Cpap Nedir?

postheadericon Otomatik cpap cihazları

Otomatik cpap cihazları Respirox
Reslex – Ekspirasyon Rahatlığı
Respirox CPAP da sunduğu ayrıcalıklı reslex teknolojisi ile
hastanın daha iyi solunum konforu sağlayarak dışarı solumadaki
basıncı azaltır ve uyku esnasında hastanın daha az efor sarfetmesini sağlar .
• Ölçüler : 22cm * 19,4cm* 11,2cm
• Ağırlık : 2.0 kg
• Güç gereksinimi : 230 VAC , 50 Hz
• Reslex : 3 Aşamalı
• Basınç aralığı : 4-20 cmH2°
• Isıtıcı nemlendirici : (opsiyonel)
• Gürültü seviyesi : 24dBA
• 365 Gün data kaydı yapabilme özelliği
• Rampa zamanı : 0-60 dakika
• Otomatik rakım ayarı : 4 aşamalı
• Otomatik Aç / Kapa
• Tedavi sayacı
• Otomatik hava sızıntısı telafisi
• Detaylı veri kaydı
• İcode özelliği
• Kullanım saat raporu
• Alarm : Elektrik kesintisi , maske ve hortum kaçak alarmı
• Sağlık Bakanlığı Tarafından Onaylı CE ve ISO Belgeli.
RESLEX ÖZELLİĞİ
Ekspirasyon sırasında hastayı yormadan, minimum efor sarfettirerek fazla basıncı dışarıya atma özelliğidir .
Bu özellik hastalarda
kalp ritim bozukluğuna yol açan sebebleri minimuma düşürür.
Amaç hastanın alamadığı fazla basıncı dışarıya atarken basıncı
düşürerek gece boyunca rahat bir uyku almasını sağlar.
Reslex özelliğini aktif etmek için menüden kullanıcı girişi yapılmalıdır .
İCODE ÖZELLİĞİ
Kullanıcıların verilerini kaydetme özelliğidir.
Respirox cpap cihazı 365 gün veri kaydı yapmaktadır.
hastaların daha önce kullanmış
olduğu süreleri ve AHI ( apne , hipopne ) Endekslerini görebilmeleri için gelişmiş bir teknolojidir .
* Hastanın Kullanmış olduğu süreyi
* Kullanmış olduğu süre boyunca cihaz, maske, hasta uyumunu
* AHI ( apne hipopne ) indekslerini
* Ortalama basıncı
* Maske kaçaklarını
Kullanıcının görebilmesini sağlar ve 365 gün boyunca hafızasında tutar.
veri depolama dolduğunda son günü kaydederek ilk kullanılmaya başladığı günü siler ve
bu şekilde güncel verilerinizi istenildiği her an görebilmenizi sağlar.
OTOMATİK KULLANICI ÖZELLİKLERİ
* Respirox cihazlarda nefes sensörü sayesinde hiç bir tuşa basma zahmetine
katlanmadan maskeyi takarak cihazın oto açma özelliği maskeyi çıkarmanız ile oto kapama özelliği devreye girmektedir. bu özellik menüden aktif ve pasif konumuna getirilebilir .
* Yoğun maske kaçaklarında cihaz alarm konumuna geçer ve kullanıcıyı uyarır .
* Bulunduğunuz bölgenin rakım seviyesini otomatik olarak ayarlar .
* Cihaz çalışır durumda iken güç kesilirse otomatik alarm devreye girer ve kullanıcıyı uyarır .
ISITICI NEMLENDİRİCİ ÖZELLİKLERİ
Respirox cihazlarda isteğe bağlı olarak ısıtıcı nemlendirici aparatı cihaza entegre edilerek,
kullanıcıya gelecek olan havanın sıcaklık
ayarını 5 kademeli olarak ayarlamanıza yarar .
Cihazın içine su kaçmaması için yapılmış olan kapak koruması ile cihazınızı
gece boyunca rahatlıkla kullanmanızı sağlar.
1-5 arasında ısıtma özelliği ile hastanın uyku esnasında soğuk havaya maruz kalmadan
rahat bir gece uykusu almasını sağlar.
iCode işlevleri hakkında daha fazla bilgi için Respirox iCode Hızlı Başvuru Formu görüntüleye bilirsiniz .
AKILLI TELEFON UYGULAMALARI
Respirox cihazlarına ait ücretsiz yazılımı ( 3B/BMC iCode ) indirmek için iPhone ve Android işletim sistemli cihazlarınız ile iTunes ve
GooglePlay i kullanarak verilerinizi istediğiniz her yerde ve her an görüntüleyebilirsiniz .

cpap-bipap-cihazlari

 

 

respirox-cpap-cihazi

respirox-uyku-apne-cihazi

postheadericon Cpap Maskeleri

Cpap ve Bipap cihazları için solunum maskeleri
İvolve Silikon Nazal Maske
• Ultra konfor ve Çıtçıtlı iskeleti ile takıp çıkarma kolaylığı
• Parçalanabilir iskeleti ile kolay ayarlanabilir ara yüz
• Çok delikli eskelasyon portu ile sessiz
• Silikon burun ve alın yastığı ile deliksiz bir uyku
• Her Kullanıcıya uyumlu ayarlanabilir alın desteği.

cpap-maskesi-respirox

İvolve N2 Silikon Nazal Maske
• Tüm kullanıcılara uygun değişebilir alın yastığı
• Çıtçıtlı iskeleti ile takıp çıkarma kolaylığı
• Çok delikli ekselasyon portu ile fısıltı sessizliği
• Full silikon ultra konfor burun ve alın yastığı
• Parçalanabilir arayüz
• Ekstra O2 girişi ve mükemmel zarifliği ile rahat bir uyku.

cpap-maskeleri-respirox
Fealite Silikon Nazal Pillows System
• Kafa üstü bandı ile hortumu isteğe göre sabitleme
• 360 derece kıvrılabilir destek ile her kullanıcıya uyumlu burun yastıkları
• Full silikon burun yastıkları ile iz yapmaz
• Çok delikli ekselasyon portu ile süper sessizlik
• Yüzde minimum yer kaplayan konfor ve rahatlık
• 3 Farklı bedeni ile (S-M-L) her kullanıcıya hitap eden silikon yastıklar.
cpap-maskeleri

İvolve F2 Fullface Maske
• Hava deliği mükemmel karbondioksit çıkışı sağlar ve burun
Çıkışını en aza indirir
• Boğulma önleyici valf (AAV) maskeye olan hava akışının
Kesilmesine karşı güvenliği artırır
• İvolve de arttırılmış dayanım ve yalıtım için ayarlanabilir
Başlık takımı bulunur
• İvolve de çift çeperli lastik teknolojisi, burun kemeri
• Üzerindeki baskıyı azaltırken, yalıtım ve rahatlığı mükemmel
Hale getirir.

cpap-bipap-maskeleri
İvolve F2 Fullface Maske
• Her Kullanıcıya uyumlu ayarlanabilir alın desteği.
• Çıtçıtlı iskeleti ile takıp çıkarma kolaylığı
• Çok delikli ekselasyun portu ile fısıltı sessizliği
• Full silikon ultra konfor burun ve alın yastığı.
• Parçalanabilir arayüz
• Ekstra O2 girişi ve mükemmel zarifliği ile rahat bir uyku.
• Orta (M) ve Büyük (L) boy seçenekleri ile geniş bir hasta protföyüne hitap eder.

cpap-bipap-maske

İvolve Fullface Maske
• Hava deliği mükemmel karbondioksit çıkışı sağlar ve burun
Çıkışını en aza indirir
• Boğulma önleyici valf (AAV) maskeye olan hava akışının
Kesilmesine karşı güvenliği artırır
• İvolve de arttırılmış dayanım ve yalıtım için ayarlanabilir
Başlık takımı bulunur
• İvolve de çift çeperli lastik teknolojisi, burun kemeri
• Üzerindeki baskıyı azaltırken, yalıtım ve rahatlığı mükemmel
Hale getirir.
respirox-cpap-maske

İvolve Fullface Maske
• Tüm kullanıcılara uygun değişebilir alın yastığı
• Çıtçıtlı iskeleti ile takıp çıkarma kolaylığı
• Çok delikli ekselasyun portu ile fısıltı sessizliği
• Full silikon ultra konfor burun ve alın yastığı.
• Parçalanabilir arayüz
• Ekstra O2 girişi ve mükemmel zarifliği ile rahat bir uyku.
• Orta (M) ve Büyük (L) boy seçenekleri ile geniş bir hasta protföyüne hitap eder.

postheadericon Cpap Cihazı

Cpap nedir.
Cpap cihazı ve Cpap cihazı fiyatları 
Belirli bir düzeyde obstruktif uyku hastalığı olan ve operasyonun
yetersiz olacağı hastalarda hava yolunun gece sürekli açık
kalmasını sağlamak için CPAP cihazı kullanılmalıdır.
CPAP ( Continous Positive Airway Pressure )
cihazı havayı doktorunuz tarafından belirlenen basınçla
burun maskesi aracılığıyla hava yoluna ileterek,
kasların gece boyunca çökmesi engeller.
Hava yolunun açık kalmasının sonucunda oksijen düşmeleri
engellenmiş olacaktır. Üst solunum yollarındaki daralmanın
bu bölgedeki kas tonusunun azalması ile başladığı, nefes alma esnasında
oluşan intraluminal 8 lümen- kanal içi negatif basınç ile
hava yolu duvarlarının içe doğru çekilmesinin kolaylaştığı
ve böylece hava akımı direncinin ilerleyici olarak artmasıyla
bu bölgede bir kapanmanın olduğu anlaşıldıktan sonra
bu daralmayı ortadan kaldırabilecek alternatif
tedavi yöntemleri araştırılmıştır.
Üst solunum yollarına uygulanacak sürekli pozitif bir basıncın
bu kapanmayı ortadan kaldırabileceği düşüncesiyle
Sullivan ve arkadaşları, buruna takılan bir maske aracılığıyla nazal
( burun ) yoldan Üst Solunum Yoluna sürekli pozitif basınç vererek
farenks duvarındaki bu kapanmayı ve dolayısıyla
apneyi engellemeyi hedeflemişlerdir.
Bu düşüncenin başarıyla uygulanması sonucunda 1981 yılından itibaren
CPAP (Sürekli pozitif hava yolu basıncı) hastalarda kullanılmaya başlanmıştır.
CPAP Cihazın teknik özellikleri:
CPAP portatif bir cihazdır ve yüksek devirli bir jeneratör içerir.
Bu jeneratör sayesinde sıkıştırılmış haldeki oda havası pompalanarak hava akımı oluşturulur.
Bir çeşit körük sistemi oluşturan CPAP cihazı düşük dirençli
bir hortum ve hortumun ucundaki maske aracılığıyla hastanın
üst solunum yollarına sürekli pozitif basınçlı hava verir .
Bu basınç 2-20 cm H2O arasında değişecek şekilde ayarlanabilir ve dakikada 20 – 60 lt akım verebilir.
Tüm bir solunum siklusu boyunca basıncı sabit tutmak için alet,
soluk verme sırasında basınç arttığı ölçüde akımı azaltır,
nefes alma sırasında basınç düştüğü ölçüde akımı artırır
böylece üst solunum yollarında sürekli sabit basınç sağlanmış olur.
Maskenin burun çevresine, hava kaçağına izin vermeyecek
ama hastanın konforunu da bozmayacak şekilde yerleştirilmesi gerekir.
Bir çok gelişmiş CPAP ‘ cihazları genellikle nemlendirici veya
O2 ilavesine olanak tanıyan düzenekler içerir.
CPAP tedavisi sırasında gerek maske kenarlarından gerekse
hastanın ağzını açmasından kaynaklanan hava kaçağı söz konusu olabilir.
Hava kaçağı hem gerekli CPAP basıncının yetersiz kalmasına hem de hastanın
konforunun bozulmasına yol açar. Uygun boyutta maske seçimi ve
maskenin burun çevresine gerektiği gibi yerleştirilmesi ile kaçak engellenir.
Hastanın ağzını açması ise ya gereksiz yere verilen fazla yüksek basınca,
ya da çene kaslarının hipotonisi nedeniyle uyku sırasındaki istemsiz açılmaya bağlıdır.
Eğer çene kaslarının hipotonisi nedeniyle oluyorsa,
ağzı kapalı tutmaya yarayan çenelik denen kumaş
bantlarla çene sabit tutulabilir.
Ağız açıklığı önlenemiyorsa ağız ve burnu birlikte
kaplayan yüz maskesi kullanılabilir.
Burun ve yüz maskesine uyum gösteremeyen
klostrofobik hastalarda sadece burun deliklerine yerleşen ve
burun üzerinde hacim oluşturmayan nasal prongs” ya da “
nasal pillows” denen maske tipleri kullanılabilir.
CPAP Cihazının faydaları nelerdir:
Uykuda solunum normale döner ve horlama durur.
Kandaki oksijen seviyesi normale döner.
Rahat bir uyku geri gelir.
Yaşam kalitesi artar.
Kalp hastalıkları ve yüksek kan basıncı riski azalır.
OTOMATİK CPAP (APAP, AUTO CPAP, OTOCPAP) TERAPİSİ:
Otomatik pozitif havayolu basınç (APAP) terapisi, hastalara
en düşük basınç ile terapi
verirken hastanın ihtiyaçları doğrultusunda
basınç gücünü azaltıp / arttırabiliyor.
APAP’ın en büyük özelliklerinden biri ise, basınca bağlı birçok yan etkiyi minimalize etmesidir;
Burun kuruluğu, Sinüslerin dolması, Boğaz rahatsızlığı ve uyku bölünmeleri.
APAP ile standart CPAP karşılaştırıldığında, APAP yaklaşık %37 daha az basınç ile
CPAP ile aynı etkin tedaviyi sağlayabildiği gösterilmiştir. APAP cihazları,
nefes alıp vermeyi nefes başına monitör ederek hastanın ihtiyaç duyduğu
basıncı ihtiyaç duyduğu anda vererek sağlar. Bu cihazlar hastanın nefes durumunu, insparatuar
(nefes alma) akış  zaman eğrisine göre hesaplar. Düzleşmeye başlayan bir eğri (grafik)
üst solunum yollarında ki obstrüksiyonu belirtir. Akış zaman eğrisini takip edip, tepki vererek,
APAP’lar uyanmaları ve nefes almada rahatsız edici aşırı değişimleri azaltır ve daha
iyi kalitede uymayı sağlar. Çalışmalar, apne ve hipoapnelerde akış  zaman eğrisini kullanmanın
daha efektif olduğunu göstermişlerdir.
Ve bu çalışmalarda titrasyon yaparken de akış zaman eğrisini kullanmanın, optimal basıncı
bulmakta etkin olacağını savunmuşlardır.
PROPORSİYONEL PAP’LAR:
En sık duyulan CPAP kullanıcı şikâyetleri, hastanın CPAP basıncına karşı nefes vermeye çalışırken
karşılaştığı zorluktur. Bunun sonucu da sık sık uyanmalara bağlı uyku bölünmesi ve
tedaviyi yarıda bırakmak oluyor. Proporsiyonel pozitif havayolu basıncı – flex teknolojisi olarak da bilinen,
ekspirasyon anında basıncı düşürerek, komplians artırır. Proporsiyonel PAP’lar da
Standart CPAP gibi aynı şekilde titre edilir – fakat hastanın ekspirasyon da ki hava
akımını ölçerek ekspirasyon basıncını ona göre düşürür (ayarlar).
Bu azalan basınç hastanın nefes başına hava akımına bağlı olarak değişkenlik göstermekte.
Fakat hastanın en iyi nefes yolu desteğinden yararlanmasını sağlamak amaçlı, her nefes verişten sonar,
CPAP tekrar ayarlanan CPAP basınç ayarlarına geri döner. Lehigh Valley Hastanesi’de yapılan
bir 30 hastalık bir çalışmada, proporsiyonel PAP, standard CPAP ile karşılaştırıldığında,
uyku kalitesi üzerinde anlamlı üstünlükler göstermiştir.
Ayrıca, Chest dergisinde yayınlanan bir makalede, 3 aylık dönem içinde proporsiyonel
PAP kullanan obstruktif uyku apnesi hastalarında, standart CPAP ile karşılaştırıldığında,
gecede ortalama 1 saat 42 dk daha fazla kullanım gözlemlenmiştir. Ve proporsiyonel
PAP kullanan hastaların, 6 aylık süreç boyunca tedaviye devam etme olasılıkları, standart CPAP’dan 3.8 kat
daha fazla olduğu belirtilmiştir.
EKSPİRASYON BASINÇ AZALTMA:
CPAP terapisinde kompliansı arttırıcı en son yeniliklerden biriside ekspirasyon basınç azaltma –
böylelikle hastanın rahatı arttırılırken tedavi etkinliğinden taviz verilmiyor. ekspirasyon basınç azaltma modu,
hastanın ekspirasyonunu fark ettiğinde, cihaz motor hızını düşürerek hastanın rahat nefes vermesini sağlar.
Hastalar kendilerine en uygun ekspirasyon basıncını bulabilmek için
3 farklı basınç seçeneklerinden birini seçebiliyorlar: 1, 2 yada 3 cm H2O.
Cihazın gecikmeli rampa seçeneği ile hastalar uykuya dalmaya çalışırken ve uykunun
en hafif olduğu dönemde ve CPAP hava yolu basıncına karşı nefes vermenin
en zor olduğu dönemde bu fonksiyonu kullanabilirler. Rampa etkisi bittiğinde
cihaz ayarlanmasına bağlı olarak, ya ayarlanmış CPAP değerlerine geri döner ya
da bütün gece boyunca ekspirasyon basınç azaltma” sistemi çalışabilir.
ekspirasyon basınç azaltma sistemi ayrıca destek özelliği ile hasta uyku
etabını yada pozisyonunu değiştirdiğinde – farklı ve ani değişiklikler gerçekleşebilir
(horlama yada normal nefes akışı ile bağlantısı olmayan değişiklikler)
bu tür zamanlarda ekspirasyon basınç azaltma özeliği anında durur ve basınç CPAP ayarlarına döner
nefes alıp verme normale dönünce ekspirasyon basınç azaltma özeliği tekrar başlar.
En son özellik ise ekspirasyon basınç azaltma”nın hastanın 15 sn ve
daha fazla süren nefes vermeme durumlarında durması – burada cihaz uygun görülen
CPAP ayarlarına geri döner ve hastanın bir sonraki inspirasyonuna kadar da bu değerlerde kalır.
Bİ-LEVEL TERAPİSİ (BPAP):
CPAP’ın tersine, hasta inspirasyonunda (nefes almasında) bi-level PAP’ın basıncı artarak yükselir ve
ekspirasyonda azalarak düşer. Bu tedavinin amacı merkezi uyku apnesinde zayıf nefes alma modelini
desteklemektir ve tetiklemektir.
Bazı BPAP cihazları, hasta belli bir zaman nefes almadığında hastaya suni solunum sağlar
(bi nevi Ventilasyon cihazı görevi görür).
BPAP cihazları ekspirasyon basınç düşürme konusunda en fazla esnekliği gösterir.
BPAP’lar 2 farklı pozitif hava yolu basıncı sağlar: inspiratori pozitif havayolu basıncı
(IPAP) ve ekspiratori pozitif havayolu basıncı (EPAP) – bu iki basınç arasındaki fark çoğunlukla
basınç destek değeri olarak bilinir. BPAP’ın diğer proporsiyonel PAP ve ekspirasyon
basınç azaltma modelleri arasındaki en belirgin özelliği bu basınç destek değerinin
çok daha fazla olabilmesi. Sofistike BPAP modelleri spontane (S) ve zaman ayarlı (T) modelleridir
bu formatta, hasta belirlenen zaman dilimleri içinde nefes alıp vermezse, mekanik trigger
(tetikleme) etkisi ile suni solunum sağlanır. BPAP cihazları, CPAP kullanıcısının
dakikada minimum solunum sayısını gerçekleştirmesi sağlar.
Önemli uyarılar:
1. Geceyatağa gitmeden kısa süre önce TV izlerken veya kitap okurken takın.
2. Cihazınızın rampa ayarı varsa mutlaka kullanın, uykuya geçiş zamanınıza
göre ayarlayın ama rampayı gereksiz yere uzun tutmak da zarar verici olabilir.
3. CPAP’ı her gece ve her uyuduğunuzda (gündüz şekerlemeler de dahil)
kullanın. CPAP’ı kullanmak üst solunum yolunuzda ödemi gerileterek cihazı
daha rahat kullanmanızı sağlar. Cihaza ara vermek veya önerilenden
az kullanmak uyku apne sondromu komplikasyonlarının gelişme oranını artırır.
4. Yeni CPAP cihazları oldukça sessizdir ama yine de gürültüden rahatsız oluyorsanız
CPAP’ı yatağın altına koyabilirsiniz, bu ses sorununu azaltacaktır.
5. Maskeniz kaçak yapmayan en az sıkılıkta olmalıdır. Bunu da en iyi siz ayarlayabilirsiniz.
Özellikle burun sırtınıza yük binmesini önleyerek maskenin kafa bandlarını özenle
ayarlayarak maskenin cildinize tam oturmasını sağlayın.
6. Hafif bir burun tıkanıklığınız (konjesyon) varsa buruna salin solüsyonu (tuzlu su) kullanınız.
Bu amaçla eczaneden serum fizyolojik damla alabileceğiniz gibi okyanus suyu adı
altında satılan spreyleri de kullanabilirsiniz.
7. Burun tıkanıklığı daha ciddi ise burun veya sinüslerdeki konjesyon için bir dekonjestan kullanınız.
Burun tıkanıklığı dekonjestanlara rağmen düzelmiyor ise bir KBB hekimine başvurabilirsiniz, veya
konjesyon nezle gibi bir sebebe bağlı ise kendiliğinden düzelene kadar CPAP’a ara verebilirsiniz.
8. CPAP cihazınıza uygun bir ısıtıcı nemlendirici kullanınız. Bu solumanızı daha konforlu hale getirecektir.
9. Eğer geleneksel burun maskeleri ile sorun yaşıyorsanız burun yastıkçığı denilen maske tiplerini deneyebilirsiniz
10. Maskenizi, hortumu ve kafa bandını haftada
1 kez yıkayarak temizleyin, yıkarken bebe şampuanı tercih etmeniz önerilir.
11. CPAP filtrelerini önerilen zamanlarda kontrol ederek temizleyin
veya değiştirin.
12. Uyku doktorunuzla ve CPAP cihazını aldığınız firma ile yakın temasta olun.
Sizin için en iyi cihazı, maskeyi ve aksesuarları seçtiğinizden emin olun.

postheadericon Astım Hastalığı

Astım Hastalığı
Astım, hava yollarının (bronşlar ) mikrobik olmayan ve kronik iltihabıdır.
Vücut mikropları yenmek için gösterdiği reaksiyonun benzerini hava yollarında da gösterir.
Fakat şunu da belirtmekte fayda var, bu reaksiyon sürecinde mikrobik bir etken yoktur.
Ancak reaksiyon sonucunda hava yolları daralır ve aşırı duyarlı hale gelir.
Astım, çoğunlukla alerjik zeminde gelişen bir hastalıktır.
Alerji; bazı maddelere karşı aşırı bir duyarlılık durumudur.
Alerji semptomları, vücudun bağışıklık sisteminin yabancı bir maddeye (antijen )
yanıt vermesi ile başlar ve bağışıklık sistemi alerjenin vücuda giriş yaptığı yere antikor gönderir.
Astım Allerjik Bir Hastalık mıdır?
Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda allerjik zeminde gelişen bir hastalıktır.
Bilhassa çocuklukta başlayan astım için bu daha belirgindir. Ancak,
Kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım olmasından ayrı bir şeydir.
Diğer allerjik hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker)
astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım olmayabilir.
Aksine astımı olduğu halde allerjisi olmayabilir.
Astım Kimlerde Görülür?
Astım, erkek-kadın herkeste; çocuk-erişkin her yaşta ve dünyanın hemen her yerinde rastlanan bir hastalıktır.
Astım Sık Rastlanan Bir Hastalık mıdır?
Astımlı hastaların sıklığı coğrafi bölgelere, yaşam koşullarına ve sosyo-kültürel özelliklere
bağlı olarak toplumdan topluma farklılık göstermektedir.
Toplumda yaşayanların %10’dan daha fazlasında görüldüğü
bildirilen yöreler yanında %1’den az sıklıkla rastlanıldığı bölgeler söz konusudur.
Ülkemizde de durum aynıdır. Ortalama sıklığın %5-6 civarında olduğu tahmin edilmektedir ki,
ülkemiz koşullarında bu, her 3-4 evden birisinde bir astımlı hastanın yaşadığı anlamına gelmektedir.
Astım İrsi Bir Hastalık mıdır?
Bazı hastalıklar genetik geçişlidir. Anne veya babadan ilgili genetik kodu alan
kişilerde çevresel değişkenler ne olursa olsun hastalık mutlaka ortaya çıkar.
Bazı hastalıklar ise tamamen çevresel koşullara bağlı olarak gelişir.
Astım bu iki grup hastalıktan farklıdır. Hastalığın ortaya çıkmasında
hem genetik yatkınlık hem de çevresel faktörler birlikte rol oynar.
Her iki belirleyici de hastalığın ortaya çıkmasında tek başına yeterli değildir.
Astımlı Anne veya Babanın Çocukları Astımlı Olarak mı Doğar?
Anne ve babası yada bunlardan birisi astımlı olan çocuklarda astım görülme olasılığı
toplunda görülen astım sıklığından biraz daha fazla olmakla birlikte,
böyle bir çocuğun mutlaka astımlı olacağı söylenemez.
Ailede astım vb allerjik hastalıklar varsa doğacak çocukların korunması amacıyla
uygun çevresel koşulların sağlanması yararlı olacaktır.
Hangi Çevresel Faktörler Astıma yol açmaktadır?
Astıma neden olan, astım gelişimine katkıda bulunan veya astımlı kişilerde
nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır.
Bunlardan bazıları kaçınılabilir, düzeltilebilir durumlardır.
Tüm dünyada, ev tozu akarları ile evde beslenen kedi gibi hayvanlar;
hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşereler ve küf mantarları en sık rastlanan astım nedenleridir.
Polenler (ağaç, ot,çimen), aspirin gibi ilaçlar ve bazı iş yerlerinde maruz
kalınan mesleki uyarıcılar da astımla sonuçlanan allerjik duyarlılığın gelişimine yol açarlar.
Ayrıca sigara dumanıyla temas, solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği,
bazı gıdalar ile bunlara ilave edilen katkı maddeleri de bilhassa erken çocukluk döneminde
astım gelişimine katkıda bulunurlar. Bu nedensel ilişki gösteren
faktörlerin tümüne ilveten iklim değişiklikleri (sisli, yağışlı, kapalı havalar),
psikojenik stresler, egzersiz gibi değişkenlerin ise astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir
iken astımı olmayanlarda bu yönde etkileri yoktur. Yine sinüzit, burunda polipler,
yemek borusuna mide asidinin geri kaçak yapması gibi bazı durumlar astımlılarda
sık görülmekte ve hastalığın tedavi ve kontrolünü güçleştirmektedirler.
Meslek İle Astım Arasında Bir İlişki Var mı?
Evet. Astım bazen bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkabilir.
En sıklıkla fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler, kereste ve mobilya işinde,
gıda sektöründe çalışanlar olmak üzere bir çok iş kolunda işyeri ortamında
karşılaşılan bazı maddelere bağlı olarak astım gelişir.
Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanlarında veya işyerinden
uzakta geçirilen günlerde azalması, aynı işyerinde birden çok kişide benzer yakınmaların
görülmesi meslek astımını düşündürmelidir. Böyle hastaların meslek değiştirmesi
veya aynı işte başka bir alanda çalışması, maske kullanması gerekebilir.
Astımın Mevsimlerle İlişkisi
Bazı allerjenlerin mevsimle ilişkili olarak ortaya çıktığı veya yoğunluğunun arttığı bilinmektedir.
Diğer bazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Mevsimsel allerjenler daha çok polenlerdir.
Ancak değişen nem ve ısı gibi iklim koşullarından etkilendikleri için ev tozu ve küf mantarı gibi
diğer allerjenlerin yoğunluğu da mevsimlere göre dalgalanmalar gösterir.
Buna bağlı olarak allerjik astımlıların bazılarında belirli mevsimlerde yakınmalar artabilir,
hatta sadece bu dönemde hastalık ortaya çıkıp daha sonra tamamen normale dönebilir.
Tetik Faktör Ne Demektir?
Astımlı kişiler çoğu zaman kendilerini tamamen normal hissederler ve hiçbir şikayetleri yoktur.
Oysa bazen durup dururken aniden tıkanabilirler ve çok zor dakikalar, saatler, günler geçirebilirler.
Şikayetlerin ortaya çıktığı bu dönemlere astım nöbeti, atağı, krizi diyoruz.
Bazı hastalarda nöbeti başlatan faktörler belli iken diğer bazılarında ise bilinemez.
Örneğin çoğu astımlı koşma, merdiven çıkma gibi eforlar sırasında tıkanmaktadır.
Sigara, çeşitli toz kimyasal dumanlar, kokuların solunması,
kalp-tansiyon ve romatizma ilaçlarından bazılarının kullanılması,
grip vb viral hastalıklara yakalanmak, ağlama-gülme gibi emosyonel davranışlar,
yağışlı şimşekli iklim koşulları gibi bir çok durum astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir.
Oysa bunların astımı olmayanlarda hatta diğer bazı astımlılarda ise aynı yönde bir etkileri olmaz.
Astımı olanların kendileri için geçerli olan tetik faktörleri tespit edip bunlardan
kaçınmaları hastalıklarının tedavisinde çok önemlidir.
Bölgemiz Astım Açısından Fazla Risk Taşımakta mıdır?
Nemli, bol yağışlı ve ılıman iklimi, zengin bitki örtüsü nedeniyle yukarıda
bahsedilen ve en sıklıkla astım nedeni olan ev tozu akarları, polenler ve küf mantarları gibi
havayla taşınan allerjenler bakımından çok elverişli koşullar taşıması ve sigara içme oranlarının
yüksek olması nedeniyle Doğu Karadeniz Bölgesi astım için riski fazla bir yöre olarak görünmektedir.
Astımın Belirtileri Nelerdir?
Astım çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Göğüste tıkanma, öksürük, hırıltılı solunum diğer rastlanan şikayetlerdir.
Her hastada bunların hepsi bir arada olmayabilir ve bazen sadece öksürükle veya nefes alıp verirken
hırıltı, hışırtı şeklinde bir ses şeklinde belirti verebilir.
Bu Şikayetler Mutlaka Astım Hastalığına mı Bağlıdır?
Hayır. Astım dışında da bir çok hastalığın seyri sırasında benzer yakınmalar olabilir.
Şikayetlerin zaman zaman nöbetler şeklinde ortaya çıkması ve bir müddet sonra kendiliğinden
veya tedaviyle tamamen düzelmesi çok tipiktir. Geceleyin, bilhassa sabaha doğru uykudan
uyandıracak şekilde bu yakınmaların görülmesi astımın karakteristik özelliğidir.
Yukarıda bahsedilen tetik faktörlerle nöbetlerin başladığının öğrenilmesi teşhise çok yardımcı olur.
Yukarıda sayılan şikayetlerden bir yada birkaçına sahip olan ve yakınmaları
uzun sürüp tekrarlayan kişilerin mutlaka astım yönünden bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Astımım Olduğundan Şüpheleniyorum Ne Yapmalıyım?
Astım tanısı çok zor ve zahmetli değildir. Bu konuda uzman bir hekime başvurursanız size astımınız olup olmadığını söyleyecektir. Ancak, bazı durumlarda astım teşhisi koymak biraz zaman alabilir ve bir süre hekim takibinde kalmanız gerekebilir.
Teşhis İçin Biyopsi, Kan Vermek, Endoskopi Yaptırmak Gibi Can Yakıcı İşlemler Gerekli mi?
Hayır. Astım teşhisi için canınızı yakacak hiçbir işleme gerek yoktur. Hekiminiz sizinle konuşarak, sizi muayene ederek, solunum fonksiyon testleri yaparak tanı koyabilir.
Solunum Fonksiyon Testleri Zor bir test midir?
Asla. Kişinin yapması gereken; bir ağızlık içerisinden bir derin nefes alıp, aldığı nefesi hızlı ve güçlü bir şekilde üflemesinden ibarettir. Anında sonuç veren, hasta için hiçbir zarar veya risk taşımayan, hemen her yerde uygulanabilir bir işlemdir.
Pefmetre Cihazı Ne İşe Yarar?
Pefmetre astım teşhisi, astımın ağırlığının tespiti ve tedaviye cevabın değerlendirilmesi, astım nöbetlerinin şiddetinin ölçülmesi için kullanılan basit bir cihazdır. Her astımlı hastanın bir pefmetresi olmalı ve kullanımasını hekiminden öğrenmelidir.
Bu, hipertansiyonu olan hastanın evinde tansiyon aleti bulundurup
kendi tansiyonun kontrol edebilmesi gibi; astımlı hastanın da kendi hastalığını izleyebilmesine imkan verir.
Allerjik Deri Testleri Yaptırmalı mıyım?
Astım her zaman allerjik bir hastalık değildir. Deri testleri ise astım tanısında değil, sadece allerjik bir deri cevabının varlığı durumunda yararlıdır. Astımı olan kişilerin testleri negatif bulunabildiği gibi, deri testleri pozitif bulunan kişilerde de astım olmayabilir. Bu nedenle bu testlerin astım tanısında yeri yoktur.
Sadece tedaviye cevap vermeyen, atakları kontrol altına alınamayan astımlılarda tetik faktörlerin tespiti açısından gerek duyulduğunda yapılabilir. Yoksa gereksizdir.
Erken Teşhisin Astım İçin Bir Önemi Var mı?
Astım her hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır olabilir.
Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur.
Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında teşhis edilip,
uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişilerin
yaşamının sınırlanmaması, verim ve performansının düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen
nöbetlere girmemesi için hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye başlanması en doğrusudur.
Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalık mıdır?
Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.
Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta tedavi ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir.
Tedavi İle Astımdan Kurtulabilir miyim?
Tedavi ile astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür.
Özellikle çocuklukta şikayetleri başlayan astımlıların bir kısmında,
hastalık erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir.
Ancak daha sıklıkla, hastalar hastalıkları ile birlikte yaşamakta;
kendilerine önerilen tedavi ve tavsiyelere uydukları oranda önemli
bir yakınmaları olmamakla birlikte tedaviyi kestiklerinde
bir süre sonra daha hafif olarak yeniden şikayetleri başlamaktadırlar.
Nasıl ki yüksek tansiyonu olan bir hasta tuzsuz diyete uyup, ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça
tansiyonu yükselmemekte ancak, bunlara dikkat etmediğinde tansiyonu nasıl
yükselmekteyse astımlılar için de durum benzerdir.
Astım Tedavim Ne Kadar Sürecek?
Bu soruya herkes için geçerli bir cevap vermek mümkün değildir.
Tedaviyle hastalık kontrol altına alındıktan sonra tedavi yavaş yavaş,
basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen tamamen kesilebilir.
Kesildikten bir müddet sonra şikayetler yeniden başlarsa tedaviye tekrar başlanmalıdır.
Bazen ise uzun yıllar, yada devamlı olarak ilaç kullanmak gerekebilir.
Astım Nasıl Tedavi Edilir?
Astım, hasta hekim ve hasta yakınlarının (anne, baba, eş ve öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir.
Bu işbirliği olmaksızın sadece doğru ilaçların reçete edilmesiyle hastalık tedavi edilemez.
Tedavi uzun sürelidir.
Hasta hekimine güven duymalı, tavsiyelerine uymalı, ilaçlarını usulüne uygun şekilde kullanmalı,
düzenli olarak kontrollerini yaptırmalı, sorunu olduğuna hekimine kolayca ulaşabilmelidir.
Hastanın mutlaka konunun uzmanı bir hekimin kontrolünde olması gereklidir.
Hastalık yok hasta vardır özdeyişi astım için daha fazla geçerlidir.
Sonuç almak için astımı bildiği kadar hastasını da tanıyan, mesleğini,
ev ve işyeri koşullarını, almakta olduğu tedaviyi, hastanın geçmişte yaşadıklarını,
önceki tedavileri ve bunlara alınan cevapları, hastanın hangi ilaçlara
hangi dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen bir hekimin desteğine ihtiyaç vardır.
Hasta ve Yakınlarının Tedavideki İşbirliği Nasıl Sağlanır?
Bu hekimin hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta eğitimi sadece hastalık hakkında
bilgi vermekten ibaret olmayıp, hastanın hastalığı ile baş edebilmesi için gerekli her türlü bilgi,
beceri ve cesarete sahip kılınması sürecidir. Bu süreç belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış olmaz.
Aksine hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerleyen, gelişen bir olaydır.
Astımlı Hasta Hangi Konularda Eğitilmelidir?
Astım nasıl bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan nasıl korunulabilir?
Kriz anında ne yapması gerekir? Hangi ilaçları, nasıl, hangi aralıklarla, ne kadar süreyle kullanması gerekecektir?
Ne zaman kontrollere gelecektir? Ne zaman hekimini aramalıdır? Sprey ilaçları nasıl kullanacaktır?
Pefmetreyi nasıl kullanacaktır? Çalışabilir mi?, Spor yapabilir mi?, Gebe kalabilir mi?
Tüm bu konularda hem bilgilendirilmeli hem de uygulamalar ile beceri kazandırılmalıdır.
Hastanın hastalığına rağmen normal bir yaşam sürebileceği, krizleri önleyebileceği
ve tedavi edebileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel amaçlarından vazgeçmemesi
gerektiği konularında ise cesaretlendirilmelidir.
Tedavi ile Şikayetlerimin Geçmesi Yeterli midir?
Her ne kadar hastalar sadece şikayetlerinden kurtulmayı amaçlarlarsa da tedaviden amaç bundan ibaret değildir.
Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan,
hastanın akciğer fonksiyonlarını normale getirmeyen ve doğal, aktif yaşamına geri döndürmeyen
bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur.
Çünkü yakınmaları giderdiği için hasta kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakır,
doğru tedaviye başlamak için zaman kaybetmiş olur.
Astımımı Hangi İlaçlarla Tedavi Edebilirim?
Bu sorunuza ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunuzun doğru cevabını bulmak için
hekiminizin sizi muayene edip bir kaç kez kontrollerde sonucu gözlemesi gerekebilir.
Sizin için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve kontrolde yeterli sonuç alınmayabilir.
Bir astımlı hastaya verilen tedavi sizin için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir.
Astımlı Komşumun veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir miyim?
Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye farklılıklar gösterir.
Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler, hastalığın ağırlığı farklıdır.
Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı olabilir.
Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar değişebilir.
Kaç Türlü Astım Vardır?
Astımlı hastalar hafif-gelip geçici, hafif inatçı, orta ve ağır astım şeklinde dört gruba ayrılır.
Her bir grup için önerilen tedavi ayrıdır. Bunlardan başka hastalarda: mevsim astması,
meslek astması, egzersiz astımı, ilaç astması gibi nispeten farklı tedavi yaklaşımları gerektiren tablolar söz konusu olabilir.
Sprey İlaçları Kullanmak Zorunda mıyım?
Sprey türü ilaçlar astım tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.
Nefes yoluyla hap, şurup veya enjeksiyon şeklindeki uygulamalara göre daha
az miktarda ilaç kullanarak daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda
ilaçların istenmeyen yan etkilerinden kaçınmak mümkündür.
Çünkü, sprey şeklinde kullanılan ilaç sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada gösterir iken;
ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen ilaç, tüm vücuda dağılıp her yerde ve dolayısıyla etkili olması istenmeyen organlarda da
(kalp, böbrek vb) etkileri görülebilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkileri alındıktan sonra dakikalar içerisinde
hemen başlamakta iken; ağızdan veya enjeksiyonla verilen ilaçların etkilerinin gözlenmesi için saatler geçmesi gerekir.
Sprey İlaçların Alışkanlık Yaptığı, Ciğerleri Kuruttuğu Doğrumudur?
Hayır. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi bu ilaçların istenmeyen yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alınan veya enjeksiyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Çok daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık anlamında
alışkanlık yapması söz konusu değildir.
Sprey İlaçlar Güvenlimidirler?
Evet. Tüm dünyada uzun yıllardır çok yaygın olarak kullanıla gelmiş ilaçlardır.
Bebek, çocuk ve yaşlılar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastaları gibi ilaçların yan etkilerine daha duyarlı kişilerde
yan etkileri az olduğu için- bilhassa tercih edilmesi gereken formlardır.
Nefes Yoluyla Alınan Toz Şeklindeki İlaçlar ile Sprey İlaçlar Arasında ne Fark Vardır?
Nefes alma sırasında ilacın solunum yollarına ulaştırılması esasına dayanan üç türlü İlaç uygulama formu vardır.
Bunlar: ölçülü doz spreyler, kuru toz inhalatörler ve nebülizör formlarıdır. Her üçü esasta aynı olmasına karşılık,
birbirlerinden bazı küçük farklılıkları da söz konusudur. Kuru toz inhalatörler sprey ilaçlardan farklı olarak itici gaz içermezler, ozon tabakasına zararlıtarafları yoktur. İlaç dışı madde içermediklerinden allerjik ve irritatif yan etkilere rastlanmaz. Kullanımları daha kolay olup sprey ilaçları kullanamayanlarda tercih edilirler.
Sprey İlaçları Kullanmakta Zorluk Çekiyorum, Bunu Nasıl Aşabilirim?
Bu eğitimle aşılabilir. Hekiminizin size bu ilaçların nasıl kullanıldığını bizzat anlatması, göstermesi ve size uygulatarak gözetleyip yanlışlarınızı düzeltmesi gereklidir. Sprey ilaç öncelikle çalkalanmalı, kapağı çıkarılıp oturur durumda veya ayakta iken
baş bir miktar geriye doğru kaldırılmalı ve nefes verilip akciğerlerimiz boşaltıldıktan sonra ağızlık kısmı aşağıda tüp yukarıda olacak şekilde dudaklar ağızlık kısmının çevresini boşluk kalmayacak şekilde kavramalı ve tüp içinden derin, güçlü ve uzun süreli bir nefes alınmaya başlanmalıdır. Burada önemli olan nefes almaya başlar başlamaz gecikmeden ilacın serbestleştirilmesidir. Nefes alma süresinin sonuna doğru veya nefes verme sırasında yada henüz nefes alınmaya başlamadan önce ilacın serbestleştirilmesi etkisiz bir kullanım şeklidir. İlacın ağızlıktan püskürüp boğaz ve ağız duvarına çarpması sırasında nefes alma eylemi duraklatılmamalıdır.
Derin nefes almanın sonucunda alınan ilaçlı hava içeride bir süre (10 sn) tutulmalı ve nefes hemen geriye verilmemelidir.
Nefesi geriye verirken ateşe üfler, ıslık çalar gibi veya burundan zorla vermek etkinliği artırmaktadır.
Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon bir miktar beceri gerektirir.
7 yaşından itibaren çocukların bu işlemi yapabildiği gözlenmektedir.
Bir Türlü Becerip Sprey İlaçları Alamıyorum Ne Yapmalıyım?
Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon gereğini ortadan kaldıran yardımcı spaser cihazlar
(hazneler) geliştirilmiştir. Bunlar hem kullanımı kolaylaştırırlar, hem ilacın akciğerlere ulaşan etkin dozunu artırırlar, hem de yan etkileri azaltırlar. Bilhassa yüksek doz sprey türü ilaç kullanılacaksa bu yardımcı cihazların kullanılması çok daha yararlıdır.
Kuru toz inhalatör ilaç formları da bu tür sprey ilaçları kullanamayan hastalar için iyi bir alternatif olabilir.

http://medikalsatisnoktasi.com/index.php?route=product/search&keyword=asp

postheadericon Cpap maske

Cpap maske ve Bpap maske
Mojo Full Face Maske

Tam Yüz Jel Maskesi
(Sleepnet, Mojo Tam Yüz Maskesi)
Veya cilt tahrişine ve sinir bozucu sızıntıları neden olmaz,
rahat bir maske uyku veya bulma güçlüğü olan tanıdığınız
birisi var mı?
Mojo Tam Yüz Maskesi Uyku apne için non-invaziv bir cevap,
benzersiz sektöründe üst düzey profesyoneller tarafından
tasarlanmış ve çok sayıda tıbbi uygulayıcılar tarafından selamlandı.
Şık bir uyku maskesi konfor sunmak için tasarlanmıştır ve uyum
için yapılan muhteşem bir konfor
Mojo Tam Yüz Maskesi state-of-the-art
malzemeleri ile fizik ve mühendislik birleştirerek bir sonucudur.

Mojos konturlu kabuk, rahat bir şekilde oturması için içe ve
dışa dönük insan yüzü eğrileri ve kolayca virajlı takip eder .
Çift kiriş eleman uyku maskesi merkezi kayışlar kuvvet transferleri
gibi hava kaçağı, şapka ayarlanması ile elimine edilir.
Tescilli gerginlik tekerlek ince ayar uygun.
SleepNet eşsiz manyetik klipleri neredeyse kusursuz.
Bunlar kolayca maske güvence ve yerinde tutma kayışları,
pozisyon tıklayın. Kliplerini de maske hızlı bir şekilde serbest
bırakılması için izin verir.

SleepNet Tam Yüz Maskesi, güçlü, dayanıklı ve tıbben
onaylı malzemeler kullanılarak tasarlanmış, laboratuvar ya da
ev kullanımı zorluklarına
kolayca dayanabilen. Best of all, Mojo SleepMask üstün özellikleri
ve konfor, hem de hasta ve teknisyen ihtiyaçları ve talepleri karşılayacak.

Mojo Tüm Pozitif Havayolu Basıncı cihazlar ile uyumludur.

Rahat başlıklar dahil edilir ve montaj kolaylığı için etiketlenmiştir
Patentli ayarlanabilir alında kalan maksimum hasta konforu ve
Yenileme hastalar için en aza indirir ziyaret için burun köprüden
baskı alır
Alnına geri kalanı için kolay değişim için izin bileşenleri ve
karmaşık parça nedeniyle herhangi bir kırılma araya getirilebilen
Yumuşak lateks yastık ve alın pedleri
Patentli ayarlanabilir egzoz port hastalar göğüs uzak kaçan hava
doğrudan izin verir ve yatak ortağı
Sağlam ve güvenilir termoplastik çerçeve tekrarlanan temizlik yapacak
Yumuşak, değiştirilebilir silikon yastık, büyük bir konfor için düşük
basınç ile mühür sağlar. Standart ve Sığ boyutları ve standart ya da jel maddeler mevcuttur.
Silikon veya jel yastıklar ve standart ve sığ boyutlarda mevcuttur.

 

 

 

mojo full face maske, solunum sistemi, solunum sistemi cözümleri, nasal maske, nazal maske, bpap maske, cpap maske, apap maske, maske, medikal maske, mojo maske, cpap mask, mojo full face maske, face mask, tam yüz maskesi, tam yüz maskesi fiyatı, tam yüz maske, tam yüz maskeleri, yüz maskeleri, yüz maskesi, yüz maske, yüz maskesi, cpap maske fiyatları, cpap maske fiyatları, cpap maske fiyat, cpap maskesi

postheadericon Uyku Apnesi

Uyku Apnesi

Uyku apnesi apne olarak da bilinir, uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan önemli bir hastalık.
Uyku apnesi uykuda hava akımının en az 20 saniye süreyle normal değerinin
20sine ve daha altına düşmesi ile tanımlanabilir.
Uykudaki solunum duraklamaları sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır
ve karbondioksit miktarı artar. Uyku apnesi sinir sistemindeki bir problem
nedeniyle uyku apnesi veya solunum yollarındaki bir tıkanıklık nedeniyle
uyku apnesi oluşabilir. Bazen de bu her iki durum birlikte olmaktadır
uyku apnesi. Bu hastalığın değerlendirilmesinde sadece solunumun
durması apne değil aynı zamanda solunumun azalması hesaba katılmaktadır.
Yüksek gürültülü horlama, yorgunluk, aşırı sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu, sabah başağrısı, uykuda gibi sorunlar uyku apnesinin sonuçları olarak ortaya çıkabilir.
Hastalarda, hastalığın seviyesine göre bu sorunların biri,
birden fazlası ya da hepsi birden görülebilir.

Bu hastalık ne kadar ciddîdir?

Tıbben ciddî kabul edilen uyku apnesinin toplum içindeki yaygınlığı yüksektir.
Uyku apnesi her ne kadar erişkinlerde, erkeklerde, horlayanlarda,
menopoza girmiş bayanlarda, yaşlılarda, ve kilolularda daha sık
görülmekte ise de bu hastalık çocuklarda, genç bayanlarda ve zayıf insanlarda da tesbit edilmektedir. Kısaca uyku apnesi her yaşta görülebilen bir hastalıktır.
Kadınların en az %2’sinde ve erkeklerin %4’ünde görülmektedir.
Bu rakamlar hastalığın en az astım ve şeker hastalığı
kadar yaygın olduğunu göstermektedir.Çoçuklarda uyku apnesi büyük bademciğe ve geniz etine bağlı olarak gözlenebilir.
Ayrıca; alkol ve sigara bağımlılarında, yanlış uyku pozisyonu, aşırı kilolularda,
alt çenesi gelişim geriliği gösterenlerde, boyun yüksekliği kısa olanlarda,
alerji, anti histaminik, kas gevşetici veya sakinleştirici
gibi ilaç kullananlarda da uyku apnesi görülme riski yüksektir.

Uyku apnesinin belirtileri

Uyku apnesi hayati sağlık sorunlara neden olabilen ciddi bir hastalık
olsa da uyku apnesinin belirtilerini hastanın kendisinin
farkedebilmesi oldukça zordur. Hasta genellikle uykudaki
normal olmayan durumlardan, eşi veya yakınlarının farketmesiyle haberdar olur.

Düzensiz solunum

Uyku apnesinin en önemli belirtisi gece uykusu süresince ani solunum duraklamaları, çok gürültülü horlamalar ve iç çekmelerdir. Bu solunum düzensizlikleri, çoğu kişide görülen yumuşak ve hafif horlamalardan farklıdır.
Horlayan insanların çoğunda bu tip horlamalar daha çok sırtüstü uyuma
sırasında gerçekleşir. Uyku apnesinin sonucu olarak ortaya çıkan horlamalar
ise her türlü pozisyonda gerçekleşebilir. Uyku apnesi olan hasta,
el kol hareketleri ile rahatsız bir şekilde uyumaya çalışır.

Uykuda nefesin durması

Düzensiz solunum bir çok insanda duruma bağlı olarak uykuya dalma,
uyanma veya rüya görme sırasında görülebilir. Diğer bir taraftan uyku apneli
hastalarda sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum durmaları olmaktadır.
Bu solunum duraklamaları uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biridir.
Apneli hastalarda 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları bir dakikadan
fazla sürelere kadar devam edebilir. Uykuları boyunca saatte 10’dan
fazla tekrarlayan, 10 saniyeden bir dakikaya varan nefes durmaları ile boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliği oluşmaktadır. Bunların sonucu olarak hastalarda büyük sorunlara rastlanmaktadır.

Gündüz aşırı uyku hali

Gece uyku kalitesinin bozulması nedeniyle gün boyunca kendini yorgun hisseden hastaların kitap okurken ya da televizyon seyrederken uyuklamaları olabilir. Bu özellikle araç kullanan hastalar için önemlidir.
Uyku apne sendromu olan hastaların trafik kazası yapma riski normalden
8 kat fazladır. Bu da hastalarda inanılmaz derece yorgunluğa dolayısıyla
konsantre olamamaya neden olur

Uyku apnesinin Teşhis ve tedavisi

Uyku apnesi belirtilerini gösteren ve benzer şikayetlere neden olan
değişik uyku bozukluğu hastalıkları da vardır. Bu nedenle uyku apnesinin
kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi laboratuvarda yapılan uyku çalışması
adı verilen gelişmiş bir teknikle mümkündür. Uyku laboratuvarlarında
“poligrafik tetkik” adı verilen incelemelerin yapılması gerekmektedir.
Uyku sırasında bir çok parametrenin kaydedildiği “poligrafik tetkik”,
beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları
hakkında sağlıklı ve bilimsel bilgiler veren modern bir laboratuvar yöntemidir.
Bu yöntemle, solunum hareketleri, uyku sırasında hastanın oksijen miktarı,
kalp ritmi ve EKG kayıtları yapılarak bunların beden fonksiyonları
üzerindeki etkileri incelenir.Uyku testlerinden sonra elde edilen
bilgiler değerlendirilerek uyku apnesinin gerçekten tedaviye ihtiyaç
gösterip göstermediğine karar verilir.
Uyku apnesi tespit edilen hastalarda vakit geçirmeksizin tedaviye başlanması gerekir.

Uyku apnesinin teşhisi koyulan bazı hastaların Kulak-Burun-Boğaz uzmanının
kontrolundan geçmesi uzmanlarca tavsiye edilir. Apnenin sebebi
anatomik bozukluklardan kaynaklanıyorsa cerrahi yöntemler,
protez veya nadiren de olsa ilaç tedavisi uygulanabilir. Çoğu uyku apnesi vakalarının tedavisinde, hastanın uyku sırasındaki solunumuna yardımcı olan cihazlar kullanılır. Bu cihazlardan bazıları şunlardır: Özellikle tıkayıcı apnenin en etkili tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure)
(Sürekli Pozitif Hava Yolu Basıncı) cihazının uygulanmasıyla olur. Bu cihazın kullanılmasındaki amaç hastaya sürekli ve sabit olarak hava basıncı uygulayarak uyku sırasında kapanan üst hava yollarını açık tutmaktır. CPAP cihazı hastanın burnuna yerleştirilen ya da burun ve ağızı tamamen içine alan, yumuşak silikon bir maske ve bunu cihaza birleştiren hortumdan ibarettir. Hafif ve orta şiddetli vakaların tedavisinde kullanılan bu cihazın olumlu etkisi birkaç gün içinde görülür.

Tıkayıcı uyku apnesinin daha ağır olan vakalarında hem nefes alma hem de
nefes verme durumlarına göre özel olarak hava basıncını ayarlayan BIPAP®
(Bi-level Positive Airway Pressure) veya VPAP™ (Variable Positive Airway Pressure)  cihazları kullanılır. Bu cihazlar bileşik uyku apnesinin hafif vakalarının tedavisinde de başarılı sonuçlar vermektedirler.

Bileşik ve merkezi tipteki uyku apnesi tedavisinde,
özellikle durumu ağır olan hastalarda, uyku sırasında nefes alış verişi
çeşitli değişik tekniklerle düzenleyen APAP
(Automatic Positive Airway Pressure), xPAP ST (Spontaneous Time)
veya ASV (Adaptive servo-ventilation) cihazları kullanılmaktadır.

Uyku apnesinin çeşitleri

Uyku apnesinin üç temel türü vardır. Tıkayıcı tarzda olan, merkezi yani
beyindeki solunum merkezine bağlı olan ve bu ikisinin karışımı.
Araştırmalara göre yaklaşık hastaların %84’ünde tıkayıcı uyku apnesi,
%1’inde merkezi uyku apnesi ve %15’inde bileşik uyku apnesi görünmektedir

Tıkayıcı uyku apnesi (Obstructive apnea)

Tıkayıcı tipte uyku apnesi boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak
şekilde gevşemesi sonucunda oluşur. Bu kaslar yumuşak damağa, küçük dile,
yutağa ve dile aittir. Bu kaslar gevşediğinde nefes alma sırasında
hava yolu daralır ve bir süre için solunum durur.
Bunun sonucunda kandaki oksijen miktarı azalır,
beyin bu azalmayı algılar ve uyku derinliğini azaltarak ya da
kişiyi uyandırarak hava yolunun tekrar açılmasını sağlamaya çalışır.
Uyku derinliğinin azalmasını takiben bazı kişilerde bir iki kısa nefes alma ile,
bazı kişilerde ise şiddetli horlama ve yutkunma sesleri ile solunum tekrar başlatılır. Bu derecede uyku apnesi olduğunda derin uykuya geçmek hiç mümkün olmaz, kişi bütün uykusunu solunum çabası içinde geçirir ve gündüz uyuma ihtiyacı duyar. Uyku apnesi olan kişiler genellikle uykularının bölündüğünün farkında değildir ve iyi uyuduklarını zannederler.

Merkezi uyku apnesi (Central apnea)

Merkezi tipte uyku apnesi çok daha nadir görülür ve
beyinin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyaller
göndermemesi sonucunda ortaya çıkar. Kanda karbondiositin artması ve
oksijenin azalması sonucunda kişi uyanır. Merkezi tipte uyku apnesi olan
hastalar uyanma dönemlerini tıkayıcı uyku apnesi olan kişilere göre
daha fazla hatırlarlar.

Bileşik uyku apnesi (Complex-mixed apnea)

Bileşik uyku apnesi olan hastalarda apne önce tıkayıcı uyku apnesi
belirtileri göstermektedir. Hasta saatte yaklaşık 20 ile 30 arası tıkanma yaşar.
Tıkayıcı tipteki apnenin tedavisinden sonra hastalık merkezi uyku apnesi
belirtilerini daha belirgin olarak gösterir. Bir başka deyişle,
tıkayıcı tipteki uyku apnesinde uygulanan solunum yoluna basınçlı hava veren
tedavi yöntemi CPAP (Continuous Positive Airway Pressure)
bileşik uyku apnesini tam olarak tedavi edememektedir.
CPAP cihazı ile tedavilerine başlanılan hastalarda tıkanmalar kesilse de
uykularında düzgün nefes alamama problemleri devam etmekte
bu sefer merkezi uyku apnesinin belirtilerini göstermektedirler.

Bu apne çeşidi uzun yıllardır gözlenmekte ise de son yıllarda uzmanlar
tarafında ayrı bir tür olarak kategorize edilmiştir.

Uyku apnesinin sonuçları

Yüksek tansiyon: Uyku apnesi yüksek tansiyon için tek başına bağımsız
bir risk faktörüdür.

Gürültülü horlama: Üst solunum yolunun genellikle dil arkasındaki
alanda daralması sonucu, daralma ile orantılı olarak horlama artar.
Her horlayan kişide uyku apnesi yoktur fakat horlama düzensiz,
zaman zaman da solunum güçlüğü ile birlikte olmaktaysa kişide
apne olma ihtimali vardır ve uzman görüşü mutlaka alınmalıdır.

Kalp büyümesi ve kalp atımında düzensizlikler:
Özellikle ileri yaşlarda kalp ritmindeki düzensizlikler ani kalp durmalarına da yol açarak,
uykuda ani ölümlere sebep olmaktadır.

Sık idrara çıkma
Uykuda aşırı terleme
Uykusuzluk ve huzursuz uyku
Sabahları yorgun kalkma, gün içinde yorgunluk hali ve uyuklama:
Hastalarda yorgunluk bütün gün devam etmekte,
hastaların çoğu zaman fırsat buldukça uyumakta ya da uyuklamaktadır.
İleri seviyede uyku apnesi olan hastaların trafikte kırmızı ışıkta
kısa süreli uyukladıkları rapor edilmiştir.
Aşırı ve hızlı kilo alma: Uyku apnesine bağlı olarak gece boyu
tam dinlenemeyen kişilerin gün içinde metabolizmaları oldukça yavaşlar.
Bu da hastaların daha az enerji harcamalarına ve kilo almalarına sebep olur.
Uyku apnesi olan hastalar kilo vermekte çok zorlanırlar.
Konsantrasyon güçlüğü: Gündüz uykulu olma durumunun ve
konsantrasyon eksikliğinin trafik ve iş kazalarına da yol açtığı
yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.
Depresyon ve davranış bozuklukları
Cinsel isteksizlik, yetersizlik
Sabah baş ağrısı ve ağız kuruluğu
Mide yanması
Çocuklarda hiperaktivite
İnsülin direnci: Uyku apnesi olan hastalar diyabet
geliştirmeye daha yatkındırlar.
Felç ve kalp krizi oranları bu hastalarda daha yüksektir.
Uzun dönemde bu hastalık, kalp krizi, beyin ve
damar tıkanıkları sonucu felçler gibi ciddi problemlere yol açmakdadır.
Pulmoner yüksek tansiyon: Bu hastalarda akciğer damarlarında da
yüksek basınç olabilir.
Kaliteli uykunun önemi
Uyuklayan İnsanlar
Canlıların vazgeçilmez ihtiyacı olan uyku,
beyin hücrelerinin vücut sisteminin düzenli çalışmasını sağlayabilmesi için
gerekli olan yaşamsal bir faz olarak tanımlanabilir.

İyi bir uyku alındığının başlıca ölçüsü sabah dinç uyanmak ve
kişinin kendisini gün içinde zinde hissetmesidir.

Uyku apnesi solunum düzensizliklerine, bu düzensizlikler de
kişinin gece boyunca bazen kısmi bazen de tamamen uyanmasına sebep olur.
Bu yarı ya da tam uyanıklık durumları hastanın derin ve
kesintisiz uyku uyumasını engellemekte bu da uykunun kalitesini bozmaktadır.
Gece boyu yaşanan uyanıklık durumları bazen hasta tarafından farkedilebilir.
Bu durumda hasta gece sık sık uyanma,
idarara çıkma veya uykusuzluk şikayeti ile hekime başvurmaktadır.
Bazen de gece içinde solunum düzensizliklerinin ortaya çıkardığı
uyanıklıklar çok kısa sürmekte, 5-10 saniye süren bu uyanıklıklar
hasta tarafından farkedilmemekte, bu kez de hasta yorgunluk ve
gündüz uykululuk şikayeti ile hekime başvurmaktadır.

Hasta özellikle tıkayıcı uyku apnesi durumunda her solunum
durmasının ardından 5-10 saniye süreyle uyanmakta,
daha doğrusu ancak uyanarak solunum durmasını sonlandırabilmektedir.
Bu kısa süreli uyanıklıklar hasta tarafından hissedilmemekte,
uyku süreklilik kazanmadığından uykunun asıl dinlendirici olan
derin uyku dönemlerine ulaşılması mümkün olmamaktadır.
Böylece hasta farkında olmadan kalitesiz, yüzeyel ve
kısa süreli uyanıklıklarla bölünmüş bir uyku uyumaktadır.

Hastanın gece boyunca birkaç kez, bazen daha sık idrar yapma ihtiyacı duyması,
gece boyunca aşırı terlemesi ve sabah kalktığında kendini yorgun ve
uykulu hissetmesi gece boyu aldığı kalitesiz uykunun göstergesidir.
Yorgunluk bütün gün devam etmekte,
hastaların çoğu gündüz fırsat buldukça uyumakta ya da uyuklamaktadır.
Tüm bunlar hastaların gün boyu verimliliklerinin düşmesine,
isteksiz, gergin ve sıkıntılı olmalarına yol açar.

CPAP (Continuous Positive Airway Pressure) Tedavisi:

CPAP, ilk kez 1981’de Sullivan ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş CPAP,
OSAS tedavisinde birinci seçenek tedavi yöntemidir.
CPAP, mekanik yolla ÜSY açıklığını sağlayan bir alettir.
Belli bir basınçla oda havasını hastaya veren üfleyici bir sistemdir.
Bu sistem, yüksek devirli bir jeneratör, düşük dirençli bir hortum, basıncı ayarlamaya yarayan bir düzenek ve burna takılan maskeden ibarettir. Jeneratör, sıkıştırılmış haldeki havayı pompalayan bir çeşit körük sistemidir.

Tüm bir solunum siklusu boyunca basıncı sabit tutmak için alet,
ekspirasyon sırasında basınç arttığı ölçüde akımı azaltır,
inspirasyonda basınç düştüğü ölçüde akımı artırır böylece ÜSY’de
sürekli sabit basınç sağlanmış olur.

CPAP tedavisini sadece, OSAS tanı ve tedavisi ile ilgilenen ve
bu konuda eğitim almış hekimler uygulayabilir.

Hastaların cpap tedavisi sonrası durumları:

Taşıt kullanırken, mesleğini uygularken ve daha
birçok aktivitede performansı artar.
Hafıza, dikkat, plan yapma yeteneği gibi bilişsel fonksiyonları düzelir.
Sabah başağrıları ve yorgunluk hissi kaybolur.

http://medikalsatisnoktasi.com/index.php?route=product/search&keyword=bpap&category_id=0

postheadericon Uyku apnesi ve tedavi yöntemleri..

Uyku apnesi ve tedavi yöntemleri..
ENT Tıp Merkezi’nden Nöroloji Uzmanı Hülya Altıntaş ciddi hastalıklara
hatta ölümlere neden olabilen uyku apnesini ve tedavi yöntemlerini anlatıyor.
Uyku apnesi deyip geçmeyin
Ciddi hastalıklara hatta ölümlere neden olabilen uyku apnesi ve tedavi yöntemleri..
Uykuda solunumun her hangi bir nedenle 5–10 saniyeden daha fazla durmasına “Uyku Apnesi” denilmektedir.
Gece boyunca apnelerin ataklar şeklinde devam etmesi saatte ortalama
5 defadan daha fazla tekrarlaması anormal olarak değerlendirilir.

ENT Tıp Merkezi’nden Nöroloji Uzmanı Hülya Altıntaş ciddi hastalıklara hatta ölümlere neden olabilen
uyku apnesini ve tedavi yöntemlerini anlatıyor.

Uyku süresince meydana gelen apne sayısı arttıkça, vücudun daha çok süre oksijensiz kalmasına neden olur.
Bu durum tüm organlarda, özellikle yaşam için önemli olan beyin,
kalp ve kan dolaşımı sisteminde önemli hasarlara yol açar.

Uykudan dinlenmemiş, yorgun kalkma ve bunlara bağlı olarak baş ağrısı,
sinirlilik, kişilik değişikliği, huysuzluk, çabuk yorulma, genel isteksizlik hali ortaya çıkar.
Gündüz aşırı uyku eğilimi, hastalığın şiddeti ile doğru orantılı olarak artar.

CİNSEL SORUNLARA NEDEN OLABİLİR
Uyku apne sendromu başta olmak üzere bazı uyku hastalıkları erkeklerde ve
kadınlarda cinsel istek azalmasına neden olmaktadır.
Horlama ve uyku apne hastalarının bir kısmı hekime cinsel yetersizlik sorununu araştırırken ulaşırlar.
Uyku apne sendromu tanı ve tedavisini takiben de cinsel sorunları çoğunlukla
ek bir tedavi gerekmeksizin kendiliğinden düzelir.

Uyku Apne sendromunun neden olabileceği hastalıklar
Uykuda ani ölüm
Beyin damar tıkanıklıkları ve inme
Uykuda kalp krizi ve kalp damar hastalıkları
Kalp yetersizliği
Hipertansiyon
Kalp ritim bozukluğu
Kalpten akciğere giden damarın hipertansiyonu (pulmoner
hipertansiyon)
Şeker hastalığı
Akciğerde bronş hassasiyeti artışı ve astım
Reflü
Cinsel istekte azalma ve iktidarsızlık

Genellikle hasta durumdan haberdar değildir ve en belirgin bulgu horlamadır.
Solunum problemleri uykuda oluştuğu için hastanın kendisi durumdan haberdar değildir.
Durumu genellikle hastanın eşi veya yakınları fark eder. En belirgin bulgu horlamadır.
Hastaların hemen tamamı çok şiddetli biçimde horlarlar.
Hasta düzenli şekilde horlarken aniden sesi kesilir.
Hastanın yakınları, önce bu durumun farkına varırlar.
Bir noktadan sonra hasta öncekinden daha şiddetli bir ses çıkararak, tekrar solumaya başlar.
Bu esnada hastanın hatırlayamayacağı kısa bir uyanıklık olur.
(bu uyanıklık elektrofizyolojik düzeyde olup ancak uyku laboratuarında beyinden alınan kayıtlardan anlaşılır)

Uyku devam ettiğinde, bir kısır döngü halinde gece boyunca
uyku-solunumun durması-tekrar başlaması-kısa uyanıklık-uykuya dalma şeklinde onlarca
hatta yüzlerce kez yinelenerek devam eder. Solunum durmalarının uzun sürmesi
bazen hasta yakınlarını telaşlandırarak onu uyandırmaya zorlar.
Çok ileri hastalık halinde bazen hasta boğulma hissiyle uyanabilir.

Hastalığın en belirgin bulgusu gündüz aşırı uykululuk halidir.
Hastalığın ilk ve en belirgin bulgusu gündüz aşırı uykululuk halidir.
Hastanın, gece boyu sık olarak tekrarlanan solunum durmaları yüzünden,
çok sayıda kısa uyanıklıklarla bölünmüş ve bir türlü derinleşemeyen,
dolayısıyla dinlendirici olmayan kalitesiz bir uykusu vardır.
Hasta hatırlamadığından ve gece olup bitenlerden habersiz olduğundan,
deliksiz uyuduğunu sanır. Ancak durum böyle değildir.

Şiddetli horlamayla birlikte sabah yorgun uyanma, gündüz aşırı uykululuk hali,
en dikkat çekici ve önemli bulgudur.
Sabah şiddetli ağız kuruluğu ile uyanma
Sabah yorgunluğu ve baş ağrıları
Eskiye oranla daha sinirli ve daha tahammülsüz olma
Anksiyete
Konsantrasyonu sürdürmede güçlük
Çocuklarda okul başarısının düşmesi
Unutkanlık
Eskiden olmadığı halde gece bir veya daha fazla
kez tuvalete kalkma
Yine eskiye oranla belirginleşen ve iklim şartlarıyla açıklanamayan gece terlemeler
Cinsel istekte azalma, (erkekte)
iktidarsızlık.

Belirtilerinden bir ya da birkaçı varsa mutlaka bir uyku kliniğine başvurulmalıdır.
Kesin tanı için, hastanın uyku laboratuarında Polisomnografi denilen
tüm gece uyku incelemesinin yapılması gerekir.

Hastanın uyumadan önce takacağı
CPAP adı verilen maske tedavi seçenekleri arasında ilk sırada ilk sırada yer alıyor.

CPAP aleti, bu maskeye hava gelmesini sağlayan hortum ve devamlı
pozitif basınç üreten bir tür hava kompresöründen oluşur.

CPAP aleti, ağız içinde sürekli bir pozitif basınç yaratıp dokuların
gevşemesini ve hava yolunu daraltmasını engelleyerek etkisini gösterir.
Uyku apnesi hastalarının %70’i bu tedaviye uyum sağlamakta ve aletlerini düzenli kullanmaktadır.
CPAP tedavisi, düzenli kullanıldığı sürece bugün için en etkili tedavi yöntemidir.

Kilo verme ve cerrahi yöntemler de tedavi seçenekleri arasındadır.
Kilo vermenin yanı sıra bazı hafif olgularda, alt çenenin biraz öne çekilerek
solunumun rahatlamasını sağlayan ağız içi apereyler kullanılması da yararlı olmaktadır.

Küçük dil ve yumuşak damak başta olmak üzere üst solunum yolundaki yumuşak dokuların fazlalıklarını azaltma ve dokuları gerginleştirme amacına yönelik yapılan ameliyatlar da diğer bir tedavi yöntemidir.
Uyku apnesi, Oksijen konsantratörü, Cpap cihazı, Bpap cihazı, Cpap maskesi, Nazal maske fiyatları için
Kategorilerden Cpap maske bölümüne bakınız.

http://www.medikalblog.net/medikal-urunler/cpap-maske-2/

 

cpap nedir, cpap, bpap, apap, solunum yolları, cpap cihazı, bpap cihazı, oksijen maskesi, oksijen konsantratörü, mojo full face maske, solunum sistemi, solunum sistemi cözümleri, nasal maske, nazal maske, bpap maske, cpap maske, apap maske, maske, medikal maske, mojo maske, cpap mask, mojo full face maske, face mask, tam yüz maskesi, tam yüz maskesi fiyatı, tam yüz maske, tam yüz maskeleri, yüz maskeleri, yüz maskesi, yüz maske, yüz maskesi, cpap maske fiyatları, cpap maske fiyatları, cpap maske fiyat, cpap maskesi, cpap cihazı fiyatları, cpap maskesi, resmed, uyku apnesi, cpap cihazı nedir, cpap fiyat







SİPARİŞ VE BİLGİ HATTI
Medikal Blok Medikal
Medikal Kozmetik Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Adres : Osmanağa Mah Rıhtım Cad. Reşit Efendi Sok No : 45 /A Kadıköy – İSTANBUL
İletişim : 0216 405 28 28 – 0216 405 28 29
Fax : 0216 405 28 30
Mobil : 0530 286 53 43
Mail : omronmedikal.net@gmail.com