Anasayfa Nebülizatör Cihazı Nebülizatör Fiyatları ve Nebulizör Nedir ?

  • Nebülizatör, Nebulizör, Nebülizör Nedir ?
    Nebülizatör, ses dalgalarıyla (ultrasonik nebülizatör) veya basınçlı hava
    (jet nebülizatör) ile sıvı haldeki ilaçları buhar haline getiren solunum yoluyla alınabilmesini sağlayan bir cihazdır.
    Nebulizatör, Nebülizatör, Nebulizör, Nebülizör Nedir ?
    Bu terimlerin hepside Nebulizatör yerine kullanılır.
    Nebülizatör ile küçük çocuklarda, ölçülü doz inhalere uyum sağlayamayan hastalarda ve ağır astması olan hastalarda astma ilaçlarının etkili bir şekilde uygulanabilmesi mümkündür.
    Nebülizatör ile kullanılmak üzere hazırlanmış özel ilaç formları vardır.
    Bunlara Nebul adı verilmektedir.
    Bronş açıcı ve tedavi edici (kortikosteroid) içeren nebül ilaçlar mevcuttur.
    Nebulizasyon, solunumla ilaç almada kullanılan üç yaygın yöntemden bir tanesidir.
    Diğer solunumla ilaç alma yöntemleri Basınçlı Ölçüm Doz Solunumu ve
    Kuru Toz Solunumudur.
    Nebulizerler, durum ne Ölçüm Doz Solunumu ne de Kuru Toz Solunumu ile kontrol edilemediğinde
    ve aynı zamanda, büyük bir doz ilaç gerektiğinde lazım gelirler.
    Nebulizasyonun avantajı, bir yandan büyük dozda ilaç verilmeye devam ederken diğer yandan derin soluk alma gerekmeksizin ilacın bir maske yahut ağız parçası vasıtasıyla kolayca solunabilmesidir.
    Nebulizasyon, aerosol formda antibiyotik uygulaması için tek yöntemdir.
    Nebulizerler, şu koşulların tedavisinde kullanılabilirler:
    -Astım
    -Kronik Obstruktif Akciğer Hastalıkları
    -Kistsel Fibroz
    -Solunum Enfeksiyonları
    -Oda Nemlendirme
    -Solunan havanın nemlendirilmesi
    -İlaç Nebulizasyonu
    -Sepesifik ve Non-spesifik akciğer hastalıkları
    -Bronşiyal Astım
    -Akut ve Kronik Bronşitler
    -Pnomoni
    Bunlar sıklıkla Bronşodilatörler, Steroidler, Sodyum Kromoglicat,
    Antibiyotikler ve Tuz gibi ilaçlar ile tedavi edilirler. Nebulizerler, terapötik solüsyonları, solunum sistemi içerisine solunum için ince bir aerosol buhara dönüştürmek suretiyle çalışır.
    İki tip nebulizer mevcuttur:
    1 – Kompresörlü Nebulizerler
    2 – Ultrasonik Nebulizerler
    1 – Kompresörlü (Jet, Pistonlu) Nebulizatörler
    Kompresörlü Nebulizatörlere, Pistonlu veya Jet Nebulizatörler de denmektedir.
    Kompresörlü Nebulizatörler (Jet Nebuliztörler) motor farklarına göre iki tiptir.
    Bir Kompresörlü Nebulizer nasıl çalışır?
    a- Piston tipli nebulizatörler.
    b- Membran tipli nebuliztörler
    Kompresörlü nebulizerler, sıvıyı hastanın soluyabileceği partiküllere ayırmak üzere sıkıştırılmış hava kullanmak suretiyle çalışmaktadır.
    Sabit çıkışlı bu nebülizatörler, aerosolü sabit bir hızla oluşturmakta ve aerosolün yaklaşık %60’ı ekspiryum sırasında boşa gitmektedir.
    Bu nebülizatörlerde uygun nebülizasyon süresi ve çıkış özellikleri elde etmek için 6 L/dk’nın üzerinde yüksek basınçlı hava akımları gerekmektedir.
    2 – Ultrasonik Nebulizatörler
    Ultrasonik nebülizatörler, bir aerosol içeren kendinden elektrikli cihazlardır ve içindeki sıvıyı titreştirerek küçük partiküllere ayırır.
    İçi su dolu bir kabın alt kısmına yerleştirilmiş piezoelektrik kristalin vibrasyonu ile yüksek frekanslı (0.8-3 MHz) ultrasonik dalgalar oluşur.
    Frekans arttıkça partikül çapı küçülmektedir.
    Frekans 5 MHz’den fazla olduğunda sıvı ısınabilir ve ilacı olumsuz etkileyebilir.
    Kabın üst kısımında suyla temas halinde bulunan taflıyıcı içindeki terapötik solüsyonda ultrasonik dalgaların etkisiyle türbülans oluşur, bu da sıvının yüzeyinde 0.3 mikron ile 10 mikron arası sıvı taneciklerini oluşturur.
    Buraya dolan hava akımı, bu sıvı taneciklerini aerosol şeklinde dışarı taşır.
    Ultrasonik nebülizatörlerin en önemli avantajları, sessiz çalışmaları ve kısa sürede fazla miktarda sıvıyı nebülize edebilmeleridir. 20-30 mL sıvıyı 5-10 dakika gibi kısa sürede nebülize edebilir.
    En önemli dezavantajları ise, pahalı ve zor taşınabilir olmalarıdır.
    Elektrikli transduserden yayılan titreşimler ne kadar sıksa o kadar küçük partiküller (aerosolizasyon), ne kadar seyrekse o kadar büyük partiküller (hümidifikasyon) oluşur.
    Bu özellikleri nedeniyle ilaç uygulamanın yanı sıra, balgam indüksiyonu amacıyla da kullanılır.
    Nebülizatör kullanımı
    1. Hasta pozisyonu: Hasta nebülizatörünü kullanırken oturur pozisyonda olmalıdır.
    2. Solunum paterni: Nebülizasyon sırasında hasta normal tidal volümde solunum yapmalıdır.
    Derin ve hızlı inspiryum yapıldığında ilacın önemli birkısmı orofarenkste depolanıp kalmaktadır.
    Derinnefes alıp tutmanın anlamlı bir terapötik katkı sağ-lamadığı bildirilmiştir (6).
    3. Nebülizasyon süresi: Nebülizasyon süresi, ne-bülizatöre giren hava akım hızına, ilacın ve nebülizatörün özelliklerine göre değişmektedir.
    Bronkodi-latatör ilaçlar için ideal nebülizasyon süresi 5-10dakikadır.
    Nebülizasyonu bitirmek için cihazın içi-nin tamamen kurumasını beklemenin tedaviyeönemli bir katkısı olmamaktadır.
    Nebülizasyon so-nunda cihazın dizaynına göre her nebülizatörüniçerisinde belirli oranda rezidüel sıvı kalmaktadır.
    Bu rezidüel volüme yaklaşıldığında nebülizatördenbir cızırtı sesi gelmeye başlar.
    Bu ses duyulduktansonra 1 dakika daha nebülizasyon yapılıp işlemsonlandırılmalıdır.
    Rezidüel sıvının konsantrasyonuarttığı ve ısı kaybına bağlı olarak (yaklaşık 10°C) viskozitesi azaldığı için nebülizasyonu güçleşmekteve partikül çapı artmaktadır.
    O nedenle içerideki sı-vıyı tamamen kurutuncaya kadar nebülizasyonadevam etmenin
    tedaviye anlamlı bir katkısı olmadığı gibi süreyi uzatarak hastanın tedaviye uyumunuda bozmaktadır.
    4. Nebülizasyon bittikten sonra cihazda kalan rezidüel sıvı boşaltılmalıdır.
    Aksi takdirde ilaç kristalizeolarak jetin kanallarını tıkayabilmektedir
    Nebülizatör temizliği
    Günümüzde tek hasta kullanımlık nebülizatörler önerilmektedir.
    Kompressörler ortak kullanılabillir, ancak her hastanın kendisine özel nebülizatörüolmalıdır.
    Nebülizatör günde en az 1 kez ılık deter-janlı suyla yıkanmalıdır.
    Aradaki hortum kesinliklesuya sokulmamalıdır.
    Yıkanacağı zaman nebülizatörün tüm parçaları ayrılmalıdır.
    Yıkama işlemi yapıldıktan sonra parçalar ayrı olarak spontan kuru-maya bırakılmalıdır.
    Tekrar kullanılacağı zaman ellerini iyice yıkandıktan sonra parçalar birleştirilmeli ve kullanmadan
    önce 1-2 saniye boş olarak çalıştırılmalıdır.
    Eğer antibiyotik vermek için nebülizatör kullanıllıyorsa her kullanımdan sonra yıkanmalı ve her 30 kullanımdan sonra 5-10 dakika kaynatılmalıdır.
    Nebülizatörün bakımı
    1. Tek hasta kullanımlık nebülizatörler maske veya ağızlıklarıyla birlikte 3 ayda bir değiştirilmelidir.
    2. Nebülizatör filtresi renk değişikliği olduğu zaman değiştirilmelidir.
    3. Kompressörün basınç ve güç kontrolü 6 ayda bir genel bakım ise yılda 1 kez yapılmalıdır.
    İdeal nebülizatörün özellikleri
    1. Kompressör akım hızı 6-8 L/dakika olmalı ve 0.7 – 2 bar basınçta çalışmalıdır.
    2. Üretilen aerosoldeki 5 µm’den küçük partiküllerin oranı yüksek olmalıdır.
    (aerosolün en az %50’si-ni 5 µm’den küçük partiküller oluşturmalıdır).
    3. Nebülizasyon kısa sürmelidir (bronkodilatatörleriçin bu süre 5-10 dakikadır).
    4. Yüksek “output”lu olmalıdır.
    5. Az elektrik harcamalıdır.
    6. Küçük ve taşınabilir olmalıdır.
    7. Parça sayısı az, montajı kolay olmalıdır.
    Parça sayısı arttıkça montaj güçleşmekte ve küçük çocuk-larda bu parçaların aspire edilme riski artmaktadır.
    8. Ucuz ve dayanıklı olmalıdır.
    Nebülizör veya Spaserleri Sigorta Emekli Sandığı ve Kurumlar Karşılıyor mu?
    Eğer uzman hekim hastanın tedavisi için bu cihazların kullanımını gerekli görüyorsa bir rapor ile hasta, bunları söz konusu kurumlardan ücretsiz elde edebilir.
    Astım Tedavisinde Kortizonlu İlaçlar Kullanılıyormuş, Bunların Zararı Yok mu?
    Kortizon korkusu toplumda yaygındır.
    Kortikosteroidler bugünkü tıpta en çok kullanılan, çok etkili ve faydalı ilaçlardır.
    Uygun endikasyon, doz, zamanlama ve hekim kontrolü altında kullanıldıklarında istenmeyen yan etkiler pek görülmez.
    Özellikle astımlılarda kortizonlu ilaçlar sprey veya toz halinde solunum yoluyla verildiklerinde bu tür istenmeyen zararlı etkiler hemen hiç görülmez ve çok güvenlidir.
    Kortizonsuz Astım Tedavisi Mümkün Değil midir?
    Astım havayollarının mikrobik olmayan süreğen iltihabıyla karakterize bir hastalıktır.
    Tedavide temel yaklaşım bu iltihabın baskılanmasıdır.
    Kortizon bu yönde en etkili ilaçların başında gelmektedir.
    Kortizon dışı ilaçların etkileri ise kortizona kıyasla çok daha zayıftır.
    Ancak hafif astımlılarda veya ağır olgularda kortizonla birlikte kullanılabilirler.
    Bugünkü tedavi biçimine göre orta ve ağır astımlıların tedavisinde kortizon kullanılması mutlaka gereklidir.
    Aksi taktirde hastalık kontrol altına alınamaz ve hasta riske atılmış olur.
    Şunu yine vurgulamak gerekir ki sprey yada toz formunda verilen
    kortizon türü ilaçların korkulacak yan etkileri hemen hiç yoktur.
    Ağızdan Alınan Hap Türü İlaçlarla Astım Tedavi Edilemez mi?
    Hafif astım, efor astması, polen astması gibi çoğu hasta, ülkemizde de son yıllarda kullanıma giren
    lökotrien antagonistleri grubu ilaçlarla (Singulair ve Accolate) tamamen kontrol edilebilmektedir.
    Özellikle çocuklarda kullanılabilir olması nedeniyle Singulair, sprey tipi ilaçları kullanamayan popülasyonda kullanım avantajı ve hasta uyumunu artırıcı bir üstünlüğe sahiptir.
    Ancak orta ve ağır astmalıların tedavisinde bu ilaçlar tek başlarına yeterli olmazlar, ancak gerek olduğunda diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilirler.
    Kortizonlu İğnelerin Tedavideki Yeri Nedir?
    Kenakort, Diprospan gibi kortizon içeren iğneler veya Prednol, Deltakortil gibi ilaçlar astımlı hastalar
    tarafından en çok suistimal edilen ilaçlardır.
    Bunlara bağlı olarak, şişmanlama, kemik erimesi, hipertansiyon, kalp yetmezliği, hormon bozuklukları gibi bir çok yan etkiler görülebilmekte, ayrıca kortizona bağımlılık oluşabilmektedir.
    Bu tür ilaçların astımlı hastalarca -kriz sırasında hekim kontrolünde verilmesi hariç kullanılmaları doğru değildir.
    Astım İlaçlarının Yan Etkileri Nelerdir?
    Günümüzde astımın doğru tedavisi için hekim kontrolünde kullanılan ilaçlara bağlı olarak önemli yan etkiler pek görülmez.
    Ancak nadir olarak çarpıntı, titreme, kas krampları, seste boğuklaşma, idrar yapmada güçlük,
    mide şikayetleri ve allerjik reaksiyonlar gibi sorunlara rastlanabilir.
    Sprey tipi ilaçlar kullanıldıktan sonra bol su ile ağız çalkalanıp boğaz gargarası yapılarak tükürülmesi önerilir.
    Kalp hastalığı, tansiyon yüksekliği, karaciğer hastalığı gibi başka hastalıklar varsa ve bunlar için de
    hasta ilaç kullanıyorsa astım ilaçlarıyla etkileşme olup olmayacağı yönünden hekimine danışmalıdır.
    Aşı Tedavisinin Astımdaki Yeri Nedir?
    Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi asıl olarak arı sokmalarına ve yılan zehirlenmesine karşı etkin bir tedavi biçimidir.
    Tüm dünyada standart astım tedavisi protokolleri arasında yer almaz.
    Çok özel koşullarda standart tedaviye cevap alınamayan hastalarda denenebilir.
    Aşı tedavisi:
    5 yaşından küçüklere ve 40 yaşından büyüklere uygulanmaz.
    Orta ve ağır astımlılara uygulanmaz.
    Sadece deri testleri ile değil aynı zamanda kanda özel Ig
    E tipi antikor tayini ile antijen duyarlılığı saptanmayanlara uygulanmaz.
    İki allerjenden daha fazlasına karşı duyarlılık olduğunda uygulanmaz.
    Hastanın duyarlı olduğu antijeden kaçınması mümkün olduğunda uygulanmaz.
    Standart tedavi maksimum olarak denenip başarısız olduğu gösterilmeden uygulanmaz.
    Fakat orta ve ağır astımlılarda kullanılmaması gerektiğinden, hafif astımlılarda ise standart tedavi
    hemen her zaman başarılı olduğundan pratikte astım tedavisinde aşının yeri yoktur.
    Aşı Tedavisinin Herhangi Bir Zararı Var mıdır?
    Evet. Bu tedavi her yerde her hekim tarafından uygulanamaz.
    Hele muayenehanelerde asla uygulanmamalıdır.
    Ancak yukarıda sıralanan koşullara uyan çok az sayıda hastaya, asıl tedaviler uygulandıktan sonra,
    bütün riskler göz önüne alınarak, uzmanı doktor denetiminde ve acil durumda
    hastayı yaşama geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip, hastanın suni solunum cihazına bağlanabileceği tam teşekküllü bir hastanede denenebilir.
    Çünkü bu tedavi sırasında allerjik reaksiyonlar ve astım krizi gelişip ölümcül olabilir.
    Bu nedenle ve etkinliğinin çok az olması dolayısıyla, insan sağlığına gereken önemin verildiği gelişmiş
    Avrupa ülkelerinin bir çoğunda astımlılara aşı yapılmaz ve bu bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmeyip yasaklanmıştır.
    Aşı Tedavisinin Ülkemizde Bu Kadar Yaygın Olarak Kullanılmasının Sebebi Nedir?
    Standart astım tedavi protokollerinde yeri olmadığı, gelişmiş Avrupa ülkelerinin bir çoğunda yasaklandığı, etkinliğinin çok zayıf olduğu, etki mekanizmasının bile bilinmediği ve ölümle sonuçlanan ciddi yan etkilerinin varlığına rağmen ülkemizde ehliyetsiz ellerde, uygunsuz koşullarda, standardize edilmemiş, üzerinde hiçbir isim, marka, doz vs yazmayan, kimin tarafından nerede hazırlandığı
    ve ne içerdiği belli olmayan solüsyonların aşı adı altında hastalara uygulanmasının tek nedeni maalesef suistimale açık olmasıdır.
    Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam eden hastalar vardır.
    Bazı Hekimler Aşının Zararsız Olduğunu ve Her yerde Uygulanabileceğini Hastalarına
    Söyledikleri Hatta bu Şekilde Bir Notu Hastaların Ellerine Yazılı Olarak Verdikleri Görülmektedir.
    Bu Nasıl oluyor?
    Bu, ancak hastaya aşı adı altında uygulanan solüsyonun aşı içermemesi onun yerine kortizon vb
    bir ilaç karışımı olmasıyla mümkündür.
    Gerçek aşı solüsyonları hakkında böyle güven ve cesaret vermek mümkün değildir.
    Astımlıların Krize Girmesi Normal midir?
    Astı Kriz, astımın kontrol altında olmadığını gösterir. Eğer hasta tedavi almıyorsa tedavi edilmelidir.
    Tedavi altında ise almakta olduğu tedavi yetersiz olabilir.
    Tedavisi gözden geçirilmeli yeniden düzenlenmelidir.
    Tedavi Edilmekte Olan Astımlı Hastanın Hiç Şikayeti Olmaz mı?
    Uygun şekilde tedavi edilmekte olan astımlı hastanın da zaman zaman bilhassa tetik faktörle karşılaştığında yakınmaları olabilir.
    Ancak, hastanın şikayetinin olması ile kriz geçirmesi aynı şey değildir.
    Şikayetleri devam ediyor, ilk müdahaleden etkilenmiyor veya kısa süre sonra tekrarlıyorsa krizden bahsedilebilir.
    Astım Krizine Girmemek İçin Ne Yapmalıyım?
    Daha önceki krizlerinizi başlatan tetik faktörleri biliyorsanız
    (sigara dumanı, efor, deterjan dumanı, vernik kokusu, aspirin alımı vb gibi) onlardan uzak kalmalısınız.
    Size verilen tedaviyi, şikayetim yok diyerek kendi başınıza kesmemeli veya aksatmamalısınız.
    Grip vb solunumsal enfeksiyonlardan kendinizi korumalısınız.
    Her yıl eylül-kasım ayları arasında bir doz grip aşısı yaptırmanızda yarar var.
    Krize Girdiğimde Ne Yapmalıyım.?
    Ventolin, salbulin yada Bricanyl adıyla ülkemizde bulunan sprey veya toz formundaki ilaçları tüm astımlılar daima yanında bulundurmalı ve yakınmaları ortaya çıktığında bu ilaçlardan kullanmalıdırlar.
    Önerilen: ilk bir saat içinde 20 dk ara ile 2-4 puff bu ilaçlardan solunum yoluyla alınmasıdır.
    Kriz Başladığında Hekime Ne Zaman Başvurmalıyım?
    Eğer ventolin, salbulin veya bricanyl aldıktan sonra yakınmalarınız ortadan kalkar ve bir daha tekrarlamaz ise 24-48 saat süreyle her 4-6 saatte bir ventolin veya bricanyl sprey veya tozu düzenli olarak ikişer puf almaya devam etmelisiniz.
    Bu arada doktorunuzu arayıp önceden beri almakta olduğunuz tedaviye rağmen bir atak geçirdiğinizi anlatıp tedavide bir değişiklik yapmak gerekip gerekmediğini ona danışmalısınız.
    Ancak şikayetleriniz başladıktan sonra ventolin veya bricanyl’i yukarıda önerilen şekilde aldığınız halde şikayetleriniz düzelmez ise veya düzelmeyi takiben kısa süre sonra yine tekrarlarsa hekime veya hastaneye başvurmalısınız.
    Astım Krizinin Ağır veya Ölümcül Olma Olasılığını Gösteren Kriterler Nelerdir?
    Şikayetlerin çok şiddetli olması, uzun sürmesi, hastada morarma olması, nabız sayısının dakikada 120’den fazla olması ve nabzın düzensizleşmesi, tansiyonun düşmesi (Büyük 90, küçük 60 mmHg’dan düşük ölçülmesi), hastanın nefes darlığı nedeniyle konuşurken cümleleri tamamlayamayıp kelimeler arasında soluk alıp vermek zorunda kalması, ancak oturur vaziyette nefes alıp yatar vaziyete geçtiğinde tıkanması gibi belirtiler krizin ağır olduğunu gösterir ve hekim desteğine gereksinim var demektir.
    Astım Hastasıyım, Spor Yapabilir miyim?
    Evet. Efor astması, astmalıların çoğunda var olmasına karşılık düzenli tedavi gören astımlılar spor yapabilirler.
    Dünya olimpiyatlarında yarışmış ve derece almış çok sayıda astımlı vardır.
    Astım ilaçları doping olarak kabul edilmez ve spor öncesi, efor öncesi alınabilirler.
    Ağır Efor Öncesi Astımlılara Hangi İlaçları Tavsiye Edersiniz?
    Efordan 10-15 dk önce ventolin, bricanyl veya tilade, intal gibi sprey ilaçları
    usulüne uygun olarak alınması çoğu zaman bir sorun ortaya çıkmaması için yeterlidir.
    Astımlılar İçin Özellikle Tavsiye Edilen Bir Spor Türü Var mıdır?
    Yüzme sporunun astımlılar tarafından çok daha iyi tolere edildiği bildirilmektedir.
    Omron Comp Air NE-C28-E Nebülizatör
    Kompresörlü Nebulizatör – Omron c28 Nebulizatör
    Kelimenin tam anlamıyla omron ne-c28 nebulizatör sınıfında tek!
    Kompresörlü nebulizatör cihazları arasında kaliteli bir ürün…
    Yeni etkili valf (Virtual Valve Technology) teknolojisi ile hastanın nefes alması mümkün olan ve solunabilir ölçülerde aresol üretir.
    V.V.T eşsiz tasarımı ile temizlenen parça sayısını azaltır.
    Bu da daha fazla hijyen ve kolay bakım imkanı sağlar.
    Su geçirmez düğme.
    V.V.T valf teknolojisinden yüksek faydalanma.
    Enerjiyi verimli kullanma.
    Taşıma çantası.
    Nebulizer kiti için stand yeri.
    Nebulizer kiti elle kolay tutulabilir.
    El tipi nebulizer haznesi
    Hava tüpü konnektörlerini kolay takma ve sökme.

     

    OmronC28-500x500
    İletişim:
    Medikal Blok Medikal
    Medikal Kozmetik Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
    Adres : Osmanağa Mah Rıhtım Cad. Reşit Efendi Sok No : 45 /A
    Kadıköy – İSTANBUL
    İletişim : 0216 405 28 28 – 0216 405 28 29 – 0216 349 80 80
    Fax : 0216 405 28 30
    Mobil : 0532 377 93 07 – 0530 286 53 43
    Mail : omronmedikal.net@gmail.com
    www.medikalblog.net
    Medikal Blog Whatsap Medikal Blog Whatsap

    Ürün stoklarımızda mevcut olup, firmamıza uğrayarak ürünü tedarik edebilirsiniz, adres belirtirseniz ürün adresinize gün içinde kargoya verilir.
    Ürünlerimiz Fotoğraflarda Görüldüğü gibi %100 Orjinal, UBB Barkodlu,Faturalı ve 1. Kalitedir.
    Firmamızdan talep etmiş olduğunuz ürünler Aras kargo olarak gönderimi yapılır.
    Kargo Paket gizliliği vardır. Kargo Paketinde kesinlikle iletişim bilginiz dışında farklı bir açıklama bulunmaz. Satışta olan ürünlerimizin %95 stoklarımızda mevcut olup, Mağaza ürünleri olduğu için ürün kalmaması durumunda size bilgi verilecektir. Olası stok problemleri için şimdiden anlayışınıza teşekkür ederiz. iade ve değişim için bizimle iletişime geçin. İade kriteri ambalajı bozulmamış ve tekrar satılabilir durumda olmalıdır.

    Sağlık Bakanlığı 15.05.2014 tarihli 29001 sayılı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği doğrultusunda, “Medikal Ürünlerin internet aracılığı ile satışı durdurulmuştur”. İnternet sitemizde bulunan ve tanıtımını yapmış olduğumuz ürünlerin tamamı, bayisi olduğumuz ve yetkilendirilmiş olduğumuz firmaların ve Türkiye distribütörlerinin, ürünlerinin satışına firmamızın mağazasında devam etmektedir. Sizlere daha kaliteli hizmet verebilmek için; Sağlık Bakanlığı ve Tıbbi Cihaz Kurumu izni ile yetkili, Sorumlu müdür, Satış ve Tanıtım Elemanlarımız; soru, görüş ve önerileriniz için aşağıdaki iletişim bilgilerinden, sizlere yardımcı olacaktır.

    Anlayışınızdan ve firmamıza göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederiz.

    Bize Yazın