Lenf kanseri

postheadericon Lenfödem Cihazı ve Lenfödem

Lenfödem Cihazı ve Lenfödem
Ödem Tedavisinde Manuel ve Dijital Lenfödem Cihazları
Ürünlerimizden Morning Life WIC 2008S Manuel Sistemdir.
4 kanallı manuel lenf ödem cihazı
* Tek programla çalışır
* Dijital ekranı yoktur
* Basınç özelliğini göremez
* El ve ayakta kullanılabilir.
* Cihaz üzerinde 2 düğme bulunmaktadır. Soldaki düğme, basınç ayarını ayarlar;
sağdaki düğmede dakikasını ayarlar. Cihaz günde 5 seans kullanılır,
seanslar 20 şer dakikadır. Sağdaki düğme 20 dakikaya ayarlanılır,
20 dakika sonra süre otomatik olarak bitmiş olur.
* Yukarıda bulunan tüm açıklamalar, ürünle beraber verilen
kullanma kılavuzunda ingilizce ve türkçe olarak belirtilmektedir.
Sgk lenfödem kurum ödemesi
Bütün lenf ödem cihazları için kurum ödemesi: 730 TL
Kurum ödemesi alınabilmesi için ne yapılmalıdır?
Raporu devlet hastanesi,üniversite hastaneleri veya eğitim hastanelerinden kalp ve damar,
kardiyoloji bölümlerinden alabilir. 3 kişilik doktor heyetinden heyet raporu alacak,
ayrıyetten sintigrafi raporu(el ve ayaktaki damara gelen kan basıncı ölçümü) alacak, reçete alacak.
Bur evraklarla SGK’ya gidip ürün talep edilir;
SGK’nın elinde olmaması halinde, rapora elimizde yoktur yazısı ve
kaşesi bastıktan sonra, ürünü bizden temin edebilirsiniz.
Ürünümüz UBB kayıtlı olup, SGK 730 TL geri ödemelidir.
Ödeme rapor sahibinin banka hesabına 45 gün içinde geçer.
Firmamız ürün bedelini fatura keser ve faturanın üzerine
UBB kayıtlı ürün barkodunu yapıştırır.
Yetki belgesi, garanti belgesi ve taahhütnamede evraklarla
beraber müşteriye teslim edilir.
Menşei : Kore
Ödeme şekilleri :
1 – Depomuzdan peşin veya kredi kartı
2 – Havale/EFT/Mail Order
3 – Aras kargo kapıda ödeme
4 – Sanal pazar 9 taksit imkanı
5 – Paypal
6 – Iyzico
KDV Hariç Tutar: 1,150.00 TL
KDV (%18): 207.00 TL
KDV Dahil Tutar: 1,357.00 TL
Medikal Blok Medikal
Medikal Kozmetik Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Adres : Osmanağa Mah Rıhtım Cad. Reşit Efendi Sok No : 45 /A
Kadıköy – İSTANBUL
İletişim : 0216 405 28 28
Tel : 0216 405 28 29
Fax : 0216 405 28 30
Mobil : 0530 286 53 43
Mail : omronmedikal.net@gmail.com
www.medikalblog.net
Ürünlerimizden Morning Life Plus WIC2008 Dijital sistemdir.
4 kanallı dijital lenf ödem cihazı
Ürün Özellikleri:
* Üç programla çalışır
* Dijital ekran göstergelidir.
* Dakika göstergelidir.
* Basınç özelliğini görür.
* El ve ayakta kullanılabilir.
* A,B,C modu vardır. A modunda bacak ve kolu 4 bölüme ayırıp,
ayak kısmından başlayıp üst kasığa kadar bölgesel olarak sıra sıra basınç uygular.
B modunda da ayaktan başlayıp kasığa kadar basıncı hiç bırakmayıp
üst kasığa kadar parça parça basınç uygular.
C modunda manşon, aynı anda şişer ve aynı anda iner.
Kullanıcı hangi programda rahat ederse o programı kullanabilir.
* Bu işlemleri LCD dokunmatik ekranla gerçekleştirir.
* Cihaz üzerinde 2 düğme bulunmaktadır. Soldaki düğme, basınç ayarını ayarlar;
sağdaki düğmede dakikasını ayarlar. Cihaz günde 5 seans kullanılır, seanslar 20 şer dakikadır.
Sağdaki düğme 20 dakikaya ayarlanılır, 20 dakika sonra süre otomatik olarak bitmiş olur.
* Yukarıda bulunan tüm açıklamalar,
ürünle beraber verilen kullanma kılavuzunda ingilizce ve türkçe olarak belirtilmektedir.

6 Kanallı lenf ödem cihazı klinik tip geçer, manuel ve dijital olarak ayrılır.
Yukardaki özellikler de bu cihazlar için geçerlidir.

* Ürünlerimiz imalat ve fabrika hatalarına karşı 2 yıl garantilidir.
* 10 yıl parça garantisi verilmektedir.
* Ürün kutu ölçüleri: 26*42*33 cm
* Ürün garanti ve belgeleri ISO14001/ISO9001/ISO13485 CE1023/FDA/SFDA belgelerine sahiptir.

KDV Hariç Tutar: 1,350.00 TL
KDV (%18): 243.00 TL
KDV Dahil Tutar: 1,593.00 TL
Lenfödem
Lenfödem Nedir?
Lenfödem Nasıl Oluşur?
Lenfödem Belirtileri
Lenfödem Tanı Yöntemleri
Lenfödem Tedavi Seçenekleri
Kimler  Lenfödem  Risk Altındadır?
Lenfödemin Komplikasyonları
Önleyici Tedbirler Nelerdir?
Aralıklı Basınç Uygulamasının Önemi
Lenfödem, lenfatik (akkan) sistemdeki bozukluktan dolayı dokulardaki lenf sıvısının
boşaltılamaması sonucu dokularda birikmesi nedeniyle, ilgili vücut bölgesinin
(genellikle bacaklar ve kollar) şişmesidir.
İki çeşit lenfödem vardır.
pnömatik-kompresyon-cihazi
Primer (birincil)
lenfödem lenf sisteminin genetik olarak bozuk olmasından kaynakalanır
(lenf damarları doğuştan az gelişmiştir veya hiç yoktur).
Sekonder (ikincil)
lenfödem ise lenf sisteminin cerrahi, radyasyon tedavisi, felç,
enfeksiyon ve çeşitli iltihabi durumlar veya diğer bazı sebeplerle
hasarlanmasından veya kesintiye uğramasından kaynaklanır.
Parazitlerin neden olduğu filariazis ve meme kanserinin tedavisinde
uygulanan ameliyat ve radyasyon tedavisi sonucu gelişen
lenfödemler sekonder lenfödeme örnektir.
lenf-cihazi
Lenfatik sistemin işlevi
Lenfatik sistem, dolaşım sisteminin iki ana bileşeni olan atardamar
ve toplardamar sisteminden farklı olarak dokulardaki lenf sıvısını taşır.
lenfodem-corabi
Lenf sıvısının 4 bileşeni vardır:
protein, su, ölü hücreler ve toksinler, ve bazı yağlar.
Kanda bulunana protein miktarının yaklaşık yarısı ve k
an akımından sızan 1-2 litre su lenfatik sistem vasıtasıyla
kan dolaşımına geri döndürülür.
Lenfatik sistem bu sıvıyı yeniden kan dolaşımına
taşıyamazsa sıvı dokularda (örneğin bacaklarda ve kollarda) birikir ve
bu da şişkinliğe neden olur. Vücudun çeşitli bölgelerinde
(örneğin kasıklarda ve koltuk altlarında), lenf sıvısının akım yolu üzerinde
bulunan lenf bezleri bir filtre görevi yaparak lenf sıvısının
kana karışmasından önce ölü hücreleri, kanser hücrelerini,
bakterileri ve toksinleri süzer ve temizler.
lenfodem-cihazi
Lenfödem nasıl oluşur?
Lenfatik sistem, doğuştan anormal olarak gelişmişse veya sonradan
hasarlanırsa ve kesintiye uğrarsa proteinden zengin sıvı dokularda birikerek
uzun süreli şişliğe neden olur. Bu da ilgili vücut bölgesinde damar büyüklüğü
ve miktarında artışa ve dolayısıyla kan akımında artışa neden olur.
Bölgede biriken proteinden zengin sıvı, artmış kan akımından
kaynaklanan ısı artışı ile birlikte bakterilerin üremesine bir ortam oluşturarak
ciddi bir problem olan enfeksiyona zemin hazırlar.
Bu enfeksiyonlar da lenfatik sisteme ilave bir yük oluşturarak durumu daha da kötüleştirir.
lenfodem-cihazi-fiyati
Lenfödemin belirtileri
Lenfödemin en sık karşılaşılan belirtisi tutulan bölgede gerginlik ve şişliktir.
Bu bulgular genellikle taraflıdır ve asimetriktir. Diğer bir belirti ise eklemlerde
hareket kısıtlılığı ve ağrıdır; bazen yanlışlıkla artrit (eklem iltihabı) tanısı konulur.
Lenfödemin belirtileri 3 evre halinde tedricen ilerler.
Evre 1 geriye dönebilir lenfödemdir.
Bu evrede şişmiş olan kol veya bacak basitçe yukarı kaldırmakla
bir süre sonra genellikle ödem ortadan kalkar.
Ayrıca deri üzerine bastırmakla çukur oluşur.
Evre 2 kendiliğinden geri dönemeyen lenfödemdir.
Bu evrede deride fibröz dokuda artış ve ilerleyici katılaşma vardır.
Sık enfeksiyonlar ve şişlikte artma olabilir.
Üzerine bastırıldığında deride çukur oluşmaz.
Bu evrede ilgili uzvun basitçe yukarı kaldırılmasıyla ödem gerilemez.
Evre 3 elefantiazis (fil hastalığı) olarak adlandırılır.
Bu son evrede kol veya bacak bir sütun halini alır ve örneğin
diz eklemi bacağın diğer kısımlarından ayırt edilemez.
Derinin daha fazla katılaşmasıyla büyük deri katlantıları oluşur.
lenfodem-cihazi-fiyat
Lenfödemde tedavi secenekleri
Günümüzde lenfödemi tamamen tedavi eden bir yöntem bulunmamaktadır.
Ancak bazı tedavilerle lenfödemin ilerlemesi durdurulabilir veya geciktirilebilir.
İleri evredeki lenfödemlerde nadiren ameliyat yapılabilir.
Ancak ameliyat yapılsa bile diğer ilaç ve fizik tedavi yöntemlerinin
mutlaka uygulanmağa devam edilmesi gerekir. Ameliyat,
hafif ve orta derecede belirtileri olan lenfödemlerde uygulanan bir yöntem değildir.
Ameliyat dışı tedaviler daha az komplikasyona neden olur ve
belirtilerde daha fazla iyileşme sağlar.
Enfeksiyonlar, lenfödemin belirtilerini ağırlaştırabildiği için sık enfeksiyon gelişen
hastalarda riski azaltmak amacıyla antibiyotikler kullanılabilir.
Ayrca, dokularda aşırı biriken proteinin uzaklaştırılmasına yardımcı
olarak ödemin çözülmesini kolaylaştıran çeşitli ilaçlar kullanılabilir.
Lenfödem tedavisinde en çok kabul gören yöntem kompleks fizik tedavidir (KFT).
Bu tedavi 4 bileşenden oluşur. KFT’nin ilk bileşeni el masajı ile lenf sıvısının dokulardan uzaklaştırılmasıdır
(manuel lenfatik drenaj=MLD).
Lenf akımını sağlamak için her gün el ile nazik masajlar ve ya fizyoterapi yapılır.
KFT’nin ikinci bileşeni kompresyon (dışarıdan basınç) tedavisidir ve her bir MLD
seansından sonra kol veya bacağın sıkıca sarılmasıyla
lenf sıvısının dokuda yeniden birikmesini önler.
Ödemde en fazla gerileme sağlandıktan sonra (bazen 1 ay süreyle her gün
MLD uygulayarak) kol ve bacağa tam uyan özel bir basınçlı sargı veya varis çorabı uygulanır.
KFT’nin son iki bileşeni ise titiz bir cilt bakımı ve eksersizlerdir.
Günlük eksersizlerin amacı kas tonusunu iyileştirmek ve lenf akımına yardımcı olmaktır.
Eksersizler sırasında basınçlı sargı veya varis çorabı uygulanmalıdır.
Pnömatik Komresyonunun Lenfödem Tedavisindeki yeri
Kol veya bacağın etrafını saran hava yastıklarının bir pompa aracılığıyla
şişirilerek uygulanan pnömatik kompresyon tedavisinde, biriken lenf sıvısını,
dışarıdan basınç uygulamak suretiyle dokulardan uzaklaştırıp dolaşıma katmak amaçlanmaktadır.
lenfödem-masaji
İki çeşit pnömatik kompresyon cihazı vardır:
1.Segmental (sequential=ardışık, çok-odacıklı)
olan türünde kol ve bacağın çeşitli bölgelerine sarılan hava yastıkları en uçtakinden
en merkezde olana doğru sırasyla şişirilir. Gelişmiş modellerde odacıklardaki basınç farklı düzeylerdedir
(en uçtakinde en fazla).
2.Segmental olmayan (tek-odacıklı) türünde ise kol veya bacağı boyunca
saran tek parça bir hava yastığı vardır ve şişirildiğinde bütün bölgelere basınç uygular.
Segmental olanı daha etkilidir.
Ev tipi pnömatik kompresyon cihazı
Cihaz ve uygulama şekli
Bazı pompalarda ise hava yerine civa kullanılmaktadır ve uygulanan basınçta uçtan
merkeze doğru daha tedrici bir azalma sağlanmaktadır.
Ancak bu tür kompresyon cihazları çok pahalıdır ve fazla yaygın değildir.
Pnömatik kompresyon tedavisinin bazı komplikasyonları vardır:
kasık bölgesinde lenfödeme yol açabilir,
karşı bacakta lenfödeme yol açabilir, lenfatik sıvının hava yastıklarının
kaplamadığı alanlara kaçmasına neden olabilir, ezilmelere ve ağrıya neden olabilir.
Pnömatik kompresyon tedavisinin tek başına uygulanmayıp diğer yöntemlerle
birlikte uygulanması önerilmektedir.
Bu yöntemin uygulanmaması gereken bazı durumlar vardır:
iki taraflı mastektomi, primer lenfödem, kasıkta lenfödem olması vs.
Lenfödemin derecesi ilerledikçe pnömatik kompresyon tedavisine yanıt azalmaktadır.
Muayehane tipi pnömatik kompresyon cihazı Cihaz ve uygulama şekli
Lenfödem tanısı
Hastaların yaklaşık %90’ında belirtiler ve muayene bulgularıyla tanı konulur.
Geri kalan %10’unda ise belirtiler lenfödeme özel değildir ve tanıyı zorlaştırır.
Gerekli hallerde tomografi veya MR ile lenf bezleri, ödem veya fibrozis görüntülenebilir.
Normal işlev gören lenf damarlarına zarar verebilmesi riski nedeniyle günümüzde lenf damarlarının anjiografisi yapılmamaktadır.
Pahalı bir yöntem olmakla birlikte lenfödem tanısında
en güvenle kullanılan ve en çok kabul gören yöntem lenf sintigrafisidir.
Lenfödemin görülme sıklığı Bütün dünyada 500 milyon lenfödem hastası olduğu tahmin edilmektedir.
Primer lenfödem 6000’de bir görülür ve kadınlarda erkeklerden daha sıktır.
Lenfödemin belirtileri nezaman ortaya cıkar?
Hastaların çoğunda lenfödem sinsice başlar ve ilerler fakat aniden de belirtiler ortaya çıkabilir.
Bir çok hasta başlangıçta hiç şişlik olmadığını veya az bir şişlik bulunduğunu ancak ayak burkulması,
hafif bir enfeksiyon veya sinek ısırması gibi travmalardan sonra şişliğin hızla ilerlediğini iade etmektedir.
Primer lenfödemde belirtiler doğumdan itibaren var olabileceği gibi (doğumsal lenfödem),
ergenlik döneminde veya yetişkin çağda da ortaya çıkabilir.
Lenfödem Komplikasyonları
Lenf sıvısı dokulardan normal olarak uzaklaştırılamadığı için,
hafif bir travma veya kaşınma sonucu deride oluşan sıyrıklardan
deriye veya derialtı dokuya geçiş yolu bulan bakterilerin bir enfeksiyona yol açma olasılığı artar.
Enfeksiyon, selülit adı verilen bir tabloya neden olur.
Ne yazık ki her bir enfeksiyon atağı lenf damarlarında daha fazla hasara neden olur.
Enfeksiyondan kaçınmak bu yüzden önemlidir.
Çok nadiren, lenfödemin başlangıcında uzun yıllar sonra
lenf damarlarından kaynaklanan bir kanser ortaya çıkabilir.
Kozmetik problemler bazı hastalarda psikolojik sorunlara yol açabilir.
Kimler lenf ödem riski taşırlar?
Jinekolojik, melanom, prostat veya böbrek kanseri nedeniyle
kasıklarındaki lenf bezleri ameliyatla çıkarılmış ve sıklıkla radyasyon tedavisi uygulanmış olan
hastalarda bacaklarda; mastektomi (memenin çıkarılması) ameliyatına ek olarak
koltuk altı lenf bezleri çıkarılmış ve genellikle radyasyon tedavisi uygulanmış olan
hastalarda kollarda ameliyattan hemen sonra, birkaç ay sonra,
birkaç yıl sonra veya yirmi yıl sonra lenfödem ortaya çıkabilir.
Uygun bir eğitim ve bakımla lenfödem gelişmesi önlenebilir
veya ortaya çıkması halinde kontrol altında tutulabilir.
SGK Lenfödem için 736.00 tl geri ödeme kapmaktadır.
SGK Evrakları için lütfen bizimle irtibatta geciniz.
İletişim için tel : 0216 405 28 28




 

Ürünlerimizden Morning Life WIC2008S manüel sistemdir.

Ürünlerimizden Morning Life Plus WIC2008 Dijital sistemdir.





postheadericon Lenf Kanseri

Lenf Kanseri
Vücudumuzda “lenf” adı verilen renksiz sıvıyı taşıyan çok küçük damarlardan oluşmuş bir ağ vardır. Bu ağa “lenfatik sistem” denir. Lenf sıvısı içinde, vücudumuzdaki enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı savaşan lenfosit adlı beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) bulunur. Vücudumuzdaki bu geniş ağın bağlantı noktaları bezelye büyüklüğündeki lenf düğümleridir. Lenf düğümleri koltukaltında, ensede, kasıkta, göğüste ve karında yoğunlaşmıştır. Lenf düğümleri, lenf sıvısını filtre ederek bağışıklık yanıtının oluşmasını sağlar. Dalak, timüs bezi, bademcikler ve kemik iliği de lenfatik sisteme dahil olan organlardır.
Lenfoma en hızlı ilerleyen kanser türlerinden biri olmasına karşın, tedavi başarısı oldukça yüksektir. En önemli belirtileri boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki ağrısız bezeler, gece terlemesi, düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateştir. Ayrıca sürekli yorgunluk ve kilo kaybı da lenfomanın habercisi olabilir. Ancak bu belirtilerin başka hastalıklarda da görülebileceği unutulmamalıdır.
Lenf Kanseri Nedenleri
Lenf kanseri, lenfoma da diğer kanser nedenleri gibi, genetik yapısı (tohum) ile oynanmış hormonlu sebze ve meyvelerin tüketimi, kozmetik ve temizlikte kullanılan kimyasallar (parfüm, deterjan, şampuan vb.) ve modernleşme ile birlikte gelen sanayileşme (fabrika, egzoz) gibi faktörler ile antijen (yabancı) maddelerin gelişmiş organizma olan insan bedenine girmesi sonucu oluşmaktadır.
Lenf Kanseri Belirtileri
En sık görülen belirti boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerindeki lenf bezelerinin ağrısız şişerek ele gelmesidir. Hastalarda diğer bulunabilen belirtiler ise şöyledir; sebebi tam açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, halsizlik, ciltte kaşıntı. Bu şikayetler, grip gibi başka hastalıkların seyrinde de görülebilir. Bu nedenle bu tür bulguları olan hastalarda lenfoma teşhisini ancak doktor koyabilir.
Lenf Kanseri Tedavisi
Lenfoma tedavisi radyoterapi ve kemoterapi ile yapılmaktadır. Lenfomada tedavi seçimi hastalığın evresine göre planlanacağı için evrelemenin doğru yapılması gereklidir. Histopatolojik olarak tanısı doğrulanan her hastaya uygun evreleme için göğüs, batın, pelvis bilgisayarlı tomografik tetkikleri ve kemik iliği biyopsisi yapılmalıdır. çok erken evre Hodgkin hastalığında evreleme amacı ile evreleme laparatomisi denilen bir ameliyat yapılarak karın içinde büyümüş lenf düğümü olup olmadığı araştırılmalıdır. Hodgkin hastalığında tedavi erken evrede radyoterapi yapılması şeklindedir. Hastalık daha ileri evrede ise kombine kemoterapi şemaları (ABVD, MOPP gibi) uygulanmalıdır. Erken evrede uygun tedavi ile % 80 lere ulaşan şifa şansı ileri evrelerde de daha düşük bir oranda devam etmektedir. Hodgkin hastalığında hastanın yaşı, hastalığın histopatolojik tipi, hastalığın evresi, B semptomlarının varlığı tedavi başarısını etkileyen faktörlerdir. Hodgkin dışı lenfomada tedavi planı lenfomanın derecesi, hastalığın yaygınlığı gibi birçok faktöre göre yapılır. Agresif HDL lı hastaların % 30- 60 ında kombine kemoterapi ile şifa elde edilebilir. Hastalığın sessiz formlarında şifa elde edilememesine rağmen prognoz çok iyidir. Bu hastalar 20 yıl ve daha fazla yaşayabilirler. HDL tedavisinde kemoterapi, radyoterapi veya bu tedavilerin kombinasyonu kullanılmaktadır. Bazı sessiz lenfoma türlerinde bekle gör politikası uygundur. Hastalığa ait semptomu olmayan hastalar belirli aralıklarla fizik muayene ve laboratuar testleri , görüntüleme ile izlenir. Hastalık ilerleme gösterince tedaviye geçilir. Agresif lenfomalarda ise kemoterapi uygulanır. Kemoterapi ilaç tedavisidir. İlaçlar kanser hücrelerini öldürür veya kanser büyümesini durdurur. Kemoterapi normal hücrelere de benzer etki yapar. Kemoterapi çoğu kez kombine kemoterapi şeklindedir. Kombine kemoterapilerle hem ilaçların tümör üzerine sinerjist etkisinden yararlanılır, hem de tek tek ilaçlar yerine kombine tedavide daha düşük dozda birkaç ilaç verilerek ilaçların doza bağlı yan etkisi azaltılmış olur. Kemoterapi rejimi belirli dozlarda , belirli bir sıra ile verilen antikanser ilaç kombinasyonudur. Tek doz kemoterapi ile az sayıda tümör hücresi öldürülmüş olur. Tüm kanser hücrelerini öldürmek için tedaviyi birkaç doz halinde vermek gerekir. Kür sayısı tümör büyümesine fırsat vermemek, dirençli kanser hücrelerinin gelişimini önlemek için gereken sıklıkta olmalıdır. Kemoterapi genellikle siklusler halinde verilir. Herbir tedaviyi birkaç haftalık ilaçsız istirahat dönemleri izler. Tedavi yapıldığı dönem ve tedavisiz dönem kemoterapi siklusu adını alır. Kemoterapi rejimine göre tedavi ağızdan ilaç vererek, damardan injeksiyon ile veya damardan serum takılarak intravenöz infüzyon tedavisi şeklinde yapılır. İntravenöz infüzyon tedavisi birkaç siklus halinde yapılacaksa kalıcı ya da geçici kateter takılabilir. HDL sessiz seyirli ise evre I ve II de radyoterapi, evre III ve IV de bekle gör tedavisi, kemoterapi ( klorambusil, CHOP, fludarabin) veya monoklonal antikorlar gibi biyolojik tedaviler uygulanabilir. İntermediate ve agresif lenfomalarda ise evre I ve II de tam doz kemoterapi veya kemoterapi + radyoterapi yapılır. Standart tedavi CHOP dur. III veya IV. evrede kombine kemoterapi yapılır. Standart tedavi CHOP dur. Bazen HDL lı hastalar için kök hücre transplantasyonu ile birlikte yüksek doz kemoterapi yapılması gerekir. Kemik iliği kök hücre denen akyuvar, alyuvar ve kan pulcukları oluşturan, olgunlaşmamış bir hücre içerir. Bazen kanser hücrelerini öldürmek için yüksek doz radyoterapi veya kemoterapi gerekir. Bu tedavi ile normal kemik iliği de yıkılır. Sağlıklı kemik iliği elde etmek için bir vericinin kemik iliği veya kök hücreleri kullanılır. Nüks eden hastalarda lenfoma tipi ve nüks zamanına göre yeni tedavi planlanır. Tam düzeldikten sonra yeniden lenfomanın ortaya çıkmasına nüks denir. Bazen nüks etmiş hastalara da yoğun tedaviler yapılmasını izleyerek kemik iliği veya kök hücre nakli yapılması gerekebilir.
Lenfatik, İmmün Sistem Hangi Organlarda Oluşmaktadır?
Lenfatik, immun sistem , vücudun enfeksiyonlara karşı mücadele etmesini sağlayan sistemin içinde yer alır. Lenfatik sistemde lenf bezeleri denilen boyun, koltuk altı, kasık bölgelerimizde normalde erişkinlerde genellikle ele gelmeyen küçük yapılar vardır. Ayrıca lenfatik sisteme dahil olan organlar vardır. Bunlar bademcikler, dalak, karaciğer, kemik iliği ve göğüs boşluğumuzda bulunan ve çocuklukta aktif olan bir organ timusdur. Ayrıca mide, ince barsak ve cildimiz katmanları arasında bu lenfatik yapılar yer almaktadır. Hastalık , yukarda bulunan lenfatik yapılardaki normal hücrelerin yerinde anormal şekil, yada hızlı bölünme özellikleri olan hücrelerin ortaya çıkması ile gelişmektedir. Bu hücreler ayrıca dalağa, karaciğer ve kemik iliğine yayılma özelliği gösterebilmektedir.
Hodgkin Dışı Lenfomalar Ve Belirtileri Nelerdir?
En sık görülen belirti boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerindeki lenf bezelerinin ağrısız şişerek ele gelmesidir. Hastalarda diğer bulunabilen belirtiler ise söyledir; sebebi tam açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, halsizlik, ciltte kaşıntı…. Bu şikayetler, grip gibi başka hastalıkların seyrinde de görülebilir. Bu nedenle bu tür bulguları olan hastalarda lenfoma teşhisini ancak doktor koyabilir.
Teşhis Nasıl Konulur?
Lenfoma olasılığı düşünülen hastada kesin tanı konulabilmesi için büyüyen lenf bezinin tümünün çıkartılması ya da her hangi bir organda yerleşmiş ise parça alınması ilk işlemdir. Yapılan bu işleme biyopsi denir. Elde edilen dokuların patolog tarafından çeşitli işlemlere tabi tutularak mikroskop altında incelenmesiyle tanı konur.
Hodgkin dışı lenfoma için çok farklı sınıflamalar vardır. Patolog tarafından hangi tipi olduğu tanı raporunda verilir. Bu tiplerin önemi; hangi tedavi seçeneğinin hasta için uygun olacağını göstermesidir. Doktor hangi tedavi seçeneğini uygulayacağına patoloji raporunda belirtilen tiplemeye göre karar verir.
Gelişimi Nedir Ve Nasıl Yapılır ?
Evreleme hastalığın yaygınlığının belirlenmesi işlemidir. Hastada lenf bölgeleri taranmalıdır. Hastanın el ile saptanabilecek boyun, koltuk altı, kasık vb bölgelerindeki lenf bezlerine muayene sırasında bakılır. Elle saptanamıyan diğer bölgelerinde ise basit direkt röntgen grafileri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT) yada magnetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılır. Görüntüleme yöntemleri ile genellikle boyun, göğüs (toraks), karın (abdomen) ve alt karının (pelvis) bölgeleri incelenir. Ayrıca kemik iliği biyopsisi yapılarak kemik iliğinde yayılım olup olmadığı araştırılır.
Lenfoma Tedavisi
Her lenfoma hastası için tedavi kendine özgündür. Çünkü hastalığın evresine, hücre tipine, hastanın yaşına, hastanın tedaviyi kaldırıp kaldıramayacağına ve lenfoma tipinin hızlı yada yavaş seyirli oluşuna göre doktor tedavinin şeklini ve verilecek ilaçları belirler.
Hodgkin dışı lenfomanın tedavisi ilaçlarla (kemoterapi), ışın tedavisiyle (radyoterapi) veya ikisi birlikte olarak yapılmaktadır. Ayrıca hastadan kök hücre toplanarak yüksek doz kemoterapi sonrası bu kök hücreleri tekrar hastaya verme işlemi (yüksek doz kemoterapi ve otolog periferik kök hücre transplantasyonu), biyolojik ilaçlarlai ve cerrahi olarak da tedavi edilebilmektedir. Bazen yavaş seyirli lenfomalarda hastaya tedavi verilmez ve hasta belli aralarla doktor tarafından kontrol edilerek izlenir. Hastanın tedavisine karar veren uzmanlar tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu olmaktadır.
Tedavi Yan Etkileri Nelerdir?
Tedavi sırasında kullanılan ilaçları tipine ve dozuna göre bazı istenmeyen etkiler olabilmektedir. Bunlara yan etkiler denir. Burada sık görülenler belirtilecektir. Ancak siz bu tedaviler sırasında fark ettiklerinizi doktorunuza bildirerek bunlarında değerlendirilmesini ve bunlar için yapılabilecek tedavileri öğreneceksiniz.
Hodgkin dışı lenfoma tedavisinde kullanılan ilaçların bulantı ve kusma yan etkisi genellikle hafif ve kısa süreli olmaktadır. Saç dökülmesi bazı tedavilerde hafif bazılarında tamamen dökülme tarzındadır. Ancak tedavi bittikten sonra 6 ay içerisinde genellikle eskisi kadar güzel saçlarınızın geri geleceği bilinmelidir. Kemoterapi sırasında kan hücrelerinin üretim yeri olan kemikiliği de tedaviden etkilenmektedir. Bu karşımıza kırmızı küreciklerin azalması (anemi), beyaz kürelerimizin azalması (lökopeni), enfeksiyonlarla savaşan beyaz küreler içinde önemli bir grup olan nötrofillerin azalması (nötropeni) ve kanama olmasını önleyen trombosit denilen küçük kan hücrelerinin azalması (trombositopeni) olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu kan hücrelerindeki azalma, doktorunuz tarafından belli aralarla yapılan kan sayımları ile izlenecek ve gerekli görülen kan ürünleri başkasından elde edilerek size verilecektir. Kemoterapi böbrek ve karaciğer işlevlerini etkileyebilir ; bu durum gerekli kan tetkikleri ile izlenir. Hastalarda iştahsızlık, damak tat alımında değişiklik, cilt ve tırnaklarda renk koyulaşması, geçici yada kalıcı fertilite(üreyebilirlik) değişiklikleri olabilmektedir. Burada bildirilmiş olan yan etkiler her hastada mutlaka olacak belirtiler olarak düşünülmemelidir.
Radyoterapiye bağlı yan etkiler, ışın yapılan bölge ve verilen doza göre değişkenlik gösterir. Genellikle hastalarda radyoterapinin ilerleyen günlerinde yorgunluk hali gelişmektedir. Hastaya dinlenmesi, yapabildiği kadar hareket etmesi önerilir. Radyaterapi yapılan alanlarda kıl ve saç kaybı, kızarma, kuruluk, duyarlılık ve kaşıntı, cilt koyulaşması sık görülen yanetkilerdir. Boyun ve göğüs bölge radyoterapisi sonrası boğazda kuruluk ve yutma güçlüğü olmaktadır. Karın bölgesine yapılan radyoterapilerde bulantı, kusma, ishal ve idrar şikayetleri ortaya çıkabilmektedir. Kan hücreleri etkilenebileceğinden kan sayımları ile yakın takip edilir.
Ateş yükselmesi ve beklenmeyen kanamalar olduğunda takip eden doktorun hastalar tarafından uyarılması gerekir.
Biyolojik tedaviler aşı tarzında (interferon) uygulanır. Bunların yan etkileri soğuk algınlığı bulgularını andırır. Kırıklık, yorgunluk, titreme, ateş, kas ve eklem ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve ishal olabilir.
Yüksek doz kemoterapi ve periferik kök hücre transplantasyonunda yan etkiler normal dozda kemoterapi tedavisinden daha fazladır. Hastalar kanama, infeksiyon organ yanetkileri açısından yakın takibe alınır.
Hodgkin Hastalığı
Lenfomalar içinde yer alan bir alt gruptur. Diğer lenfomalara hodgkin dışı lenfomalar denir. Hodgkin hastalığı lenfomaların yaklaşık dörtte birini ,yani oldukça azını oluşturmaktadır. Vücudumuzdaki lenf organlarından köken alır, genellikle tek veya birkaç adet lenf bezesinin büyümesi hasta tarafından fark edilen ilk olaydır.
Risk Elementleri Nelerdir?
Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemektedir. Bulaşıcı değidir. Kardeşlerinde hodgkin hastalığı olanların bu hastalığa yakalanma riski daha fazladır. Ebstein Barr adlı virusun hastalığa yakalanmayı arttırdığı düşünülmektedir. Hastalar genellikle 15 ile 34 yaşları arasındaki genç erişkinlerdir.
Hastalığın Belirtileri Teşhis Yöntemleri
Hodgkin hastalığının belirtileri, tanısı, evrelemesi ve tedavisi (kemoterapi ve radyoterapi) ve yan etkileri Hodgkin dışı lenfoma ile benzerdir (bakınız lenfoma).
Ancak tedavide kullanılan ilaç ve şemalar, veriliş zamanları farklıdır. Hastalığın genel seyri hodgkin dışı lenfomalara nazaran daha iyidir. Hastaların büyük çoğunluğu uygun tedaviyle iyileşmektedir.
Evreleme Nedir Ve Nasıl Yapılır?
Evreleme hastalığın yaygınlığının belirlenmesi işlemidir. Hastada lenf bölgeleri taranmalıdır. Hastanın el ile saptanabilecek boyun, koltuk altı, kasık vb bölgelerindeki lenf bezlerine muayene sırasında bakılır. Elle saptanamıyan diğer bölgelerinde ise basit direkt röntgen grafileri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT) yada magnetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi çeşitli görüntüleme yöntemleri kullanılır. Görüntüleme yöntemleri ile genellikle boyun, göğüs (toraks), karın (abdomen) ve alt karının (pelvis) bölgeleri incelenir. Ayrıca kemik iliği biyopsisi yapılarak kemik iliğinde yayılım olup olmadığı araştırılır.
Nasıl Tedavi Edilir?
Her lenfoma hastası için tedavi kendine özgündür. Çünkü hastalığın evresine, hücre tipine, hastanın yaşına, hastanın tedaviyi kaldırıp kaldıramayacağına ve lenfoma tipinin hızlı yada yavaş seyirli oluşuna göre doktor tedavinin şeklini ve verilecek ilaçları belirler.
Hodgkin dışı lenfomanın tedavisi ilaçlarla (kemoterapi), ışın tedavisiyle (radyoterapi) veya ikisi birlikte olarak yapılmaktadır. Ayrıca hastadan kök hücre toplanarak yüksek doz kemoterapi sonrası bu kök hücreleri tekrar hastaya verme işlemi (yüksek doz kemoterapi ve otolog periferik kök hücre transplantasyonu), biyolojik ilaçlarlai ve cerrahi olarak da tedavi edilebilmektedir. Bazen yavaş seyirli lenfomalarda hastaya tedavi verilmez ve hasta belli aralarla doktor tarafından kontrol edilerek izlenir. Hastanın tedavisine karar veren uzmanlar tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğu olmaktadır.
Tedavinin Yan Etkileri Nelerdir?
Tedavi sırasında kullanılan ilaçları tipine ve dozuna göre bazı istenmeyen etkiler olabilmektedir. Bunlara yan etkiler denir. Burada sık görülenler belirtilecektir. Ancak siz bu tedaviler sırasında fark ettiklerinizi doktorunuza bildirerek bunlarında değerlendirilmesini ve bunlar için yapılabilecek tedavileri öğreneceksiniz.
Hodgkin dışı lenfoma tedavisinde kullanılan ilaçların bulantı ve kusma yan etkisi genellikle hafif ve kısa süreli olmaktadır. Saç dökülmesi bazı tedavilerde hafif bazılarında tamamen dökülme tarzındadır. Ancak tedavi bittikten sonra 6 ay içerisinde genellikle eskisi kadar güzel saçlarınızın geri geleceği bilinmelidir. Kemoterapi sırasında kan hücrelerinin üretim yeri olan kemikiliği de tedaviden etkilenmektedir. Bu karşımıza kırmızı küreciklerin azalması (anemi), beyaz kürelerimizin azalması (lökopeni), enfeksiyonlarla savaşan beyaz küreler içinde önemli bir grup olan nötrofillerin azalması (nötropeni) ve kanama olmasını önleyen trombosit denilen küçük kan hücrelerinin azalması (trombositopeni) olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu kan hücrelerindeki azalma, doktorunuz tarafından belli aralarla yapılan kan sayımları ile izlenecek ve gerekli görülen kan ürünleri başkasından elde edilerek size verilecektir. Kemoterapi böbrek ve karaciğer işlevlerini etkileyebilir ; bu durum gerekli kan tetkikleri ile izlenir. Hastalarda iştahsızlık, damak tat alımında değişiklik, cilt ve tırnaklarda renk koyulaşması, geçici yada kalıcı fertilite(üreyebilirlik) değişiklikleri olabilmektedir. Burada bildirilmiş olan yan etkiler her hastada mutlaka olacak belirtiler olarak düşünülmemelidir.
Radyoterapiye bağlı yan etkiler, ışın yapılan bölge ve verilen doza göre değişkenlik gösterir. Genellikle hastalarda radyoterapinin ilerleyen günlerinde yorgunluk hali gelişmektedir. Hastaya dinlenmesi, yapabildiği kadar hareket etmesi önerilir. Radyaterapi yapılan alanlarda kıl ve saç kaybı, kızarma, kuruluk, duyarlılık ve kaşıntı, cilt koyulaşması sık görülen yanetkilerdir. Boyun ve göğüs bölge radyoterapisi sonrası boğazda kuruluk ve yutma güçlüğü olmaktadır. Karın bölgesine yapılan radyoterapilerde bulantı, kusma, ishal ve idrar şikayetleri ortaya çıkabilmektedir. Kan hücreleri etkilenebileceğinden kan sayımları ile yakın takip edilir.
Ateş yükselmesi ve beklenmeyen kanamalar olduğunda takip eden doktorun hastalar tarafından uyarılması gerekir.
Biyolojik tedaviler aşı tarzında (interferon) uygulanır. Bunların yan etkileri soğuk algınlığı bulgularını andırır. Kırıklık, yorgunluk, titreme, ateş, kas ve eklem ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve ishal olabilir.
Yüksek doz kemoterapi ve periferik kök hücre transplantasyonunda yan etkiler normal dozda kemoterapi tedavisinden daha fazladır. Hastalar kanama, infeksiyon organ yanetkileri açısından yakın takibe alınır.

postheadericon Mesleksel kanser türleri

Mesleksel kanser türleri
Kanser oluşunda çevresel faktörlerin yeri büyüktür. Günümüzdeki
bilgilere göre kanserlerin %80 kadarı, çevresel faktörlerin etkisi ile
meydana gelmektedir. Çevresel faktörler arasında işyeri ortamında
bulunan, kişilerin çalışma hayatı içinde karşılaştıkları faktörlerin de rolü
vardır. Bu konudaki ilk kapsamlı gözden geçirme 1981 yılında R. Doll ve
R. Peto tarafından yapılmıştır. Bu değerlendirmeye göre insanlarda
görülen kanserlerin %2-8’i mesleksel faktörlerin etkisi ile meydana
gelmektedir.
Kanser konusundaki bilgiler çok eski tarihlere dayanmakla birlikte,
kanserin mesleksel etkilenim ile ilişkisi konusu ilk kez 1775 yılında
Percival Pott tarafından ortaya atılmıştır. Bir İngiliz hekim olan Dr. Pott,
baca temizliği yapan çocuklarda sonraki yıllarda scrotum kanserinin
görüldüğüne işaret etmiştir. Hastalıkların ve kanserin oluşu ile ilgili
bilgilerin çok yetersiz olduğu bir zamanda bu gözlemin yapılmış olması
tarihçe açısında önem taşımaktadır. Dr. Pott hastalığın baca içindeki
kurumdan kaynaklandığını iddia etmekteydi. Oysa daha önce bu kanserin
cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu görüşü hakimdi. Yirminci
yüzyılın başlarında 1918 yılında Japonya’da farelerde kömür katranı ile
deride kanser meydana getirilmiş, Dr. Pott’un gözleminden yıllar sonra
1932 yılında ilk kanserojen madde olarak benzpiren ve benzantrasen
tanımlanmıştır.
Kanser konusundaki ilk tespitlerden birisi iş sağlığının kurucu olarak
bilinen Dr. Bernardino Ramazzini tarafından ortaya konmuştur.
Ramazzini 1713 yılında rahibelerde meme kanseri riskinin fazla olduğuna
işaret etmiştir. Sanayi devrimini izleyen yıllarda çalışma hayatında iş
türlerinin artması sonucu çalışma ortamında karşılaşılan etkenler de hem
sayı hem de doz olarak artmıştır. Bunun sonucunda çalışma ortamındaki
etkilenmelerden kaynaklanan çeşitli sağlık sorunları, bu arada kanserler
de gözlenmeye başlamıştır. Örneğin 1895 yılında Rehn, boya
endüstrisinde çalışanlar arasında mesane kanserinin fazla olduğuna işaret
etmiştir. Sonraları bu kanserin aromatik aminlerin etkisi ile meydana
geldiği ortaya konmuştur. Asbestin kullanımının artması ile bu maddeye
bağlı hastalıklar da görülmeye başlamış, 1935 yılında ilk kez asbeste
bağlı bir akciğer kanseri olgusu rapor edilmiştir. Sonraki yıllarda vinil
klorüre bağlı karaciğer tümörleri, benzen maruziyeti sonucu oluşan
lösemi olguları saptanmıştır. Bu gelişmeler arasında Prof. Dr. Muzaffer
Aksoy ve çalışma arkadaşları tarafından ayakkabı ve terlik yapımında
çalışanlarda lösemi olgularının rapor edilmiş olması da tarihçe
bakımından önemli bir konudur.
Mesleksel kanser nedenleri
Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC; International Agency
for Research on Cancer) kanser oluşunda rolü olan maddeleri 4 ana
grupta ele almaktadır. Gruplamada, etkenin kanser meydana
gelmesindeki rolü dikkate alınmaktadır. Laboratuar çalışmaları ve
epidemiyolojik kanıtlar kullanılmak suretiyle kanser yapıcı özellik
bakımından belirlenen gruplar şu şekildedir:
Grup 1. Kesin kanserojen maddeler (definitely carcinogenic
substances): Bu gruptaki maddelerle ilgili olarak insanlarda kanser yapıcı
özellik bakımından “yeterli kanıt” (sufficient evidence) vardır.  İnsanda
kanser yaptığı kesin olarak kanıtlanmış maddeler arasında asbest,
aromatik aminler, benzen, krom, nikel gibi etkenler vardır. Bu grupta yer
alan maddelerin başlıcaları ve ilgili çalışma alanları ile kanser türleri
Tablo 1’de görülmektedir.
Tablo 1.  İnsanda Kanser Yaptığı Kesin olan Maddelerin
Başlıcaları
(Grup-1)
Etken                                    İlgili çalışma alanı       İlgili kanser türü
Aflatoksin                              Tarım işleri                            Karaciğer tümörü
Amino bifenil                       Lastik endüstrisi                  Mesane
Arsenik ve bileşikleri        Pestisid işleri                        Akciğer, deri
Asbest                                     İzolasyon işleri                    Akciğer, plevra
Benzen                                    Boya, ayakkabı                     Lösemi
Benzidin                                 Lastik ve boya işleri           Mesane
Kadmiyum                            Pil yapımı, metal işi            Prostat
Krom                                       Krom kaplama                      Akciğer
Naftil amin                            Lastik ve boya işleri           Mesane
Nikel                                        Nikel rafinerisi                      Burun, akciğer
Radon                                     Madencilik                              Akciğer
Vinil klorür                          Plastik endüstrisi                  Karaciğer anjiyosarkom
İyonizan radyasyon         Sağlık işleri                              Lösemi, akciğer, kemik
Ultraviyole ışın                  Tarım, denizcilik                    Deri
Grup 2 A. Muhtemel kanserojen maddeler (probably carcinogenic
substances): Bu gruptaki maddelerin kanser yapıcı özellikleri kesin
olmamakla birlikte bu açıdan güçlü kanıtların varlığı söz konusudur. Bu
maddelerin başlıcaları Tablo 2’de görülmektedir.
Grup 2 B. Şüpheli kanserojen maddeler (possibly carcinogenic
substances): Bu maddelerle ilgili olarak kanser yapıcı özellik bakımından
yeterli kanıt yoktur, ancak bu konuda zayıf bazı ip uçları vardır.
Grup 3. Grup 1 ve Grup 2’de yer almayan maddeler: Bu maddelerin
kanser oluşundaki önemleri açık değildir. Bazı çalışmalarda zayıf bilgiler
elde edilmekle birlikte bu konudaki bilgiler çelişkilidir.
Tablo 2.  İnsan için Muhtemel Kanserojen Maddelerin Bazıları
(Grup 2A)
Etken İlgili çalışma alanı
Akrilamid                                                             Akrilik işleri
Dizel egzosu                                                         Otomobil endüstrisi
Dietil sülfat                                                           Kimya endüstrisi
Epiklorhidrin                                                       Reçine yapımı, çözücü
Formaldehit                                                         Doku koruyucu, kimya sanayi
Tetraklor etilen                                                   Kuru temizleme
Toluidin                                                                 Azo boyaları imali
Stiren                                                                      oksit Kimya sanayi
Grup 4: İnsanda kanser yapmayan maddeler (probably not
carcinogenic to humans): Çalışmalar sonucunda insanda kanser meydana
getirme özelliği bakımından herhangi kanıt bulunamamış olan maddeler
bu grupta yer almaktadır.
Mesleksel kanser türleri
Mesleksel kanser türleri arasında en fazla olanı akciğer kanseridir.
Mesleksel etkilenme sonucu ortaya çıkan kanserler arasında akciğer
kanserinden başka deri kanseri, mesane kanseri, lösemi sık görülen
türlerdir. Görüldüğü gibi mesleksel etkilenmeye bağlı olarak ortaya çıkan
kanserler de türler olarak diğer kanserlerden farklı değildir. Bu nedenle
bir kanserin mesleksel etkilenme sonucu meydana geldiğini
değerlendirme bakımından en önemli husus, hastanın çalışma hayatı ile
ilgili öyküsünün doğru ve ayrıntılı olarak alınmasıdır. Kanserli bir hasta
kanser riski yüksek olan bir meslekte çalışıyorsa, hastanın çalışma
öyküsünü dikkatle almalı ve hastalığın oluşunda mesleksel etkilenmenin
rolü aydınlatılmalıdır. Kişiler çalışma yaşamı boyunca birden fazla işte
çalışmış olduklarından, yalnızca hastanın son olarak çalışmakta olduğu
işin öğrenilmesi hastalıkla meslek arasında ilişki kurmak bakımından
yeterli olmayabilir. Son çalışma alanının yanı  sıra hastanın önceki işleri
ile de ilgili bilgi almakta yarar vardır.
Bütün kanserlerin ortalama %5 kadarının mesleksel etkilenme
sonucu meydana gelmesine karşılık, akciğer kanserlerinin %15 kadarının
mesleksel etkilenme sonucu ortaya çıktığı hesaplanmaktadır. Buna
karşılık örneğin sindirim sistemi kanserlerinde mesleksel faktörlerin rolü
ancak %1 dolayındadır. Mesleksel kanserler diğer kanserlere göre daha
genç yaşlarda görülür. Kanser riskinin yüksek olduğu işlerde çalışanlar
daha çok erkekler olduğundan, mesleksel kanserler de erkeklerde daha
fazladır.
Akciğer kanseri: İnsanlarda en sık görülen kanser türlerindendir.
Etyolojisi bakımından en önemli faktör sigara olmakla birlikte mesleksel
etkilenmenin de akciğer kanseri oluşunda önemli rolü vardır. Bugünkü
bilgilere göre erkeklerdeki akciğer kanserlerinin %15 kadarı, kadınlardaki
akciğer kanserlerinin de %5 kadarının nedeni işyerlerinde karşılaşılan
etkenlerdir. Akciğer kanserine neden olan mesleksel faktörler arasında en
çok bilinen faktör asbesttir. Asbestin farklı türleri arasında mavi asbest
olarak bilinen crocidolite formun kanser yapıcı özelliği daha fazladır,
beyaz asbestin (chrysotile asbest) bu yönde fazla önemi yoktur. Akciğer
kanseri meydana gelmesi bakımından asbest maruziyeti ile sigara içilmesi
arasında ilişki vardır. Sigara içen asbest işçilerinde risk daha fazladır.
Asbest dışında arsenik, kloro metil eter, krom, silis tozu, nikel, polisiklik
aromatik hidrokarbonlar ve radon gazı da akciğer kanserine yol açar.
Mezotelyoma: Bu hastalığın oluşunda bilinen tek etken asbest ve lif
yapısındaki erionit ve benzeri diğer maddelerdir. Mezotelyoma
olgularının hepsi mesleksel veya çevresel asbest etkilenimi sonucu olur.
Asbest işinde çalışanlar arasında mezotelyoma görüldüğüne ilişkin ilk
bulgular 1940’lı  yıllarda yapılmıştır. Daha sonra 1960 yılında Wagner,
1964 yılında da Selikoff asbest işçilerinde mezotelyomanın sık
görüldüğünü epidemiyolojik çalışmalara dayalı olarak ortaya
koymuşlardır. Mezotelyoma olgularının %90 kadarı plevrada, %10 kadarı
da peritonda meydana gelir. Hastalık çoğunlukla mavi (chrocidolite)
asbest ile çalışanlarda görülmektedir. Ülkemizde çevresel asbest ve
erionit etkilenimine bağlı çok sayıda mezotelyoma olgularının varlığı
bilinmektedir.
Lösemi ve diğer hematolojik malign hastalıklar: Bu hastalıkların
oluşunda rolü olan mesleksel faktörler arasında iyonizan radyasyon ve
benzen en önemli olanlardır. Bunlar dışında asbest maruziyeti, tarım
işleri, lastik endüstrisi ve triklor etilen maruziyeti de hematolojik malign
hastalıkların meydana gelmesi bakımından önemlidir.
Mesane kanseri: Mesleksel etkilenim ile ilişkisi çok uzun zamandan
beri bilinen bir kanser türüdür. Aromatik amin maruziyeti mesane kanseri
oluşunda önemli etkendir. Bu kanserin oluşu bakımından başlıca riskli
işler arasında boya ve lastik endüstrisi sayılabilir.
Karaciğer hemanjiyo sarkomu: Çok ender bir tümör olan anjiyo
sarkom plastik endüstrisinde çalışanlarda görülen bir hastalıktır. Plastik
endüstrisinde polivinil klorür (PVC) plastiğin ilkel maddesi olan vinil
klorür monomerine (VCM) maruziyetin bu hastalığa neden olduğu
bilinmektedir.
Meme kanseri: Kadınlarda görülen en sık kanser türü olan meme
kanserinin meydana gelmesinde emzirmenin koruyucu etkisi olduğu
bilinmektedir. Profesyonel meslek sahibi kadınlarda (doktor, avukat, diş
hekimi, hemşire vs.) meme kanseri daha sık görülmektedir. Ayrıca kimya
sanayinde ve ilaç endüstrisinde çalışanlarda, kuaförlerde meme kanseri
riski yüksektir.
Prostat kanseri: Özellikle gelişmiş ülkelerde ileri yaşlardaki
erkeklerde çok sık görülen prostat kanserinin oluşunda beslenme
alışkanlıklarının yanı  sıra mesleksel ve çevresel etkilenimin de rolü
vardır. Hastalık 50 yaşın altındaki erkeklerde çok ender görülür. Prostat
kanserinin sık görüldüğü meslekler arasında çiftçilik, öğretmenlik,
kaynak, metal işleri, tekstil işleri, lastik sanayi, pil yapımı gibi işler
vardır. Kadmiyum maruziyeti ile prostat kanseri meydana gelmesi
arasında ilişki olduğu ortaya konmuştur.
Beyin tümörleri: Çok sık bir tümör türü olmamakla birlikte konumu
itibariyle yaşamsal önem taşıyan ve değişik klinik ve patolojik türleri
olan tümörlerdir. Bazı mesleksel faktörlerin beyin tümörü meydana
gelmesinde rolü olduğu  şeklinde kanıtlar vardır. Bu maddeler arasında
vinil klorür, formaldehit, bazı çözücüler, kurşun, iyonizan radyasyon ve
elektromanyetik alanlar sayılabilir. Tarım işçileri, itfaiyeciler, petrol
rafinerisinde ve lastik sanayinde çalışanlar arasında beyin tümörleri riski
yüksek bulunmaktadır.
Deri kanseri: Vücudun en büyük organı olması nedeniyle deri
kanseri en sık görülen tümörlerdendir. Hem melanom hem de melanom
dışı deri kanserlerinin meydana gelmesi bakımından ultraviyole  ışın
maruziyetinin etkisi olduğu bilinmektedir. Bunun dışında mesleksel
faktörler olarak arsenik, polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve iyonizan
radyasyonun da deri kanseri oluşunda rolü vardır.
Sayılan kanserlerden başka endometrium kanseri, serviks kanseri,
over kanseri, serviks kanseri, tiroid kanseri, mide kanseri, kolorektal
kanserler, pankreas kanseri gibi diğer bazı kanserlerin oluşunda da
mesleksel faktörlerin rolü olduğu konusunda bilgiler vardır.
Mesleksel kanserlerden korunma
Hastalıklardan korunma, birincil-ikincil-üçüncül düzeyler olmak
üzere üç düzeyde yapılabilir. Bunlar arasında en etkili korunma yaklaşımı
birincil düzeyde korunmadır (primary prevention). Bir hastalıkta birincil
düzeyde korunma sağlamak için, kişinin hastalık etkeni ile
karşılaşmasının önüne geçilmeli, kişinin etkenle teması önlenmelidir. Bu
yaklaşım iş sağlığı uygulamaları bakımından çok temel bir yaklaşımdır.
Mesleksel kanserlerin nedeni açık olarak bellidir ve kişiler bu etkenle
işyeri ortamında, işin yürütümü sırasında karşılaşmaktadır. Bu durumda
işyerinde alınacak bir dizi teknik koruma yaklaşımı ile kişinin etkenle
teması kesin bir  şekilde ortadan kaldırılabilir. Bu amaçla yapılabilecek
uygulamalardan başlıcaları şu şekildedir:
(1) Kanserojen maddeyi kullanmama: En etkili korunma şeklidir. Bu
uygulamanın esası, kanserojen maddenin yerine başka bir maddenin
kullanılmasıdır (substitution, ikame). Örneğin benzenin sakıncaları ortaya
konduktan sonra benzenin açık olarak kullanımı (çözücü, yapıştırıcı
amaçla kullanımı) yasaklanmıştır. Bu alanlarda benzen yerine kanser
yapıcı özelliği olmayan başka maddeler (önceleri toluen, ksilen, daha
sonra stiren, hekzan vs.) kullanıma sokulmuştur. Benzeri  şekilde asbest
yerine de lif yapısında sentetik olarak üretilen bazı maddeler
kullanılmaya başlanmıştır.
(2) Kapalı sistem: Bazı durumlarda çalışma hayatının sürmesi
bakımından sakıncalı maddeleri kullanma zorunluluğu söz konusudur. Bu
durumlarda zararlı maddenin kapalı sistemler içinde çalıştırılması yolu ile
kişilerin bu madde ile temasının önüne geçilebilir. Örneğin radyoaktif
maddelerin kullanımında bu yaklaşım geçerli bir kullanım yoludur.
(3) Ayırma (izolasyon): Bazen sakıncalı olan işlemin tümü ile
ayrılması söz konusu olabilir. Sakıncalı olan işlem işyerinin yalnızca bir
bölümünde ise, bu bölümün diğer bölümlerden ayrılması şeklinde
uygulama yapılabilir. Bu  şekilde işyerinde bulunan kişilerin büyük
bölümünün zararlı madde ile teması önlenmiş olur. Ayrılan riskli
bölümde çalışanlar ise özel koruma yöntemleri ile korunabilir, veya
olanak varsa bu bölümde robot çalıştırılması yoluna gidilebilir.
(4) Havalandırma: Çalışma hayatında sık olarak başvurulan bir
koruyucu yöntem de havalandırmadır. Zararlı maddeler çoğunlukla
vücuda solunum yolundan girer. Bu yüzden kişilerin zararlı madde ile
temasının kesilmesi bakımından havalandırma sisteminin, solunum
seviyesinin daha altındaki bir düzeyden havayı emip ortamdan
uzaklaştırması gerekir. Bu tür havalandırmaya “boşaltıcı havalandırma”
(exhaust ventilation) adı verilir.
(5) Kişisel koruyucu malzeme kullanımı: Zararlı maddenin oluştuğu
yerde, kaynağında kontrol altına alınması amacı ile yapılan bütün
uygulamalara rağmen halen kişilerin etkilenme olasılığı varsa, bu
durumda kişisel koruyucu malzemelerin kullanımı yoluna gidilir. Zararlı
madde ile  temas en çok solunum yolu ile olduğundan, koruyucu
malzeme de öncelikle solunum yolundan etkilenmeyi önleyici olarak
maskeler şeklinde olabilir. Maske dışında koruyucu giysi, özel eldivenler,
ayakkabılar, yüzü ve gözleri korumak üzere uygun gözlükler vb. çeşitli
koruyucu malzeme kullanılabilir. Ancak bu konuda titizlikle üzerinde
durulması gereken bir nokta, kişisel koruyucu malzeme kullanımının “son
çare” olarak devreye girmesi gereğidir. Kişisel koruyucu malzemenin
kullanılmasından önce, etkenin kaynağına yönelik olarak yukarıda
sayılan uygulamalardan bir veya birkaçı uygulanmalı, etkenin kaynağında
kontrolü amacı ile yapılan bütün çabalar sonunda eğer gerekiyorsa kişisel
koruyucu malzeme kullanımı yoluna gidilmelidir. Kaynağa yönelik
önlemleri almadan korunmayı yalnızca kişisel koruyucu malzeme ile
yapmaya çalışmak hatalı olur.
(6) Diğer önlemler: Yukarıda sayılan uygulamalara ek olarak bazı
idari (yönetsel) yaklaşımlarla koruyucu çalışmalara katkı sağlanabilir.
Örneğin maruziyet süresinin kısaltılması bakımından tehlikeli maddelerle
çalışılan işlerde günlük çalışma süresi kısadır. Bu tür bir önlem radyoaktif
maddelerle ve radyasyonla ilgili işlerde çalışanlara uygulanmaktadır.
Günlük çalışma süresinin kısa olmasının yanı  sıra tehlikeli maddelerle
çalışanların belirli bir program içinde dönüşümlü (rotasyonel) olarak
çalıştırılması da koruyucu amaçla uygulanan yöntemlerdendir.
Sayılan birincil korunma uygulamalarına ek olarak tehlikeli işlerde,
özellikle kanserojen maddelerle çalışılan işyerlerinde çalışanlar
aralıklarla sağlık kontrolünden geçirilir. Bu yolla herhangi sağlık
bozulması erken dönemde saptanabilir. Bu yaklaşım koruyucu sağlık
hizmetleri bakımından ikincil korunma olarak adlandırılır. Bir sağlık
sorunu erken dönemde yakalandığında alınacak önlemlerle ilerlemesinin
önüne geçilebilir ve kişinin sağlığına kavuşması sağlanabilir. Ağır ve
tehlikeli işlerde çalışan kişilerin aralıklarla sağlık kontrolünden
geçirilmesi gereği iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında belirtilmiştir.
Mesleksel kanserlerden korunma bakımından sağlık eğitimi
çalışmalarının da önemi vardır. Hem işyerindeki yöneticilere, hem de
çalışanlara yönelik olarak eğitim yapılmalıdır. Bu eğitimlerde riskli
maddeler tanıtılmalı, bunların sağlık etkileri, etkilenim yolları ve
koruyucu uygulamalar bakımından dikkat edilmesi gereken noktalar
açıklanmalıdır.
Kaynaklar:
1. Mesleksel Kanserler, N. Bilir,  İş Sağlığı ve Güvenliği (N. Bilir, AN Yıldız) içinde
sayfa 235-243, Hacettepe Üniversitesi Yayını, Ankara, 2004.
2. Cancer, MB Russi, Textbookof Clinical Occupational and Environmental Medicine
(Ed. L. Rosentock, MR Cullen, CA Brodkin, CA Redlich) içinde, sayfa 727-824,
Elsevier, Second edition, 2005.
3. Carcinogens, H. Frumkin, M. Thun, Occupational Health (BS Levy, DH Wegman)
içinde, sayfa 335-353, Lippincott Williams and Wilkins, 2000.
4. Cancer Epidemiology, Principles and Methods, IS Silva, IARC, Lyon, 1999.
5. Fundamental Principles of Occupational Health and Safety, BO. Alli, ILO, Geneva,
2001.
6. Encyclopedia of Occupational Health and  Safety, Fourth Edition, ILO, Geneva,
1998.






SİPARİŞ VE BİLGİ HATTI
Medikal Blok Medikal
Medikal Kozmetik Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Adres : Osmanağa Mah Rıhtım Cad. Reşit Efendi Sok No : 45 /A Kadıköy – İSTANBUL
İletişim : 0216 405 28 28 – 0216 405 28 29
Fax : 0216 405 28 30
Mobil : 0530 286 53 43
Mail : omronmedikal.net@gmail.com