astım İçin Bir Önemi Var mı?
Astım her hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır olabilir.
Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur.
Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında teşhis edilip,
uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişilerin
yaşamının sınırlanmaması, verim ve performansının düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen
nöbetlere girmemesi için hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye başlanması en doğrusudur.
Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalık mıdır?
Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.
Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta tedavi ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir.
Tedavi İle Astımdan Kurtulabilir miyim?
Tedavi ile astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür.
Özellikle çocuklukta şikayetleri başlayan astımlıların bir kısmında,
hastalık erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir.
Ancak daha sıklıkla, hastalar hastalıkları ile birlikte yaşamakta;
kendilerine önerilen tedavi ve tavsiyelere uydukları oranda önemli
bir yakınmaları olmamakla birlikte tedaviyi kestiklerinde
bir süre sonra daha hafif olarak yeniden şikayetleri başlamaktadırlar.
Nasıl ki yüksek tansiyonu olan bir hasta tuzsuz diyete uyup, ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça
tansiyonu yükselmemekte ancak, bunlara dikkat etmediğinde tansiyonu nasıl
yükselmekteyse astımlılar için de durum benzerdir.
Astım Tedavim Ne Kadar Sürecek?
Bu soruya herkes için geçerli bir cevap vermek mümkün değildir.
Tedaviyle hastalık kontrol altına alındıktan sonra tedavi yavaş yavaş,
basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen tamamen kesilebilir.
Kesildikten bir müddet sonra şikayetler yeniden başlarsa tedaviye tekrar başlanmalıdır.
Bazen ise uzun yıllar, yada devamlı olarak ilaç kullanmak gerekebilir.
Astım Nasıl Tedavi Edilir?
Astım, hasta hekim ve hasta yakınlarının (anne, baba, eş ve öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir.
Bu işbirliği olmaksızın sadece doğru ilaçların reçete edilmesiyle hastalık tedavi edilemez.
Tedavi uzun sürelidir.
Hasta hekimine güven duymalı, tavsiyelerine uymalı, ilaçlarını usulüne uygun şekilde kullanmalı,
düzenli olarak kontrollerini yaptırmalı, sorunu olduğuna hekimine kolayca ulaşabilmelidir.
Hastanın mutlaka konunun uzmanı bir hekimin kontrolünde olması gereklidir.
Hastalık yok hasta vardır özdeyişi astım için daha fazla geçerlidir.
Sonuç almak için astımı bildiği kadar hastasını da tanıyan, mesleğini,
ev ve işyeri koşullarını, almakta olduğu tedaviyi, hastanın geçmişte yaşadıklarını,
önceki tedavileri ve bunlara alınan cevapları, hastanın hangi ilaçlara
hangi dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen bir hekimin desteğine ihtiyaç vardır.
Hasta ve Yakınlarının Tedavideki İşbirliği Nasıl Sağlanır?
Bu hekimin hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta eğitimi sadece hastalık hakkında
bilgi vermekten ibaret olmayıp, hastanın hastalığı ile baş edebilmesi için gerekli her türlü bilgi,
beceri ve cesarete sahip kılınması sürecidir. Bu süreç belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış olmaz.
Aksine hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerleyen, gelişen bir olaydır.
Astımlı Hasta Hangi Konularda Eğitilmelidir?
Astım nasıl bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan nasıl korunulabilir?
Kriz anında ne yapması gerekir? Hangi ilaçları, nasıl, hangi aralıklarla, ne kadar süreyle kullanması gerekecektir?
Ne zaman kontrollere gelecektir? Ne zaman hekimini aramalıdır? Sprey ilaçları nasıl kullanacaktır?
Pefmetreyi nasıl kullanacaktır? Çalışabilir mi?, Spor yapabilir mi?, Gebe kalabilir mi?
Tüm bu konularda hem bilgilendirilmeli hem de uygulamalar ile beceri kazandırılmalıdır.
Hastanın hastalığına rağmen normal bir yaşam sürebileceği, krizleri önleyebileceği
ve tedavi edebileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel amaçlarından vazgeçmemesi
gerektiği konularında ise cesaretlendirilmelidir.
Tedavi ile Şikayetlerimin Geçmesi Yeterli midir?
Her ne kadar hastalar sadece şikayetlerinden kurtulmayı amaçlarlarsa da tedaviden amaç bundan ibaret değildir.
Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan,
hastanın akciğer fonksiyonlarını normale getirmeyen ve doğal, aktif yaşamına geri döndürmeyen
bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur.
Çünkü yakınmaları giderdiği için hasta kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakır,
doğru tedaviye başlamak için zaman kaybetmiş olur.
Astımımı Hangi İlaçlarla Tedavi Edebilirim?
Bu sorunuza ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunuzun doğru cevabını bulmak için
hekiminizin sizi muayene edip bir kaç kez kontrollerde sonucu gözlemesi gerekebilir.
Sizin için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve kontrolde yeterli sonuç alınmayabilir.
Bir astımlı hastaya verilen tedavi sizin için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir.
Astımlı Komşumun veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir miyim?
Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye farklılıklar gösterir.
Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler, hastalığın ağırlığı farklıdır.
Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı olabilir.
Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar değişebilir.
Kaç Türlü Astım Vardır?
Astımlı hastalar hafif-gelip geçici, hafif inatçı, orta ve ağır astım şeklinde dört gruba ayrılır.
Her bir grup için önerilen tedavi ayrıdır. Bunlardan başka hastalarda: mevsim astması,
meslek astması, egzersiz astımı, ilaç astması gibi nispeten farklı tedavi yaklaşımları gerektiren tablolar söz konusu olabilir.
Sprey İlaçları Kullanmak Zorunda mıyım?
Sprey türü ilaçlar astım tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.
Nefes yoluyla hap, şurup veya enjeksiyon şeklindeki uygulamalara göre daha
az miktarda ilaç kullanarak daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda
ilaçların istenmeyen yan etkilerinden kaçınmak mümkündür.
Çünkü, sprey şeklinde kullanılan ilaç sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada gösterir iken;
ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen ilaç, tüm vücuda dağılıp her yerde ve dolayısıyla etkili olması istenmeyen organlarda da
(kalp, böbrek vb) etkileri görülebilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkileri alındıktan sonra dakikalar içerisinde
hemen başlamakta iken; ağızdan veya enjeksiyonla verilen ilaçların etkilerinin gözlenmesi için saatler geçmesi gerekir.
Sprey İlaçların Alışkanlık Yaptığı, Ciğerleri Kuruttuğu Doğrumudur?
Hayır. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi bu ilaçların istenmeyen yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alınan veya enjeksiyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Çok daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık anlamında
alışkanlık yapması söz konusu değildir.
Sprey İlaçlar Güvenlimidirler?
Evet. Tüm dünyada uzun yıllardır çok yaygın olarak kullanıla gelmiş ilaçlardır.
Bebek, çocuk ve yaşlılar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastaları gibi ilaçların yan etkilerine daha duyarlı kişilerde
yan etkileri az olduğu için- bilhassa tercih edilmesi gereken formlardır.
Nefes Yoluyla Alınan Toz Şeklindeki İlaçlar ile Sprey İlaçlar Arasında ne Fark Vardır?
Nefes alma sırasında ilacın solunum yollarına ulaştırılması esasına dayanan üç türlü İlaç uygulama formu vardır.
Bunlar: ölçülü doz spreyler, kuru toz inhalatörler ve nebülizör formlarıdır. Her üçü esasta aynı olmasına karşılık,
birbirlerinden bazı küçük farklılıkları da söz konusudur. Kuru toz inhalatörler sprey ilaçlardan farklı olarak itici gaz içermezler, ozon tabakasına zararlıtarafları yoktur. İlaç dışı madde içermediklerinden allerjik ve irritatif yan etkilere rastlanmaz. Kullanımları daha kolay olup sprey ilaçları kullanamayanlarda tercih edilirler.
Sprey İlaçları Kullanmakta Zorluk Çekiyorum, Bunu Nasıl Aşabilirim?
Bu eğitimle aşılabilir. Hekiminizin size bu ilaçların nasıl kullanıldığını bizzat anlatması, göstermesi ve size uygulatarak gözetleyip yanlışlarınızı düzeltmesi gereklidir. Sprey ilaç öncelikle çalkalanmalı, kapağı çıkarılıp oturur durumda veya ayakta iken
baş bir miktar geriye doğru kaldırılmalı ve nefes verilip akciğerlerimiz boşaltıldıktan sonra ağızlık kısmı aşağıda tüp yukarıda olacak şekilde dudaklar ağızlık kısmının çevresini boşluk kalmayacak şekilde kavramalı ve tüp içinden derin, güçlü ve uzun süreli bir nefes alınmaya başlanmalıdır. Burada önemli olan nefes almaya başlar başlamaz gecikmeden ilacın serbestleştirilmesidir. Nefes alma süresinin sonuna doğru veya nefes verme sırasında yada henüz nefes alınmaya başlamadan önce ilacın serbestleştirilmesi etkisiz bir kullanım şeklidir. İlacın ağızlıktan püskürüp boğaz ve ağız duvarına çarpması sırasında nefes alma eylemi duraklatılmamalıdır.
Derin nefes almanın sonucunda alınan ilaçlı hava içeride bir süre (10 sn) tutulmalı ve nefes hemen geriye verilmemelidir.
Nefesi geriye verirken ateşe üfler, ıslık çalar gibi veya burundan zorla vermek etkinliği artırmaktadır.
Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon bir miktar beceri gerektirir.
7 yaşından itibaren çocukların bu işlemi yapabildiği gözlenmektedir.
Bir Türlü Becerip Sprey İlaçları Alamıyorum Ne Yapmalıyım?
Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon gereğini ortadan kaldıran yardımcı spaser cihazlar
(hazneler) geliştirilmiştir. Bunlar hem kullanımı kolaylaştırırlar, hem ilacın akciğerlere ulaşan etkin dozunu artırırlar, hem de yan etkileri azaltırlar. Bilhassa yüksek doz sprey türü ilaç kullanılacaksa bu yardımcı cihazların kullanılması çok daha yararlıdır.
Kuru toz inhalatör ilaç formları da bu tür sprey ilaçları kullanamayan hastalar için iyi bir alternatif olabilir.

http://medikalsatisnoktasi.com/index.php?route=product/search&keyword=asp

postheadericon Astımlı hastalara önemli uyarı!

Astımlı hastalara önemli uyarı!
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Osman El Jundi, astım hastalığının modern hayatın önemli sağlık sorunlarından biri haline geldiğini belirterek,
Astımın en önemli risk faktörü alerjidir. Astımlı hastaları alerjik
ortamlardan uzak tutun uyarısında bulundu.
Hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı olan astımın ataklar halinde seyreden nefes darlığı, hırıltılı solunum, öksürük ve göğüste sıkışma
hissi gibi şikayetler ile ortaya çıktığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Dr. Osman El Jundi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre,
dünyada yaklaşık 300 milyon kişi, Türkiye’de ise yaklaşık 4 milyon kişinin astım hastası olduğunu söyledi.
Kış Döneminde Alınacak Önlemler
Kontrol altına alınmış astımlı bir hastada, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı alevlendirebileceği, bu nedenle astım hastasının
her yıl sonbahar ve kış aylarında grip aşısı olması gerektiğini belirten
Dr. Jundi, soğukların artış gösterdiği bu mevsimde astım hastalarının bazı önlemler alması gerektiğini söyledi. Astımın en önemli risk faktörünün alerji olduğuna dikkat çeken Dr. Jundi, bu dönemde astım hastalarının alabileceği
15 önlemi şöyle açıkladı:
Astım atağını başlatan eşyaları tüy ve hav bırakan pelüşlü eşyalar, toz tutabilecek yapıda perdeleri evinizden uzak tutun.

Astımlı birçok kişi tüylü hayvanlara alerjiktir. Bu tür hayvanlarınız varsa dışarıda tutun. Hayvanların yatağa çıkmasına veya yatak odasına girmesine izin vermeyin. Sigara içmeyin. Hatta yanınızda içilmesine izin vermeyin.
Sigara içiyorsanız da, bırakmak için yardım alın.
Güçlü kokuları evden uzak tutun. Parfümlü sabun, şampuan veya
losyonlardan kaçının.
Tütsülerden uzak durun.Astımlı kişinin yatak odasında özel düzenlemeler yapın. Halı ve kilimleri kaldırın. Bu tip materyaller tozu ve küfü çekerler.
Parke veya kalebodur gibi toz tutmayan zemin döşemeleri tercih edin.
Tüylü koltukları, minderleri ve fazla yastıkları kaldırın.
Bunlar toz toplarlar. Yatak takımlarınızı toz geçirmeyen ve fermuarlı
nevresim takımları ile kaplayın. Kuş tüyü ya da samandan yapılmış yastık, döşek kullanmayın. Çarşaf ve nevresim takımlarını sık sık, 55 derece suda yıkayın ve güneşte kurutun.

İçerdeki havayı temiz ve taze tutmak için pencereleri açın. Evinizi iyice havalandırın. Yemek pişirirken oluşan buhar ve güçlü kokulara karşı pencereleri olabildiğince açın. Grip ve üst solunum yolları salgınlarında
maske takın. Ellerinizi sık sık sabunlu su ile yıkayın.Doktorunuza danışarak gerekli aşılar hakkında bilgi alın. Dışarıdaki hava egzoz gazı, araba, fabrika dumanı veya çiçek ve ağaç polenleri ile kirlenmiş ise pencerelerinizi kapalı tutun. Uygulanan tedavinin başarılı olabilmesi için mutlaka ilaçlarınızı kullanmayı ihmal etmeyin.







SİPARİŞ VE BİLGİ HATTI
Medikal Blok Medikal
Medikal Kozmetik Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Adres : Osmanağa Mah Rıhtım Cad. Reşit Efendi Sok No : 45 /A Kadıköy – İSTANBUL
İletişim : 0216 405 28 28 – 0216 405 28 29
Fax : 0216 405 28 30
Mobil : 0530 286 53 43
Mail : omronmedikal.net@gmail.com