Anasayfa Hasta Yatakları Yoğun Bakım Karyolası

  • Yoğun Bakım Karyolası SAS HK 04
    4 Motorlu lüks yoğun bakım karyolası

    yogun-bakim-karyolasi

    Yoğun Bakım
    Beynin damar hastalıkları (inme), özürlülüğe ve hatta ölüme neden olabilir.
    Çok sık rastlanılan bu nörolojik hastalıklar nedeniyle, özellikle olayın yeni geliştiği dönemlerde,
    ağır hastaların yoğun bakım birimlerine yatırılmaları gerekebilir.
    Bu hastalar için özelleşmiş ve uzmanlaşmış nörolojik yoğun bakım birimlerinin oluşturulması görece olarak yenidir.

    Yoğun bakıma yatış
    Büyük bir beyin kanaması geçiren, bir beyin damarının tıkanmasına bağlı olarak beyninde
    şişme (ödem) oluşan, sık (epileptik) nöbet geçiren, belirgin kalp ve solunum sorunları olan yada başka bir nedenle bilinci etkilenen inmeli hastalar yoğun bakım birimlerine alınır.
    Hastanın yoğun bakım biriminde bulunma süresi tıbbi duruma bağlı olarak değişir.
    Hekim gerekli olduğunu düşündüğünde hastalar yoğun bakımın birimine alınırsa da bazen boş yatak bulabilmek sorun olmaktadır.

    Yoğun bakımdaki hastanın bakımı
    Yoğun bakımda yatan hastaların tedavileri bu konuda uzmanlaşmış hekimler tarafından belirlenir.
    Her türlü bakımları ise hemşireler tarafından sağlanır.
    Tedavi ne kadar iyi olursa olsun iyi bir bakım olmazsa sonucun iyi olma ihtimali azalır.
    Yoğun bakımdaki hastanın bakımı, diğer bölümlerde yatanlarla kıyaslanamayacak kadar güçtür.
    Bu bakımı sağlayan hemşireler ağır iş yükü nedeniyle fiziksel olarak çok yıpranırlar.
    Ancak bundan daha da önemlisi psikolojik olarak büyük bir yük üstlenirler.
    Yoğun bakımda çalışmak sürekli olarak stres yaratır.
    Hasta yakınlarının, her iki nedenle çok yıpranan yoğun bakım çalışanlarına karşı daha hoşgörülü olmaları sadece gerekli değil, kesinlikle şarttır.

    Yoğun bakımda hasta beslenmesi
    Yoğun bakıma alınan hastalar ilk günden itibaren hemşireler tarafından beslenir.
    Besin ihtiyacı (kalori, protein, vitamin ve mineraller, sıvı vb. miktarı) hekimlerce belirlenip denetlenir.
    Bu konuda yeterli bilgi ve deneyimi olmayan merkezlerde uzun süre yatan hastalarda, beslenme kusurlarına bağlı olarak ilave tıbbi sorunlar oluşabilir.
    Bunun en iyi göstergesi hastanın hızlı kilo kaybıdır.
    Yutamayan veya yutmaması gereken hastalara, burun yoluyla ince bir hortum (nazogastrik sonda) takılarak yiyecekler doğrudan midenin içine iletilir.
    Hasta kişilerin beslenmesi için mümkün olan her durumda mide bağırsak yolu kullanılır.
    Nadiren, hastayı beslemek için mide ve bağırsak yolu kullanılamaz.
    Bu durumda sadece damardan (serum ile) beslemek gerekirse de bu sık kullanılan ve tercih edilen bir yöntem değildir. Ancak serum tedavisi, beslenme dışında bir çok başka amaçla kullanılır.
    Ağızdan beslenemeyen hastalarda kullanılan “sonda” yüzünden zamanla yemek borusunun esnekliği bozulur ve yiyeceklerin geri kaçarak hava yollarına geçme ve akciğer iltihaplarına neden olma olasılığı artar.
    Bu nedenle sonda uygulaması özelikle birkaç haftayı geçerse, “gastrostomi” denilen özel bir işlem yapılır.
    Bu küçük bir cerrahi işlemdir.
    Karından mideye ulaşan küçük bir delik açılarak, yiyecekler doğrudan mideye verilir.
    Bu yöntem hastanın daha az riskle, uzun süreli beslenmesine olanak sağlar.
    Kolay bir işlem olmasına rağmen deneyimli cerrahları olmayan bazı merkezlerde uygulanamamaktadır. Bazen de durumun önemini kavrayamayan hasta yakınları bu işlemin yapılmasına izin vermemektedir ki bu sakıncalı ve yanlış bir karardır.
    Her durum ve koşul altında, hastaların doğru şekilde ve uygun miktarda beslenmesi yaşamsal önem taşır.
    Bu nedenle hekim gerekli olduğunu söylediğinde bu tıbbi girişime mutlaka izin verilmelidir.

    Yoğun bakımda yatan hastanın pozisyonu
    Aksini gerektiren tıbbi bir durum yoksa, bilinci kapanmış inmeli hastaların başları bedenlerinden 30 derece yukarıda tutulur.
    Bu sayede, var olan beyin ödeminin artması engellenir.
    Hastanın boynunun her iki yanında bulunan damarlarının (venlerin) herhangi bir şekilde baskı altında kalmaması da çok önemlidir.
    Bu yüzden yakanın, giysinin, yastığın veya herhangi bir şeyin boynu sıkıştırmadığından emin olunmalıdır.
    Hastaların 2-3 saat arayla yatış pozisyonları değiştirilir. Bu çok önemlidir.
    Yeterince sık pozisyon değişikliği yapılmazsa, kol ve bacaklarda, özellikle felçli tarafta kalıcı bozukluklar oluşabilir, kalça, kulak, topuk vb. bası altında kalan beden bölgelerinde, yara açılabilir, akciğerler daha kolay iltihaplanabilir, damarlara veya akciğerlere pıhtı atılması olasılığı artar.

    Yoğun bakımda yatak (bası) yarası
    Daha önceden de değinildiği gibi, yoğun bakımdaki hastada (aslında hareketsiz kalınan her durumda) baskı altında kalan beden bölümlerinde “bası yarası” gelişim riski yüksektir.
    Bunu önlemek için, hastanın sık sık pozisyonu değiştirilmelidir.
    Motorlu havalı yatak, jel yatak, petekli sünger yatak v.b şeklindeki hasta yataklarının hepsi yararlıdır
    ve birbirlerine pek bir üstünlükleri yoktur. Hareketsiz kalan hastalarda bu tür bir yatağın
    kullanılması gerekir.
    Bası yarası oluşumunu önlemek için uygun bir yatak sağlamak yeterli değildir.
    Hastanın cildi her zaman kuru kalmalıdır.
    Çiş ve kaka kalıntıları yara oluşumunu hızlandırır. Çarşaf kuru ve gergin olmalıdır.
    Yatak içindeki minicik kırıntıların bile yaraya neden olabileceği unutulmamalıdır.
    Yetersiz beslenmenin de yara oluşumda de hatırı sayılır bir payı vardır.
    Hastanın iyi (doğru) beslenmesi bu nedenle de çok önemlidir.
    Özel tıbbi nedenler dışında, ister yoğun bakımda ister herhangi bir hastane yatağında, isterse de bir bakım evinde ya da kendi evinde yatıyor olsun, bir hastada bası yarası gelişimi, hastaya uygulanan bakımın kalitesini yansıtır.

    Yoğun bakımda yatan hastanın solunum sorunları
    Normal bir solunum yaşamsal önem taşır. Normal solunum; sakin, düzenli ve sessiz bir soluma şeklindedir.
    İnme dahil beyin hastalıklarının bir çoğunda solunum da bozulur.
    Soluk alıp verme hızının yavaşlamış yada hızlanmış olması tıbbi bir sorun olduğunun göstergesidir.
    Soluma sırasında duyulan gürültüler (sesli soluma) ise soluk yollarının yeterince açık olmadığını gösterir.
    Sesli solumaya neden olan tıkanmalar çoğunlukla mekaniktir ve ağız içinde, genizde yada daha aşağıda bulunan hava yollarındaki tıkaçlar nedeniyle oluşur.
    Bu nedenle ağız içi ve boğaz sık sık gözden geçirilerek öncelikle hava yollarının başlangıç kısımlarının açık olması sağlanır.
    Bilinci kapalı hastanın solunum yolları kuruyan salgıların oluşturduğu tıkaçlarla tıkanabilir.
    Bu yüzden hastaların bulunduğu ortam nemlendirilir.
    Gerekliyse bu salgılar, hastanın ağız veya burnuna sokulan bir boru aracılığı ile özel bir makine (aspiratör) tarafından emdirilir.
    Yatan hastalarda akciğerler kolay iltihaplanır.
    Bunun en önemli nedenlerinden biri salgıların akciğerlerde (bronş ve alveollerde) birikmesidir.
    Bu nedenle solunum fizyoterapisi uygulanır:
    Göğüs kafesine, uygun şekilde, küçük darbeler halinde vurularak, bu birikintilerin akıtılması
    sağlanmaya çalışılır.
    Bu önlemlerin alınmaması ciddi sonuçlar yaratabilir.
    Solunum, doğal yollardan hiç sağlanamadığında yada soluma yeterli bulunmadığında hasta yapay solunum cihazına bağlanır.
    Böylece gereken nitelikte solunum sağlanır.
    Bilinci kapalı kişilerde, genellikle ağızdan içeriye sokulan özel bir tüp, doğrudan soluk borusunun içine yerleştirilir.
    Solunum makinesi bu boru aracılığıyla akciğerlere hava verir.
    Hava yollarında böyle bir boru bulunması, boğulma hissine neden olduğundan bilinci açık kişiler
    buna dayanamaz.
    Bu durumdaki kişiler, solunum makinesi ile soluma gereği ortadan kalkana kadar, özel ilaçlar ile sürekli uyku halinde tutulur.
    Bu makinelerin kullanımı, hava yoluna tüp yerleştirilmesi ve sorun bittikten sonra bu tüpün çıkarılması ve hastanın aletten ayrılması özel uzmanlık gerektiren işlerdir.
    Makineler de oldukça pahalı olduğundan, yoğun bakım masraflarının yükselmesinde yapay solunumun katkısı çoktur.

    Yoğun bakımda yatan hastaların diğer tıbbi sorunları
    İnmenin ilk dönemlerinde, oluşan ağır stres nedeniyle hem psikolojik etkilenmeler hem de inme beraberinde ya da sonucunda, yıkıcı fiziksel yıkımlar oluşur.
    Bu nedenle, hastaların mide ve barsak kanaması geçirme olasılığı yüksektir.
    Benzer şekilde kalp ritm bozuklukları ve kalp krizi geçirme olasılığı da yükselmektedir.
    Kan basıncı (tansiyon) yükselebilir.
    Şeker hastalarında ise kan şekerini ayarı bozulabilir.
    Hareketsiz (özellikle uzun süreli) yatmak bir çok bedensel işleyişin bozulmasına neden olur.
    Bu kapsamda ayak damarları içinde pıhtı oluşabilir.
    Bu pıhtı yerinden koparak dolaşıma karışabilir ve akciğerler başta olmak üzere diğer beden bölgelerinde yaşamsal önemde hasarlara neden olabilir.
    Bunu engellemek için, aksini gerektiren bir durum yoksa hastayı mümkün olduğunca hareket ettirmek gerekir.
    Pıhtı önleyici ilaçların yanı sıra, varis çorabı kullanımı da gerekebilir.
    Aynı nedenle akciğerlerde de enfeksiyonlara yatkınlık artmaktadır.
    Bilinci kapalı kişilerin su-tuz dengesini denetleye bilmenin zorunlu koşullarından biri idrarını ölçmektir. Bu ve benzer nedenlerle yoğun bakımda yatan hemen her hastanın idrar yollarına sonda yerleştirilir. Sondalı hastalarda da idrar yolları iltihapları daha sık gelişmektedir.
    Bu ve benzer nedenlerle, yoğun bakımda yatan hastaların nörolojik hastalıkları kadar eklenen bu tür ikincil sorunları da önemlidir.

    Hastanın yoğun bakımdan çıkması
    Tam olarak iyileşenlerin yoğun bakımdan çıkması, hasta ve yakınlarını için de sağlıkçılar için de
    çok sevindirici bir durumdur.
    Ağır bir inme geçirerek yoğun bakımda tedavi edilenlerin tam düzelememesi de elbette üzücüdür.
    Ağır bir hasarla iyileşen ve başkasının bakıma ihtiyacı olan bazı hastaların yoğun bakımdan çıkarılması sorun oluşturabilmektedir.
    Bazen bu kişilere bakacak insan ya da olanak bulunamamaktadır.
    Bazen de hasta ailesinin bireyleri, bu öngörülememiş yükü taşımak istememektedir.
    Bu yüzden hastanın yoğun bakımdan çıkarılma zamanı geldiğinde sorunlar oluşabilmektedir.
    Bazı hasta yakınları sorunun çözümü için kafa yormak yerine hastalarının yoğun bakımda daha uzun sürelerle kalması için torpil aramakta, ülkemizin “özel” koşulları yüzünden, bazen de başarıya ulaşmaktadırlar.
    Böylece zaten az olan “yoğun bakım yatakları” acil durumdaki hastaya kapanmaktadır.

    Yoğun bakımda Önemli kişiler
    Kendisi ya da bir yakını ünlü, zengin, politikacı, gazeteci veya sağlıkçı olan hastalar, yoğun bakım biriminin işleyişini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
    Yoğun bakım doktoru, “önemli” bir hasta yakınına “diğer hastalara nasıl bakıyorsak, sizin hastanıza da öyle bakıyoruz” dediği zaman, sıradan insana yeterince iyi bakılmadığını düşünen “önemli” kişi ya da yakını bu sözü “sizin için bir şey yapamam” şeklinde algılanmakta, bu yüzden de hastanın daha iyi bakılmasını sağlamanın yollarını aramaktadır.
    Bu arayışların ve sonuçlarının yoğun bakım çalışanlarını üzmek dışında bir işe yaramadığı bilinmelidir.

    Yoğun bakımda hasta ziyareti
    Nörolojik yoğun bakım birimine hasta ziyareti kısıtlıdır.
    Hastanın durumu ağırlaştıkça, aile bireylerinin, dost ve arkadaşlarının ziyaret etme isteği artmaktadır.
    Bu anlaşılabilir bir durumdur. Ancak hastanın çıkarlarına aykırıdır.
    Yoğun bakım hastasının ihtiyacı olan şey ziyaretçiler değildir.
    Bunu kavrayabilmek ve sabredebilmek hasta yakınlarına düşmektedir.
    Hastaların birinci derece yakınları, belirli saatlerde ve kısa süreli olmak üzere birime alınmaktadır. Bilinci tam kapalı olmayan ve yakınlarının sevgi ve desteğine ihtiyacı olan hastalar için farklı uygulamalar yapılmaktadır.
    Bu özel durum dışında, hasta yakınları ve tanıdıkların ziyaret için ısrarları, yoğun bakım çalışanları için ciddi bir sorundur.

    Ölüm
    Yoğun bakıma alınan kişilerin bir çoğunda ölüm riski olduğu açıktır.
    Kimin tamamen iyileşeceği, kimin öleceği, kimin ne kadar süreyle sağ kalacağının önceden
    kesin olarak bilinmesi güçtür.
    Ancak hekimin hastanın bulgularına dayanan bazı öngörüleri vardır. Bunları hastanın yakınlarına aktarır.
    Geçerli olan yasalara göre, hasta asla geri dönemeyecek kadar ağır bir durumda olduğunda bile,
    yoğun bakım biriminde uygulanan bakım ve tedaviler açısından bir değişiklik yapılamaz.
    Bazı kişiler, bunun tersine bazı hastaların kasten öldürüldüğünü düşünmektedir.
    Bu yargı, canına dişine takmış çalışan yoğun bakım çalışanlarına, en hafifinden söylersek, saygısızlıktır. Bazen, yaşama geri dönmesi mümkün olmayan kişilerin, ölmesi de mümkün olmamaktadır.
    Bu hal, içinden çıkılması çok zor durumlara neden olabilir.
    Yaşamı uzatmak ve kalitesini artırmak için var olan tıp, bazen ölümü uzatmakta ve yaşam kalitesi söz konusu bile olamamaktadır.
    Bu da yoğun bakımda çalışanlarının bir diğer üzüntü kaynağıdır.

    Hasta yakınlarının sorunları
    Bir yakınında aniden inme gelişen hasta yakınları çok etkilenirler. Gelişen bu durumun nedenini,
    ondan da önemlisi sonucunu bilmek isterler.
    Hekim bu konunun uzmanı olsa da, işin başındayken bunu bilmesi neredeyse olanaksızdır.
    Hasta yakınları, hastasını doğru merkezde, doğru ellere teslim ettiğinden emin olmalıdır. Bundan kuşkuya düştüğünde, “konsültasyon” yaptırmak en doğal hakkıdır.
    Konuyla ilgili başka uzmanların hastanın yattığı birime gelip hastalarını görmesini sağlayabilir, böylece yapılan tedaviden ve bakımdan daha emin olabilirler.
    Bazı kişiler, bu merkez yerine diğer merkezin, bu hekim yerine diğer hekimin daha iyi olduğu
    ön yargısı ile, hastalarını başka hastanelere naklettirmektedirler.
    Yoğun bakımı gerekli kılan nörolojik hastaların bir çoğunda, bu nakiller sırasında beyindeki hasar artmaktadır.
    Böylece beklenen yarar yerine zarar oluşmaktadır.
    Bazı hasta yakınları da başka konulardan alıştıkları üzere, torpil aramaya başlamaktadırlar.
    Bu arayışlar, yoğun bakım çalışanlarının hastayla uğraşmak yerine gereksiz telefon ve rica girişimlerini
    cevaplamakla uğraşmasına neden olmaktadır.
    Oysa, bir yoğun bakım birimine alınan hastaya yapılan tedaviler ve bakım, onun sosyal, ekonomik vb. statüsünden bağımsızdır.
    Yatan hastalarda kullanılacak her türlü ilaç ve malzemenin hastane eczanesince temini yasal zorunluluktur.
    Ancak uygulamada aksamalar vardır.
    Hastane eczanesinde bulunmayan ilaç ve malzemeleri gerekli olduğu sırada temin etmek, hasta yakınları için ciddi bir uğraştır.
    Bu zorluğa kızanlar, gerekli ilaç ve malzemenin neden hastane eczanesinde bulunmadığı sorusunu yoğun bakım çalışanlarına yöneltmektedir.
    Bu sorunun yanıtı yoğun bakım çalışanlarında değildir ama hasta yakınlarının eline reçete veren onlar olduğundan, tepkileri de göğüslemek zorunda kalmaktadır.

    Yoğun bakım çalışanları ile ilişkiler
    Özellikle ilk başta, hasta yakınları ile sağlıkçılar arasında, gizli ya da açık bir gerginlik yaşanır.
    Sorunun boyutu yeterince ortaya çıkana, hastanın durumunun ne olacağı hakkında daha sağlam öngörülere ulaşana kadar geçecek süreçteki bu gerginliği azaltmak ve sabırla bekleyebilmek bazen
    çok güç olmaktadır.
    Bazen gereksiz taşkınlıklar yaşanmakta, hatta bazen bu taşkınlıklar yoğun bakım çalışanlarına zarar vermektedir.
    Hasta yakınları ile sağlıkçıların görüşmesi, sorunun çözümüne katkı sağlayacak şekilde olmalıdır.
    Karşı tarafı suçlamanın, sorunları çözmek yerine büyüteceği unutulmamalıdır.
    Bazı sağlıkçılar, tıpkı başka meslekten insanlarda da olduğu gibi, iyi iletişim kuramazlar.
    Aynı şekilde bazı hasta yakınlarının da iletişim sorunları olabilir.
    Bazen de hasta yakınları kendi duymak istemedikleri şeyleri söyleyen hekimi anlamak istemezler.
    Bu tür durumlar sorunlar oluşturur.
    İyi bir iletişimin anahtarının, “kendini karşı tarafın yerine koyabilmek” olduğu unutulmamalıdır.
    Yoğun bakımda olmak, başlı başına ciddi bir sorundur.
    Hasta ve yakını için olduğu kadar, sağlık çalışanları için de sorundur.
    Hasta yakınlarının içinde olduğu üzüntülü durumu, sağlıkçıların anlamaya çalışması beklenir.
    Sürekli olarak “yoğun bakım birimi” gibi üzücü bir ortamda çalışmanın sağlıkçılar üzerindeki olumsuz etkisi de hasta yakınları tarafından iyi anlaşılmalıdır.
    Bu kadar yıpratıcı bir ortamda, zorunlu olarak karşılaşan bu iki taraf, birbirlerini daha da
    yıpratmamaya özen göstermelidir.
    Kaynak hipokrattv

    İletişim:
    Medikal Blok Medikal
    Medikal Kozmetik Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
    Adres : Osmanağa Mah Rıhtım Cad. Reşit Efendi Sok No : 45 /A
    Kadıköy – İSTANBUL
    İletişim : 0216 405 28 28 – 0216 405 28 29 – 0216 349 80 80
    Fax : 0216 405 28 30
    Mobil : 0532 377 93 07 – 0530 286 53 43
    Mail : omronmedikal.net@gmail.com
    www.medikalblog.net

     

    Medikal Blog Whatsap Medikal Blog Whatsap

    Ürün stoklarımızda mevcut olup, firmamıza uğrayarak ürünü tedarik edebilirsiniz, adres belirtirseniz ürün adresinize gün içinde kargoya verilir.
    Ürünlerimiz Fotoğraflarda Görüldüğü gibi %100 Orjinal, UBB Barkodlu,Faturalı ve 1. Kalitedir.
    Firmamızdan talep etmiş olduğunuz ürünler Aras kargo olarak gönderimi yapılır.
    Kargo Paket gizliliği vardır. Kargo Paketinde kesinlikle iletişim bilginiz dışında farklı bir açıklama bulunmaz. Satışta olan ürünlerimizin %95 stoklarımızda mevcut olup, Mağaza ürünleri olduğu için ürün kalmaması durumunda size bilgi verilecektir. Olası stok problemleri için şimdiden anlayışınıza teşekkür ederiz. iade ve değişim için bizimle iletişime geçin. İade kriteri ambalajı bozulmamış ve tekrar satılabilir durumda olmalıdır.

    Sağlık Bakanlığı 15.05.2014 tarihli 29001 sayılı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği doğrultusunda, “Medikal Ürünlerin internet aracılığı ile satışı durdurulmuştur”. İnternet sitemizde bulunan ve tanıtımını yapmış olduğumuz ürünlerin tamamı, bayisi olduğumuz ve yetkilendirilmiş olduğumuz firmaların ve Türkiye distribütörlerinin, ürünlerinin satışına firmamızın mağazasında devam etmektedir. Sizlere daha kaliteli hizmet verebilmek için; Sağlık Bakanlığı ve Tıbbi Cihaz Kurumu izni ile yetkili, Sorumlu müdür, Satış ve Tanıtım Elemanlarımız; soru, görüş ve önerileriniz için aşağıdaki iletişim bilgilerinden, sizlere yardımcı olacaktır.

    Anlayışınızdan ve firmamıza göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederiz.

    Bize Yazın