Yüksek tansiyon hastalarının yeni umudu! - Medikal Malzeme, Tıbbi Cihaz, MedikalblogMedikal Malzeme, Tıbbi Cihaz, Medikalblog

Anasayfa Hastalıklar Yüksek tansiyon hastalarının yeni umudu!

  • Yüksek tansiyon nedir? ( hypertension )

    Yüksek tansiyon (hipertansiyon) te­rimi atardamarlardaki
    büyük kan basın­cının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durum­larda kullanılır. Tansiyonu uzun süre­lerle bu değerlerin üstüne çıkan birey­lerde beyin, böbrek, kalp ve damar has­talıklarının daha çok görüldüğü ve ge­nellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin daha kısa oldu­ğu kanıtlanmıştır.
    Büyük kan basıncı (büyük tansiyon) kaç olursa olsun, küçük kan basıncı (küçük tansiyon) 90 mmHg ya da daha yüksekse sistemik yüksek tansiyon
    söz konusudur ve tedavi edilmesi gerekir. Son istatistiklere göre normalin
    üst sını­rına yakın küçük kan basıncının (85-89 mmHg) bile bir risk etkeni olduğu anla­şılmaktadır.
    Küçük (diyastolik) tansiyonun yük­sek olmadığı, yani 90 mmHg’nin altın­da kaldığı, yalnız büyük (sistolik) tansi­yonun yükseldiği durumlarda sistolik yüksek tansiyon söz konsudur. 70 yaşın altındaki kişilerde küçük tansiyon
    90 mmHg’nin altında kalırken büyük tansi­yon 160 mmHg ve daha yüksekse teda­vi edilmesi gerekir. 70 yaşın üzerinde tedaviyi başlatacak büyük tansiyon de­ğeri 170 mmHg ve daha üstüdür.
    Hipertiroidizm, aort kapak yetmez­liği ve atar-toplar damar bağlantılarında büyük tansiyon yüksek olmasına karşın ilaç tedavisi gerekmez. Bu durumlarda asıl hastalık tedavi edilmelidir.
    Yüksek tansiyon günümüzde hâlâ beyin damarlarındaki tıkanıklık ve ka­namalar açısından başlıca risk faktörü­dür. Ayrıca, kolesterol ve sigara alışkanlığının yanı sıra miyokart enfarktü­sünün başlıca nedenleri arasında
    yer alır; kalp ve dolaşım yetmezliği olan ki­şilerin yüzde 75′inde bu hastalıklara ne­den olduğu bildirilmiştir. Ayrıca tansi­yon yükselmesinin damar duvarında ka­lınlaşma gibi belirgin değişikliklere yol açarak tıkayıcı damar hastalıkları, anev­rizmalar ve böbrek yetmezliği gibi bir dizi doku bozukluklarına neden olduğu kanıtlanmıştır.
    Son 35 yıl içinde yüksek tansiyonun ilaçla tedavisinde dev adımlar atılmış olmasına karşın, yukarıda belirtilen ol­gular güncelliklerini korumaktadır.
    Gü­nümüzde fazla yan etkisi olmayan, bu­na karşılık son derece etkili ilaçlar var­dır. Son yıllarda bu tedaviler sonucunda kan basıncının düşürülmesiyle kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıklardan ölme oranının belirgin ölçüde azaldığı kanıtlanmıştrr. Bu teda­vilerin yüksek tansiyonlu hastaların tedaviden sonraki yaşanılan üzerindeki etkileri incelenmiş ve özellikle felç, kalp ve dolaşım yetmezliği ile böbrek yetmezliğinin ortaya çıkma sıklığının azaldığı, buna karşılık, söz konusu ilaç­ların yüksek
    tansiyonlu hastada miyo­kart enfarktüsü ya da anjina pektoris gi­bi kalp
    kasının yeterince kanlanamama-sına bağh hastalıkların önüne geçilme­sinde daha az yararlı oldukları belirlen­miştir.
    Bu ilerlemelere karşın, en son ista­tistiklerin de doğruladığı gibi, yüksek tansiyon hâlâ ölüme neden olabilmekte­dir. Bunun nedeni bazen hastanın
    ih­malkârlığı nedeniyle hekim kontrolün­den geçmemesi ve hastalığa tanı kona-mamasıdır. Bazen de tanı konduktan sonra hekimin önerdiği ilaçların gere­ğince kullanılmaması ya da uygun oJ-mayan ilaçların seçilmesi ve daha sık­lıkla muayene edilen kişinin kalp ve da­marlarının yapısı nedeniyle tedavi yetersiz kalır.
    Kuramsal olarak, daha iyi sonuçlar elde etmek mümkün olduğundan,
    kalp ve damarlarla ilgili komplikasyonların önlenmesindeki bu
    başarısızlıklar, sü­rekli bir tedavi uygulamanın gerektiğini vurgular.
    Yüksek tansiyon tehlikesi olan hastanın doğru saptanması, öte yandan hastaya verilmesi gereken ilaç­ların seçiminde etkili bir düzenleme
    ya­pılması gerekir.
    Yüksek Tansiyonun Belirtileri nelerdir?
    Oluşum mekanizması bakımından iki tür yüksek tansiyon vardır:
    Birincil ya da esansiyel ve ikincil. Birincil yüksek tansiyonun nedenleri tam olarak bilin­memekle birlikte, hastalığın oluşumun­da kalıtım, ruhsal açıdan çabuk etkile­nen heyecanlı kişilik, şişmanlık gibi ba­zı etkenler saptanmıştır, tkincil yüksek tansiyon aşağıdaki hastalıklardan sonra ortaya çıkabilir: Böbrek dokusu ve böb­rek atardamarlarında yerleşen hastalık­lar (akut ve kronik böbrek iltihabı, poli-kistik böbrek), böbreküstü bezinin ka­buk bölümündeki hastalık nedeniyle kortizon ya da aldesteron hormonları­nın fazla salgılanması sonucu görülen Cushing hastalığı ve Crohn hastalığı, böbreküstü bezinin iç kısmının (medul-la) tümörü (feokromositom), aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlığı, kafa içi basıncının artması.
    Yüksek tansiyonla basınç reaksiyo­nu arasındaki ayrımın da yapılması ge­rekir. Yüksek tansiyon terimi kan ba­sıncının sürekli olarak bazı sınırların üzerinde kaldığım belirtirken, basınç reaksiyonu tansiyonun heyecanlanma ya da kan içine ilaç şırınga edilmesi gi­bi bir uyaran nedeniyle geçici olarak yükselmesidir. Yükselmeye yol açan uyaranın etkisi kaybolunca tansiyon normale döner.
    Yüksek tansiyon hastalarının yeni umudu!
    T24 – Böbrek sinirlerinin yakılması esasına dayanan RSD yöntemi, çok sayıda ilaç kullanmak zorunda kalan hipertansiyon hastalarının umudu oldu. İlaçlara rağmen düşmeyen inatçı tansiyonu frenleyen yöntem sayesinde, ilaçları yarı yarıya azaltmak veya tamamen kesmek mümkün.
    ntvmsnbc’nin haberine göre, Renal Sempatik Denervasyon (RSD) yöntemi, ilaçlarla kontrol altına alınamayan inatçı yüksek tansiyon tedavisinde yüz güldürücü sonuçlar veriyor.
    Dünyada üç yıllık geçmişe sahip olan yöntem Türkiye’de yeni uygulama alanı buldu ve şu ana kadar 5 hastanın tedavisinde kullanıldı. Yöntemi hastasına uygulayan Kardiyologlardan Prof. Dr. Sinan Dağdelen, “Hastam günde 6 doz ilaç alıyordu ve sürekli tansiyon baskısına sahipti. Ancak bu yöntemi uyguladıktan sonra hastaya sadece yarım dozluk ilaç yeterli oldu. Yani önceden günde 6 ilaç içen hastanın 5 ilacını tamamen kestik. Hasta, 10 miligramlık tek bir ilacın ise sadece yarısını içiyor” dedi.
    Böbrek damarlarının etrafında bulunan sempatik sinirler tansiyon yükselmesine neden oluyor. İlaçsız tedavi olarak da bilinen Renal Sempatik Denervasyon yönteminde bu sinirler yakılıyor. Yakılan sinirler fonksiyon dışı bırakıldığı için tansiyon yükselmesine de neden olamıyor.
    İşlemin 40 dakikada tamamlandığını söyleyen Prof. Dağdelen yöntemi,
    “Kasık damarından bir tel ile girilerek, her iki böbrek damarı radyofrekans dalgaları ile ısıtılıyor ve bu şekilde damarın etrafında tansiyona neden olan sinirler fonksiyon dışı bırakılmış oluyor. Bu işlem sırasında sadece lokal anestezi kullanılıyor. Herhangi bir kesme veya ameliyat yapılmıyor” sözleriyle anlattı.
    Kimyasal yükü hafifletiyor
    Prof. Dağdelen’e göre yöntem, klasik hipertansiyon tedavilerinden sonuç alamayan hastaların imdadına yetişiyor. Çünkü yöntem, çoklu ilaçlara rağmen düşmeyen inatçı hipertansiyon tedavisinde önemli avantaj sağlıyor:
    “Klasik hipertansiyon tedavisi sadece kimyasal ilaçlar almak ve diyet yapmak esasına dayanır. Bu ilaçların yan etkilerini ve diğer organlara olan hasarlarını ömür boyu sorgulamak gerekir. Bu tedaviyle sadece tansiyon sempatik sinirlerini ısıtma esas alınır ve vücuda herhangi kalıcı bir hasar verilmez. Bu tedavi sayesinde hastanın kullandığı ilaçları yaklaşık yüzde 50 azaltmak veya tamamen kesmek mümkün olabiliyor. Böylece vücut sürekli kimyasal ilaçlara maruz bırakılmaktan kurtuluyor. Bu nedenle hastanın kullandığı ilaçları azaltabilmek veya tamamen kesmek büyük bir avantajdır.”
    Hangi hastalara uygulanabilir?
    Yöntemin dünyada 2000’in üzerinde hastada kullanıldığını ve başarılı sonuçlar alındığını ifade eden Prof. Dağdelen, RSD’nin uygulanabileceği hasta profilini ise “Çok ilaç kullanmak zorunda kalan ve ilaçlara rağmen tansiyonu yüksek olan her hasta, bu tedaviye adaydır ve bu tedaviden fayda görecektir” diye özetledi.
    3 yıllık yararı kanıtlanmış
    “Yöntemin herhangi bir komplikasyonu ve tedaviden bir süre sonra hipertansiyonun tekrarlama riski var mı, uzun vadede etkinliği kanıtlanmış bir yöntem midir?” sorusuna Prof. Dağdelen’in yanıtı, “3 yıllık yararı kanıtlanmıştır. İşlem sırasında oluşabilecek önemli komplikasyonlar ise yüzde 1’den daha azdır” şeklinde oldu.

    Medikal Blog Whatsap Medikal Blog Whatsap

    Ürün stoklarımızda mevcut olup, firmamıza uğrayarak ürünü tedarik edebilirsiniz, adres belirtirseniz ürün adresinize gün içinde kargoya verilir.
    Ürünlerimiz Fotoğraflarda Görüldüğü gibi %100 Orjinal, UBB Barkodlu,Faturalı ve 1. Kalitedir.
    Firmamızdan talep etmiş olduğunuz ürünler Aras kargo olarak gönderimi yapılır.
    Kargo Paket gizliliği vardır. Kargo Paketinde kesinlikle iletişim bilginiz dışında farklı bir açıklama bulunmaz. Satışta olan ürünlerimizin %95 stoklarımızda mevcut olup, Mağaza ürünleri olduğu için ürün kalmaması durumunda size bilgi verilecektir. Olası stok problemleri için şimdiden anlayışınıza teşekkür ederiz. iade ve değişim için bizimle iletişime geçin. İade kriteri ambalajı bozulmamış ve tekrar satılabilir durumda olmalıdır.

    Sağlık Bakanlığı 15.05.2014 tarihli 29001 sayılı Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği doğrultusunda, “Medikal Ürünlerin internet aracılığı ile satışı durdurulmuştur”. İnternet sitemizde bulunan ve tanıtımını yapmış olduğumuz ürünlerin tamamı, bayisi olduğumuz ve yetkilendirilmiş olduğumuz firmaların ve Türkiye distribütörlerinin, ürünlerinin satışına firmamızın mağazasında devam etmektedir. Sizlere daha kaliteli hizmet verebilmek için; Sağlık Bakanlığı ve Tıbbi Cihaz Kurumu izni ile yetkili, Sorumlu müdür, Satış ve Tanıtım Elemanlarımız; soru, görüş ve önerileriniz için aşağıdaki iletişim bilgilerinden, sizlere yardımcı olacaktır.

    Anlayışınızdan ve firmamıza göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederiz.

    Bize Yazın

 Medical ürünler iletişim